Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/4074 E. 2023/4441 K. 26.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4074
KARAR NO : 2023/4441
KARAR TARİHİ : 26.04.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3449 E., 2022/4052 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/383 E., 2022/389 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı şirket vekili ile feri müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 15.04.2011-11.06.2018 tarihleri arasında davalı şirkette bilfiil çalıştığının ve bu süre içerisinde 839 gün eksik ödenmiş bulunan sigorta primlerinin tespiti ile eksik primlerin işverene tamamlattırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin 24.12.2021 havale tarihli dilekçesine göre davacının sosyal güvenlik destek primine tabi hizmetlerinin tespitinin talep edildiği bildirilmiştir.

II. CEVAP
Fer’i müdahil vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum kayıtlarının esas olup, davacının bunun aksini aynı değerdeki yazılı belgelerle ispatlayabileceğini, bu tür hizmet davalarının kamu düzenini ilgilendirdiğinden davanın hiç kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerektiğini, çalışma konusu işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediği, başlangıç ve bitiş tarihleri konusunda dinlenecek tanıkların tespiti istenen sürede iş yerinde çalışan kişilerden olması veya iş yerini yakından bilen ve tanıyanlardan seçilmesi gerektiğini, tanık beyanları ile yazılı belgeler birbirini teyit etmesi gerektiğini, davacının diğer davalıya ait iş yerinde şahsi dosyası var ise bunun getirtilmesi, ayrıca varsa puantaj cetvelleri ve ücret tediye bordrolarının de getirtilmesi gerektiğini, bordrolarda imzasının bulunup bulunmadığına bakılması gerektiğini, ayrıca davalı işveren nezdinde tutulan defter, makbuz gibi kayıtların getirtilerek, bu belgelerde davacının çalışmasını kanıtlayacak bir unsur olup olmadığının denetlenmesi gerektiğini, davanın reddini talep etmiştir.

Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 01.07.2012 tarihinden beri emekli aylığı almakta olduğunun belirtildiğini, hal böyle iken anılan iddia ile neyin amaçlandığının anlaşılamadığını, davacının müvekkili şirket nezdindeki işinin, belediyeden ihale yoluyla alınan iş kapsamında olduğunu, kamu idaresinin taraf olduğunu, idarenin denetimi ve gözetimi altında yürütülen bir ilişkide, belirtildiği şekilde sigortasız çalışmanın sürdürülmesinin mümkün olmadığını, davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte, uzun bir süre veya kesintili olarak sigortasız çalıştırıldığını iddia eden işçinin, çalışma süresi içinde hiçbir işlem yapmaması bir yana uzun bir süre dava açma yoluna gitmemesinin, iddialarının inandırıcı olmadığını ve haksız çıkar sağlama amaçlı olduğunu gösterdiğini beyanla; davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
Davacıya, kabul edilen sigortalılık hizmetlerinin öncesine rastlayan 01.07.2012 tarihinden itibaren SGK’dan yaşlılık aylığı bağlandığı, belirtilen tarihten sonrasına rastlayan tarihlerde de davacının sosyal güvenlik destek primine tabi çalışma hakkının bulunduğu sabittir. Hal böyle olmakla birlikte, davacının bu bakımdan talebinin açık ve belirgin olmadığı anlaşılmakla, öncelikle talebinin, 506 sayılı Kanun’un 63/A maddesi kapsamında yaşlılık aylığı kesilerek tüm sigorta kollarına tabi çalışmasının tespitine mi, yoksa 63/B kapsamında sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmasının tespitine mi yönelik olduğunun bildirilmesi için davacı tarafa süre verilmiş olup bu doğrultuda, davacı vekilinin 24.12.2021 havale tarihli dilekçesine göre davacının sosyal güvenlik destek primine tabi hizmetlerinin tespitinin talep edildiği bildirilmiş olduğu, davacının uyuşmazlık konusu dönem içerisinde kalan sürelerden, 18.05.2012 tarihinin sonrasına ve 11.12.2017 tarihinin öncesine rastlayan, davalı tarafından sunulan yazılı delil niteliğindeki belgelerin kapsadığı sürelerin dışında kalan ve hizmet bildirimlerinin yapılmadığı sürelerde davalı şirket bünyesinde geçen sosyal güvenlik destek primine tâbi sigortalılık hizmetlerinin tespitine, fazlaya ilişkin süreler yönünden hizmet tespiti talebinin reddine gerekçelerine dayalı olarak,

Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile,

Davacının, feri müdahil Sosyal Güvenlik Kurumuna hizmet bildirimlerinin yapılmadığı 29.06.2012- 31.12.2013 tarihleri arasında ve 2015/08 ayında 2 gün süreyle 5510 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince davalı şirket bünyesinde zorunlu sigortalılık kapsamında sosyal güvenlik destek primine tabi olarak fiilen çalıştığının tespitine, belirtilen süreye ilişkin sigorta primlerinin tespiti ile eksik primlerin işverene tamamlatılmasına, belirtilen sürelerin dışında kalan fazla süreler yönünden davacının taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kısmen red kararının hatalı olduğunu, kurum işlemlerinin mevzuata aykırı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini beyan ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve tüm taleplerin kabulünü istemiştir.

Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, davacı iddialarının yerinde olmadığını beyan ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

Feri müdahil kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunu, davanın beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, iş bu davaların hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde kanıtlanması gerektiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini beyan ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
Davanın niteliği gereği davacı vekilince 23.12.2021 tarihli dilekçe ile davacının sosyal güvenlik destek primine tabi hizmet olarak davaya konu sürelerde hizmet tespitinin yapılmasını talep ettiği, dinlenen bordro tanıkları beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmekle,

Dosya kapsamı, delil durumu itibariyle, Denizli 4. İş Mahkemesi 2019/383 Esas 2022/389 Karar sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin, davalı şirket vekilinin ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Mahkemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili ile fer-i müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
Feri müdahil vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 15.04.2011- 11.06.2018 tarihleri arasında davalı şirkette çalıştığının ve bu süre içerisinde davacının sosyal güvenlik destek primine tabi hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile

2. 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin 10’uncu fıkrası, 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin 9 uncu fıkrası, 506 sayılı Kanun’un 63/B maddesi

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı şirket vekili ile feri müdahil kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.