Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/3895 E. 2023/5051 K. 09.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3895
KARAR NO : 2023/5051
KARAR TARİHİ : 09.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/552 E., 2023/12 K.
KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/165 E., 2021/182 K.

Taraflar arasındaki hizmet ve sigorta primine esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 12.06.2011 – 21.02.2012 tarihleri arasında …’ya ait işyerinde, 18.05.2012 – 10.06.2012 tarihleri arasında …’ya ait işyerinde, 01.09.2013 – 11.03.2014 tarihleri arasında …’a ait işyerinde, 01.05.2014 – 16.06.2014 tarihleri arasında …’a ait işyerinde kesintisiz en son 2.000,00 TL ücretle çalıştığını, bu işyerlerinin gerçekte sahibinin … ve oğlu Ali Suda olduğunu, anılan işyerlerinde kesintisiz çalışmasına rağmen çalışmasının Kuruma eksik bildirildiğini ileri sürerek, Kuruma bildirilmeyen sürelerde hizmet akdiyle çalıştığının tespiti ile eksik primlerinin tamamlatılmasına karar verilmesini istemiştir.

II.CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı …’nın akraba olduğunu, davacının …’ya ait işletmeye gayri resmi ortak olduğunu, çıkış kayıtlarının kendi isteği üzerine yapıldığını, …’nın açmış olduğu işyerinin davalı …’nın işyerinin kapatılması sonucunda devamı niteliğinde açılan bir işyeri olmadığını, davacının …’ya ait işyeri kapatıldıktan sonra ticari faaliyetleri nedeniyle tanıdığı …’ya ait işyerinde ailevi nedenlerden dolayı SGK kaydının yapıldığını, davalı …’ın ise Sultangazi’de faaliyet gösterdiğini, davacının …’nın işletmesinden ayrılarak bu defa … işletmesinde yine … ile birlikte fason işlerin yapılması noktasında faaliyette bulunmaya başladığını, kendisinin talebi üzerine 12.03.2014 tarihinde işten kendi isteği ile ayrıldığı 30.04.2014 tarihine kadar sigorta kaydının yapıldığını, davacının …’a ait işyerinden tüm alacaklarını alarak ayrıldığını, davalı …’nın babasının bilgi ve tecrübeleri ile aynı zamanda yeni bir işyeri kurup devam etme gayesi ile yakın akrabaları olan davacı asil ile yeni ortaklıklarına devam etmek suretiyle işyeri açtığını, 17.06.2014 tarihi itibariyle SGK kaydının bu işletmede yapıldığını, davacının işlerin istedikleri mahiyette olmadığını, borçlardan artık daha fazla sorumlu olmak istemediğini belirterek işe gelmediğini, bunun üzerine 30.01.2016 tarihinde sigorta çıkışının yapıldığını, iş yerlerinin farklı kişilere ait olduğunu, davacının ise bu iş yerlerinde ortak olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Fer’i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum kayıtlarının esas olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İncelenen dosya kapsamı ve toplanan delillere göre; dosyada …, … ve … unvanlı işyerleri arasında organik bağlantı bulunduğuna ilişkin herhangi bir delilin mevcut olmadığı, davacının bu işyerlerinde hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı yönünde de belgelerin bulunmadığı, davacının dosyaya ibraz edilen bono fotokopilerinde … ile birlikte isminin bulunduğu, dosyadan beyanları alınan tanıkların davacının davalı iş yerlerinde ortak olduğunu beyan ettikleri belirlenmiş olmakla, işyerlerinin ayrı kişilere ait ayrı ayrı işyerleri olduğu, adreslerinin farklı olduğu anlaşılmakla aralarında organik bağlantı bulunmadığı, davacının işyerlerinde hizmet akdine dayalı olarak 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a statüsünde değil, kendisinin ortağı olduğu işyerinde çalışmış olduğu, bu nedenle de Kurum kayıtlarından görülen süreler haricinde tespiti mümkün hizmet süresinin bulunmadığı, davacının kazancının da Kurum kayıtlarında görüldüğü şekilde prime esas kazanç olduğu, aksinin ispatlanamadığı anlaşılmakla sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının SGK kayıtlarına göre çalıştığı sürelerin belli olduğunu, ara dönemlerde sigortası yapılmadığından eldeki davanın açıldığını, davalıların davacının işyerlerine ortak olduğunu iddialarını yazılı belgelerle ispatlamaları gerektiğini, yerel mahkemece ispat külfetini ve yazılı belge ile ispatı gözden kaçırarak davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bordolu tanık beyanları, dosya kapsamı ve mahkemenin gerekçesine göre; davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının Kuruma bildirilmeyen sürelerdeki hizmetlerinin ve sigorta primine esas ücretlerinin tespitine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 80 inci ve 86/9 uncu maddesi.

3.Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.