Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/4067 E. 2023/4194 K. 13.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4067
KARAR NO : 2023/4194
KARAR TARİHİ : 13.04.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3657 E., 2022/4058 K.
KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/134 E., 2022/386 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer’i müdahil SGK vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının işe giriş bildirgesi gereğince davalı işverenliğe bağlı TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi Müdürlüğünde çalışmaya başladığını, ancak müvekkilinin çalışması işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirilmiş ise de, davalı işveren tarafından 1999-2003 yılları arasındaki bir kısım primleri ödenmediğinden feri müdahil kurumun çalışmalarını sigortalı hizmet kabul etmediğini, bu nedenle müvekkilinin sigortalı hizmetinin eksik göründüğünü, söz konusu dönemlerle ilgili puantaj ve diğer özlük kayıtları incelendiğinde ve tanık beyanları dikkate alındığında davacının işyerinde çalıştığının görüleceğini, davanın; işe giriş bildirgesi sonrasındaki çalışma dönemlerinin tespiti talebi ile açıldığından ve 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesine göre Kurum denetim görevini yerine getirmediğinden hak düşümü süresine bağlı olmadığını belirterek, davanın kabul ile davacının SGK kayıtlarına geçmeyen 1999 yılı, 2000/1 ve 3 dönemleri, 2001 yılı 2 ve 3 dönemleri, 2002 yılı ve 2003 yılı 1 dönemindeki çalışmalarının sigortalı hizmet olarak tespiti ile kurum kayıtlarının düzeltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hizmet tespit davasının tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerektiğini, huzurdaki davanın söz konusu hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olup, davanın bu yönüyle reddi gerektiğini, davacının, müvekkil kurumun Ulusal Gözlemevi Bünyesinde kurulan T150 teleskobunun elektrik, elektronik, optik sistemlerinin işletilmesi ve odak düzlemi aletlerin çalıştırılması için hizmetine ihtiyaç duyulması üzerine, yabancı uyruklu (dava konusu edilen dönemde Özbekistan uyruklu olması nedeniyle) statüsünde çalıştırılmak üzere, 31.08.1999 tarihinde uzman araştırmacı olarak çalışmaya başladığını, davacının 01.09.1999 tarihinde müvekkil kuruma vermiş olduğu dilekçesinde “Müdürlüğünüzde göreve başladığım tarihten itibaren, ücretimde emekli keseneği haricindeki iş kazası, analık ve hasta kollarından yararlanabilmem için gerekli sigorta primi kesintisinin yapılmasını arz ederim.” şeklindeki talebi doğrultusunda 1999 yılı, 2000/1 ve 3 dönemleri, 2001 yılı 2 ve 3 dönemleri, 2002 yılı ve 2003 yılı 1 dönemindeki SSK sigorta primlerinin “malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olmayanlar yabancı uyruklu” statüsünde değerlendirilerek prim ödemesinin buna göre gerçekleştirildiğini, kalan diğer yüzdelik prim tutarlarının da ücretiyle birlikte kendisine ödendiğini, somut uyuşmazlığın yasal dayanağını oluşturan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 3/II-A bendi; “II-Malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları, bir işveren emrinde çalışan ve Türk uyruklu olmıyan kimselerden Kurumdan yazılı istekte bulunanlar hakkında ve istek tarihinden sonraki ay başından başlanarak uygulanır.” hükmünü haiz olduğunu, söz konusu düzenlemenin yürürlükte olduğu dönemde yabancıların, kısa vadeli sigorta kollarına (iş kazası meslek hastalığı, hastalık ve analık) zorunlu olarak bağlı iken, uzun vadeli sigorta kolları (malullük, yaşlılık, ölüm) istekte bulunmadıkları sürece uygulanamayacağını, kaldı ki, davacı tarafından müvekkili kuruma verilen dilekçeyle uzun vadeli sigorta kolları hariç tutularak yalnızca kısa vadeli sigorta kolları için prim yatırılmasının talep edildiğini, davacının talebi ve yürürlükteki düzenleme doğrultusunda müvekkili kurum tarafından davacının yalnızca kısa vadeli sigorta kolları primlerinin yatırıldığını, davacının uzun vadeli sigorta kolları prim tutarlarının kendisine ücretiyle birlikte ödendiğini belirterek, davanın öncelikle hak düşürücü süre yönünden reddine, haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle de esastan reddini savunmuştur.

2.Fer’i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacının sigortalı hizmet cetvelinde dava konusu dönemde 01.05.2000 tarihinden dava tarihine kadar davalıya ait işyerinden, eksik bildirilen 1999/1,2,3; 2000/1 ve 3 üncü dönem; 2001/2 ve 3 üncü dönem; ve 2002/1,2,3 üncü dönem ve 2003/1 inci dönem dışında tüm sigorta kollarına tabi ve tam bildirimlerinin bulunduğu; davalı işverene ait işyerinden SGK’na süresinde intikal eden 31.08.1999 tarihli işe giriş bildirgesinin mevcut olduğu, yabancı uyruklu olan davacıya 1998/9 uncu ayda çalışma izninin verildiği, davalı kurumca, ihtilaflı çalışmalara ait imzalı ücret ödeme bordrolarının, 31.08.1999 tarihinden itibaren imzalanmış hizmet sözleşmelerinin, dönem bordrolarının ibraz edildiği, dönem bordrolarından mahkememizce re’sen seçilip dinlenen ve davacıyla ihtilaflı dönemlerde beraber çalışan bordro tanıklarının davacının iddiasını doğruladıkları ve çalışmanın kesintisiz bir şekilde 31.08.1999 tarihli işe giriş bildirgesinden itibaren başlayıp dava tarihine kadar devam ettiği, böylece hak düşürücü sürenin de işlemediği anlaşılmakla; davanın kabulü ile;
1-)Davacının davalı işveren Kurum nezdinde;
-31.08.1999 – 31.12.1999 tarihleri arasında;
-2000 yılının 1 ve 3 üncü dönemlerinde;
-2001 yılının 2 ve 3 üncü dönemlerinde;
-01.01.2002 – 31.12.2002 tarihleri arasında ve
-2003 yılının 1 inci döneminde hizmet akdine tabi olarak kesintisiz bir şekilde çalıştığının tespitine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunu, usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, cevap dilekçelerinin ilk derece mahkemesince anlaşılmadığını, davacının kesintisiz çalışma iddiasına bir itirazlarının olmadığını beyan ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine
karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil SGK vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarlamıştır.

2.Feri müdahil vekili temyiz dilekçesinde; ücret tediye bordroları, dönem bordroları, sigortalıya ait şahsi sicil dosyası, vergi kaydı v.s belgelerin mahkemece celp edilerek incelenmesi, çalışma olgusunun somut ve inandırıcı delillerle açıkça ortaya konulması gerektiğini beyanla bozmayı gerektirdiğini belirtmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79 uncu maddesi ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86 ıncı maddesidir. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ve feri müdahil SGK vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.