Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/4044 E. 2023/6460 K. 07.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4044
KARAR NO : 2023/6460
KARAR TARİHİ : 07.06.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1618 E., 2022/1874 K.
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aydın 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/506 E., 2022/181 K.

Taraflar arasındaki Bağ-Kur sigortalılık tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvrunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, davacının 17.04.1997 tarihinde vergi kaydının bulunduğunu buna rağmen Kurum tarafından sigorta tescilinin yapılmadığını beyanla sigorta başlangıç tarihinin 17.04.1997 olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili, davacının 04.04.2001 tarihinden önce Kurum’a herhangi bir başvurusunun olmadığını, 17.04.1997-10.021998 tarihleri arasının sigortalılık süresi olarak değerlendirilemeyeceğini, Kurum kayıtlarının aksinin aynı nitelikte belgelerle ispatının gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince; “…1479 sayılı Kanun kapsamında, 506 sayılı kanundan farklı olarak, “sigortalılık başlangıç tarihi” kavramı yer almamakta, sigortalı hak ve yükümlülüklerinde (1479 sayılı kanunun 35 ve geçici 10,21 ve 29 uncu maddeleri gereğince) “primi ödenmiş gün sayısı” geçerli kabul edilmektedir. 506 sayılı Kanunun 108 inci maddesi ve 5510 sayılı Kanunun 38 inci maddesi değerlendirildiğinde sigorta başlangıcının yaşlılık aylığından yararlanma şartları arasında olan “sigortalılık süresini” doğrudan etkilediği görülmektedir. Ne var ki 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu kapsamında sigorta başlangıcının talep eden açısından hukuki sonucu olarak “sigortalılık süresini” belirlemesi yönünden etkisi bulunmamaktadır. Çünkü bu kanun kapsamında da yaşlılık aylığına hak kazanmak için sigortalılık süresi değil primi ödenmiş günler asıldır. Somut olay bakımından davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında talep ettiği 1 günlük hizmet tespitinin yaşlılık aylığı bağlanırken herhangi bir katkısı olmayacağından hukuki yararı bulunmamaktadır (HGK 31.5.2017 t. 2015/21-840 E, 2017/1042 K.). Davacı vekili 08.11.2019 tarihli talep açıklama dilekçesinde sadece sigorta başlangıcını talep ettiğini beyan etmiş olduğundan dava açmasında hukuki yararı olmadığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; davacının 17.04.1997 tarihinde işe başladığını, bu tarihin sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi için Aydın Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuruda bulunduğunu, Kurum tarafından başvurusunun reddedildiğini, davacının 17.04.1997 tarihinde vergi kaydının açıldığını ve vergi borçlarının ödenip kapanışının yapıldığını, usulüne uygun olarak davalı Kurum’a başvuru yapılmış olmasına rağmen Kurum tarafından sigorta tescili yapılmadığını, davacının sigorta başlangıç tarihinin 17.04.1997 olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin gerekçesine konu ettiği kararın “…özellikle; gerek dava dilekçesinde gerek ise ön inceleme duruşmasında istemin sigortalılık başlangıcı yönünde olması, kaldı ki, davacının, 1479 sayılı Kanunun Geçici 18’nci maddesi kapsamında 02.08.2003 tarihinden önce intikal eden giriş bildirgesi, prim ödemesi bulunmaması ve ihya isteminin olmaması dikkate alındığında…” gerekçesiyle kararın yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili özetle; isinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Bağ-Kur sigortalılık tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 1479 sayılı Kanun’un Geçici 18 nci maddesi, HGK nin 31.05.2017 t. 2015/21-840 E, 2017/1042 sayılı Kararı

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.