Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/3865 E. 2023/6821 K. 13.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3865
KARAR NO : 2023/6821
KARAR TARİHİ : 13.06.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1321 E., 2023/195 K.
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 41. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/14 E., 2022/91 K.

Taraflar arasındaki aksi kurum işlemlerinin iptali ile 4447 sayılı Kanun’un geçici 10 uncu maddesindeki teşvikten faydalandırılmaya yönelik verilen belgelerin Kurumca işleme alınması gerektiğinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.

Kararın davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenen geçici 10 uncu madde ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği 103 /4.f hükümlerine dayanarak geçmiş dönemlere ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden yararlanmaya yönelik yaptığı başvurunun, reddedilmiş sayılması nedeniyle, iş bu davalı kurum red kararının iptali ve ayrıca müvekkil şirketin anılan yasa ve yönetmelik hükümleri çerçevesinde ilgili sigorta prim teşviki uygulamasından geçmiş dönemler bakımından yararlanma talibini içeren 08.12.2016 tarihli başvurusunun hukuka uygun olduğnun tespiti hususlarında karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı kurum üzerinde bıkılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı kurum vekilince cevap dilekçesinde özetle; davacının isteminin mümkün olmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini belirterek, davanın reddi talep edilmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kurum tarafından ” İlgide kayıtlı yazınıza istinaden yapılan dosya incelemesinde bahsi geçen konu ile ilgili olarak işverenin 28.12.2016 tarih 18156281 sayılı dilekçesi olduğu anlaşılmış olup söz konusu dilekçesine istinaden 28.12.2016 tarih 18169078 sayılı yazımız ile işlem yapılamayacağı belirtilmişse de 2020 yılında işleme alındığı tespit edilmiştir.” şeklinde cevap verildiği, davanın konusuz kaldığı, davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği anlaşıldığından yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalının üzerine yükletilmesi gerekmiş, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine dair karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2011/10-642 E., 2012/38 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır. Bu çıkarın da karar verilene kadar sürmesi gerekir.

Davacının dava açmakta hukuk tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır (Arslan, Ramazan; aktaran: Hanağası, Emel: Davada Menfaat, … 2009, önsöz VII).

Her iki tarafın da davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmamış bulunması olarak tanımlanan davanın konusuz kalması halinin, aşamada gerçekleşip gerçekleşmediği hususu ayrıntılı olarak, hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gereklidir.

Davanın açılmasından sonra davacının hukuki yararı veya davanın konusu ortadan kalkarsa dava konusuz kaldığından, işin esası hakkında infaz kabiliyeti olan bir hüküm kurulmamakla birlikte mahkemece “davanın konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına” karar verilerek yargılamaya son verilirken; yargılama gideri konusunda da hüküm kurulması zorunluluğu bulunmaktadır.

6100 sayılı Kanun’un 331/1 maddesinde, “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hakim davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” düzenlemesine yer verilmiş olup; yargılama giderlerine, davaya devam edilseydi kimin aleyhine karar verilecek idiyse, o kişinin katlanması gereği bulunmaktadır. Bunun için mahkemenin, davanın konusuz kalması halinde yargılamaya devam ederek dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit etmesi ve tutumuyla dava açılmasına sebep olan tarafı yargılama gideriyle sorumlu tutması gerekmektedir.

Somut olayda, dava açmadan önce Kurum’a yaptığı başvurusu kabul edilmeyen davacının yargılama sırasında 7103 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvurunun işleme alınarak davanın konusuz kaldığı anlaşılmaktadır.

7103 sayılı Kanun ile 5510 sayılı yasaya eklenen ve yürürlük tarihi 01.04.2018 olan ek 17 nci maddenin “…Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekalet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” hükmünü içeren 4 üncü fıkrasının da 19.02.2020 Karar günlü, 2018/139 Esas, 2020/12 Karar sayılı, 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı R.G.de yayımlanan Anayasa Mahkemesi Kararıyla iptal edildiği de anlaşılmaktadır.

İlk derece Mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından, anılan yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar çerçevesinde, dosyadaki bilgi ve belgelere göre somut olayda, dava açılmasına Kurumun sebep olduğu anlaşılmakla; ayrıca konusuz kalmaya dayanak yasa maddesinin 4.fıkrasının da Anayasa Mahkemesi Kararıyla iptaline karar verildiği görülmekle ilk derece mahkemesi kararının vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyizinde davacı hakkında kurumca yapılan işlemlerin yasalara uygun ve yerinde olduğunu verilen vekalet ücretinin da hukuka aykırı olup, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı şirketin 4447 sayılı Kanun’un geçici 10 uncu maddesinden faydalandırılmaya yönelik olarak verilen belgelerin işleme alınması gerekip gerekmediğine ve Kurumca yapılan işlemin yerinde olup olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.