YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3847
KARAR NO : 2023/4324
KARAR TARİHİ : 24.04.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/101 E., 2023/8 K.
KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 9. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/423 E., 2020/196 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirkete ait işyerinde 14.05.2016 tarihinden iş akdinin feshedildiği 09.07.2017 tarihine kadar aralıksız ve fasılasız olarak belirsiz süreli iş akdiyle satış danışmanı olarak çalıştığını, müvekkilinin satış danışmanı olarak mesai mefhumu olmaksızın tüm Türkiye genelinde farklı illere giderek çoğu zaman yatılı kalarak davalı şirkete ait reklam ajansına reklam, dizi, sinema vb yerlerde oynamak üzere oyuncu adayı seçmek ve kayıt yapmak işlerinde çalıştığını, her adayın kayıt işleminden de müvekkiline %5 prim ödediğini, müvekkilinin yapmış olduğu kayıtlardan aldığı primle aylık net maaşının 2.000,00.TL olduğunu, davacının maaşı dışında ayrıca yemek ve yol parası aldığını, davalı işverenin davacının çalışmalarını Kuruma bildirmediğini beyanla davalı işverene ait işyerinde 14.05.2016-09.07.2017 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı sigortalı olarak çalıştığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davalı şirket ile davacı arasında imzalanmış, İş Kanunu kapsamında hizmet akdi bulunmadığını, taraflar arasında iş sözleşmesi değil, “Satış Temsilcisi Sözleşmesi” olduğunu, davacının belirli bir komisyon ücreti karşılığında dışarıdan müvekkili firmaya hizmet veren bir satış temsilcisi olduğunu, müvekkili firmanın, çalışma şekline göre belli dönemlerde Türkiye’nin farklı şehirlerinde organizasyonlar yaptığını, satış temsilcilerinin bu organizasyonlar çerçevesinde çalıştıklarını, yapılan iş kapsamında bulunan adaylar ödemesini yaptığında ise, satış temsilcisine, ödenen meblağ üzerinden kararlaştırılan bedelin (%5) ödendiğini, organizasyon sonrası satış temsilcilerinin şirket ile bir bağlantısı kalmadığını, bir sonraki organizasyona katılmak mecburiyetleri olmadığı gibi, katılmamaları halinde herhangi bir sorumluluklarının da doğmadığını, yani satış temsilcilerinin şirketin bünyesinde çalışmadığını, davalı firma bünyesinde SGK kapsamında çalışan 7 işçi bulunduğunu, davacının aldığı ücrete ilişkin iddiasının gerçek dışı olduğunu, satış temsilcilerine her ay ve düzenli olarak ödenen bir ücret/maaş bulunmadığını, temsilcinin satış yaptığı bedel üzerinden prim ile çalıştığını, temsilcinin tahsil ettiği ödeme için sözleşme gereği makbuz kesmesi gerektiğini (madde-3), ekte sundukları şirket hesaplarında açıkça görüleceği üzere, davacıya yapılan ödemelerin, farklı tarihlerde ve farklı miktarlarda olup devamlılık arzetmediğini, taraflar arasında kurulan iş ilişkisi İş Kanunu çerçevesinde olmadığından davacının tüm iddialarının gerçek dışı olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
Fer’i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; 6552 sayılı Kanun gereği davalı yanında fer’i müdahil olarak davaya katılmayı talep ettiklerini, 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesi gereğince çalıştırılan işçilerin sigorta primine esas tutulan kazançlarının, prim ödeme gün sayılarının ve sigorta primlerini gösteren belgelerin Kuruma bildirilmesi mecburiyetinin işverene ait bir yükümlülük olduğunu, bildirilmeyen ya da yanlış bildirilen kayıtlar için Kurumun sorumlu tutulamayacağını, bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediğinin yöntemince araştırılması gerektiğini, bu koşu oluşmuşsa işverenin gerçekten var olup olmadığının eksiksiz bir şekilde belilenmesi gerektiğini, daha sonra çalışma olgusunun varlığının özel bir duyarlılıkla araştırılması gerektiğini, soyut tanık beyanlarına göre hüküm kurulamayacağını, yazılı delil niteliğindeki resmi kurum kayıtları karşısında davanın aynı mahiyette yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Davanın kabulü ile 22775179538 TC Kimlik, 3501200210486 sigorta sicil numaralı davacı …’nın, 1453797.035 sicil sayılı davalı BCA Ajans Reklam Organizasyon Prodüksiyon Yapımcılık Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti’ne ait işyerinde 14.05.2016 – 09.07.2017 tarihleri arasında hizmet akdine istinaden asgari ücretle toplam 408 gün çalıştığı, bu çalışmalarının tümünün Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmediğinin tespitine” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili ile feri müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde; davacı ile davalı arasında hizmet akdi bulunmadığını, davacı ile davalı şirket arasında satış temsilcisi sözleşmesi bulunduğunu, davacının talep ettiği dönemlerde başka iş yerlerinde çalışmasının bulunduğunu, hükme sadece tanık beyanlarının esas alınmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Fer’i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde; davanın ispat edilemediğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “… 9. İş Mahkemesi’nce verilen 08.10.2020 tarih, 2018/423 Esas ve 2020/196 Karar sayılı karara yönelik davalı vekilinin ve fer’i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine ” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili ile feri müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili; istinaf dilekçesi ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
2. Feri müdahil Kurum vekili; istinaf dilekçesi ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 14.05.2016-09.07.2017 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, mülga 506 sayılı Kanun’un 79 ve 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dinlenilen taraf ve bordro tanıklarının beyanları ile dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.