YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3791
KARAR NO : 2023/3916
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasında görülen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davalıya ait değirmende 05.01.2004 tarihinden 14.03.2011 tarihine kadar fiilen ve kesintisiz olarak çalıştığını, davacının davalı işveren tarafından neden gösterilmeksizin hiçbir hak ve alacağı ödenmeden işten çıkarıldığını, Manavgat İş Mahkemesinin 2011/193 E. sayılı dosyasındaki davacı tanıklarının beyanlarının davacının davalıya ait işyerinde işçi olarak çalıştığını ispatlar nitelikte olduğunu, yine Manavgat Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından gönderilen müzekkere cevabında davalı …’in 15.05.1993 tarihinden itibaren un imalatı faaliyetinde kayıtlı olduğu, taraflar arasında ortaklık sözleşmesinin bulunmadığını, davacının gelirden pay almasının söz konusu olmadığını, vergi kayıtları ile de sabit olduğu üzere davacının davalı işveren …’in yanında işçi olarak çalıştığını, davalı işverenin davacı ile aralarında ortaklık sözleşmesinin olduğunu davacıya gelirden pay verdiğini ispatlayamadığını, Manavgat 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2012/220 E. sayılı dosyasında dinlenen ve davalının kardeşi olan … beyanında …’in değirmenlerinde işçi olarak çalıştığını, herhangi bir kar ortaklığı durumunun olmadığını, aylık sabit bir ücret karşılığında çalıştığını beyan ettiğini bununda davacının hizmet akdi ile çalıştığının delili olduğunu, bu nedenler ile davacının davalı nezdinde 05.01.2004-14.03.2011 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığının tespit edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kurum vekili, davanın 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesi gereği yasal süresinde açılmadığını, davacının bağ-kur sigortalısı olduğunu, davacının hizmet sözleşmesine dayalı olarak çalıştığı dönemde vergi mükellefi olduğunu, oda kaydının bulunduğunu, davacının aynı döneme ilişkim birden fazla sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışamayacağını ve bağlı olamayacağını, davalıya ait işyerinin 15.04.2011 tarihinde kanun kapsamında yer aldığını, davacının iddialarının dayanaksız olduğunu, hizmet tespiti davaları yönünden bordro tanıklarının dinlenmesinin tek başına yeterli olmadığını, bu durumun yazılı belgelerle de ispatlanması gerektiğini, beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … Yücel vekili, zamanaşımına uğramış kısımlar yönünden hizmet tespitinin talep edilemeyeceği, hizmet tespiti taleplerinin ancak dava tarihinden geçmişe dönük 5 yıl için talep edilebileceği, bu nedenle davanın ikame edildiği tarih olan Ekim 2013’ten geriye doğru gidildiğinde Ekim 2008’den itibaren hizmet tespiti talep edilebileceği, zamanaşımı süresi geçen 05.01.2004-Eylül 2008 arası için hizmet tespiti yapılması hukuken mümkün olmadığını, davacının kendisinin nezdinde çalışmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.03.2015 tarihli ve 2013/710 E. 2015/389 K. sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.Mahkeme kararına karşı davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 09.02.2016 tarihli ve 2015/25229 E. 2016/1512 K. sayılı ilamında; Mahkemece uyuşmazlık konusu dönem yönünden, davacının Bağ-Kur kayıtları getirtilerek hizmetleri tespit edilip ve çakışma durumu irdelenerek açıklanan yasal mevzuat kapsamında sonucuna göre karar verilmesi ve kurumun davalı konumunda olması gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İkinci Bozma Kararı
1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 21.10.2016 tarihli ve 2016/419 E. 2016/7825 K. sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2.Dairemizin 25.01.2018 tarihli, 2017/5927 E. 2018/433 K. sayılı ilamında; Mahkemece öncelikle davacının 4/b li çalışmalarının süreleri belirlenmeli, hizmetlerinde çakışma olup olmadığı irdelenmeli, 5510 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi kapsamında çakışma olduğunun anlaşılması halinde hangisinin geçerli sayıldığının tespiti ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yönünden bozulmuştur.
C. Üçüncü Bozma Kararı
1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 10.01.2020 tarihli ve 2018/92 E. 2020/19 K. sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karara karşı davalılar vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2.Dairemizin 22.03.2021 tarihli, 2020/2940 E. 2021/3680 K. sayılı ilamında; davacının 4/1-a ve 4/1-b kapsamında çalıştığı süreler belirlenmeli, her iki sigortalılıkta geçen süreler yönünden çakışma olması halinde yukarıda açıklandığı üzere dönemler itibariyle çakışma durumları incelenerek ve buna göre araştırma yapılarak, geçerli kabul edilmesi gereken sigortalılık statüsü tespit edilmeli, elde edilecek sonuç değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulmalıdır gerekçesiyle bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece somut olayda davacının 20.07.1995 – 08.05.2006 tarihleri arasında oda kaydının olduğu, oda kaydının 08.05.2006 tarihinde sona erdiği, ayrıca davacının 15.11.1992 – 31.03.1997 tarihleri arasında ve 13.08.2010 – 01.04.2011 tarihleri arasında vergi kaydı olduğu, vergi mükellefi olduğu, bozma ilamı sonrası yapılan zabıta araştırmasında davacının Bizim Kafe unvanı ile işlettiği kahvehanenin 15.11.1992 tarihinde işletilmeye başlandığı, iş yerinin yıkılmış olduğu, davcı ve iş yeri hakkında çevrede bilgi sahibi bulunan kişi ya da iş yeri bulunmadığı, Manavgat Vergi Dairesi tarafından 25.10.2014 tarihinde meydana gelen sel felaketinde aralarında davacının da adının bulunduğu listedeki mükellef evraklarının ve tarh dosyalarının imha olduğunun bildirildiği, davacının 20.07.1995 – 08.05.2006 tarihleri arasında oda kaydı olmakla birlikte vergi mükellefiyetinin 31.03.1997 tarihinde sona erdiği, bu tarihten sonra ticari faaliyette bulunduğuna dair dosya kapsamında bilgi ve belgeye rastlanmadığı, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları gereği davacının ağırlıklı çalışmasının davalı yanında gerçekleştiği, davacının 01.09.2004 tarihinden itibaren davalının yanında sigortalı olarak çalıştığı, 5510 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının ilk halindeki düzenleme gereği önce başlayan sigortalılığa itibar edilmesi gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne, davacının davalı …’e ait işyerinde 01.09.2004-14.03.2011 tarihleri arasında kesintisiz olarak asgari ücrete esas primle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı kurum vekili yeterli araştırma yapılmadığını belirterek Mahkemece verilen kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 05.01.2004-14.03.2011 tarihleri arasındaki davalı nezdinde 4/1-a kapsamında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 ncü maddesinin 2 nci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin 7, 8, 9 uncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrası ve 506 sayılı Kanun’un 79 uncu, 5510 sayılı Kanun’un 53 ncü maddeleridir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davalı kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,10.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.