Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/4006 E. 2023/4583 K. 27.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4006
KARAR NO : 2023/4583
KARAR TARİHİ : 27.04.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3602 E., 2022/3735 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 9. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/313 E., 2022/24 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ve feri müdahil kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ve feri müdahil vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7 nci maddesine eklenen fıkrası gereği davanın ilgili SGK Müdürlüğü’ne re’sen ihbarına karar verilmesini, davacının, davalı işveren yanında 15.09.2008 tarihinde “hasta bakıcı” olarak işe başladığını, SGK giriş işlemlerinin 21.01.2015 tarihinde yapıldığını ve bu tarihten itibaren SGK primlerinin yatırılmaya başlandığını, ancak bu tarihten iş akdinin son verildiği tarih olan 18.05.2019 tarihine kadar yatırılan sigorta priminin eksik yatırıldığını, hasta bakıcı olarak çalışan davacıya günlük sigorta yatırıldığını, hak kaybına uğramasına sebebiyet verildiğini belirterek, davacının kuruma bildirilen fakat primleri yatırılmamış olan çalışmalarının tespiti ile bu çalışmalarına ait yatırılmayan primlerin işverenden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Eylül 2008’den itibaren müvekkili yanında hasta bakıcı olarak çalıştığı iddiası gerçeği yansıtmadığını, davacının, müvekkili davalı tarafından yıl içerisinde belli günlerde ev temizliği adına çağrıldığını (halk arasında gündelikçi olarak bilinen) ve bunun ötesinde bir vazifesi bulunmadığını, o dönemlerde davacının sigortalı işi olmamasından dolayı sosyal yardımlardan yararlandığını, yeşil kartının olduğunu ve gündelik temizlik işleri ile ilgilenmekte olduğunu bildiklerini, daha sonraları müvekkilinin ilerleyen yaşı ve evde ihtiyaçlarının daha da artması sonucu kendisi ile daha uzun süreli çalışmak istenildiğini ve bunun gereği olarak da sigorta giriş işlemlerinin yapıldığını, kayıtlarda da görüleceği üzere davacının ev hizmetlisi olduğunu, hasta bakıcı olarak işe alınmadığını, davacının hasta bakıcılık yapacak bir eğitimi, donanımı ve bilgi birikimi bulunmadığını, yılın belirli zamanlarında evin temizlik ihtiyacını gidermek için gelen, sürekli bir çalışması olmayan davacının, 2015 yılı itibari ile sigortasının yapılarak daha sık gelip gideceği şekliyle işe başlatıldığını, davacının müvekkilinin evine ev işlerini yapmak için gelip gittiğini, gündelik işleri yapmak adına müvekkilinin evinde çalışan davacının aylık puantaj usulü çalıştığını, hafta sonları çalışmadığını, hafta içinde ise geldiği gün kadarının dikkate alındığını, kabul anlamına gelmeksizin davacının iddialarının doğru olduğu kabul edilecek olsa, prim borçlarının 5 yıllık zaman aşımına tabi bulunduğunu, bu nedenle zamanaşımı definde bulunduklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Fer’i müdahil vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesindeki taleplerinin açık olmadığını, HMK 119 maddesine istinaden davacının dava dilekçesindeki kanuni noksanlığı tamamlaması gerektiğini, kurum kayıtlarında davacının … nezdinde 2015/01-2019/04 yılları arasında sigortalı bildirildiğini, ancak sigortalının işten çıkış tarihini 18.05.2019 olarak verilmesine rağmen 2019/05 hizmetinin verilmediğinin tespit edildiğini, davacının davalı … nezdinde 15.09.2008- 21.01.2015 tarihleri arasında çalıştığına dair herhangi bir hizmet bildirimine rastlanılmadığını, … ünvanlı işyerinin 21.01.2015 tarihinde kanun kapsamına alındığını, 18.05.2019 tarihinde kanun kapsamında çıkarıldığını, bu haliyle kurum kayıtları ile davacının taleplerinin birbiriyle örtüşmediğini, 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesine göre; yasanın 4 üncü maddesi kapsamında çalıştırılan sigortalıların sigorta primleri hesabına esas tutulan kazançları toplam prim ödeme gün sayıları ile sigorta primlerini gösteren belgelerin müvekkili kuruma bildirilmesi mecburiyetinin işverene ait bir yükümlülük olup, bildirilmeyen iş bu kayıtlar için müvekkili kurumun sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını belirterek, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Kararda özetle; Mahkemece davanın kabulü ile davacının davalıya ait iş yerinde 15.09.2008 – 18.05.2019 tarihleri arasında SGK’ya bildirilen çalışmaları dışlanmak suretiyle hizmet akdine tabi ve kesintisiz bir şekilde asgari ücret ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil kurum vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının müvekkilinin evinde 2015 yılından önce çalıştığının ispatının mevcut olmadığını, 2015 yılı sonrasında da kesintisiz olarak çalıştığının kanıtının olmadığını, 2015 yılından sonrasında sürekli çalıştığının belgeyle ispatlanamadığı gibi beyanlarla da ispatlanamadığını, davanın hak düşürücü süreden dahi reddi gerektiğini, mahkemece hiçbir hususun ayrıntılı değerlendirilmeden sadece davacı tarafın beyanları dikkate alınarak karar verildiğini, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Feri müdahil kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; hizmet tespiti davalarının kamu düzenine yönelik olduğundan re’sen incelemeye tabi olduğunu, gerçek ve eylemli sigortalılıktan söz edebilmek için çalışmanın varlığının Yargıtay’ın kabul ettiği ilkelere uygun biçimde belirlenmesi gerektiğini, kamu düzenine ilişkin olan işbu hizmet tespiti davasında asıl olanın resmi belge ve kayıtlar olduğunu, resmi yazılı belgenin varlığının da kesintili çalışmanın karinesi olduğundan sübuta ermeyen davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hizmet tespiti sürelerinin ve ücret hususunda davacının talebi doğrultusunda kabul yönünde hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı ve feri müdahil kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Feri müdahil kurum vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.

2.Davalı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 86/8 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı ve feri müdahil vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.