YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4134
KARAR NO : 2023/4552
KARAR TARİHİ : 27.04.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1362 E., 2023/167 K.
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 21. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/33 E., 2022/40 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti ve prime esas ücretin tespiti davasından yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun reddine, feri müdahil Kurum vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırılarak davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 01.08.2009 – 30.04.2011 ve 01.12.2013 – 30.10.2014 tarihleri arasında davalı işyerinde usta makineci olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının dava dilekçesinde belirttiği ücret üzerinden tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket vekili; davacının 03.11.2014 tarihinden itibaren itibaren davalı şirkette çalıştığını, bu tarih öncesi çalışmadığını, Kuruma bildirilmeyen hizmetinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Fer’i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yöntemince kanıtlanması gerektiğini belirterek hak düşürücü süre nedeni ile davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile toplanan delillerin birlikte değerlendirilmesinden, özellikle resen belirlenen bordro tanıklarının davacı iddiası ile örtüşen beyanları ve tespit talep edilen döneme denk gelen davalı yahut başka işyeri tarafından bildirilmiş hizmetin olmayışı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalı şirkete ait işyerinde 01.08.2009 – 30.04.2011 tarihleri arasında ve 01.12.2013 – 30.10.2014 tarihleri arasında çalıştığı, öte yandan davacı tarafça dava dilekçesinde iddia edilen prime esas kazanç tutarlarının ispatlanamadığı, bunun yanında hali hazırda mahkemece verilen ilk kararda da prime esas kazanç tespiti talebi yönünden dava reddedilmiş ve davacı tarafça bu kararın istinaf edilmemesi nedeniyle davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak doğduğu, bu nedenle prime esas kazanç tespiti talebi yönünden davanın kısmen reddine kararı verilmesi gerektiği belirtilerek; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine,
1- Davacının davalı şirket nezdinde;
01.08.2009-31.12.2009 döneminde 150 gün ve günlük 32,10 TL kazançla,
01.01.2010-30.06.2010 döneminde 180 gün ve günlük 24,30 TL kazançla,
01.07.2010-31.12.2010 döneminde 180 gün ve günlük 25,35 TL kazançla,
01.01.2011-30.04.2011 döneminde 120 gün ve günlük 26,55 TL kazançla,
01.12.2013-31.12.2013 döneminde 30 gün ve günlük 34,05 TL kazançla,
01.01.2014-30.06.2014 döneminde 180 gün ve günlük 35,70 TL kazançla,
01.07.2014-30.10.2014 döneminde 120 gün ve günlük 37,80 TL kazançla çalıştığının tespitine,
2-Davacının prime esas kazanç tespiti yönüyle talebin reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket ve Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı şirketin istinaf dilekçesinde özetle; sadece tanık beyanlarına dayalı olarak hüküm kurulduğunu, tanık beyanları ile diğer deliller arasında çelişki bulunduğunu, çalışmanın kanıtlanamadığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
2.Fer’i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süreye uğradığını, salt tanık beyanları ile kanıtlanamayacağını, davanın yöntemince kanıtlanmadığını, Kurumun feri müdahil olması nedeniyle aleyhine yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ” davacının 03.08.2015 tarihli şikayet dilekçesine istinaden yapılan denetmen incelemesi sonucunda davacının çalışma iddiasını kanıtlayan belge ve işyeri kaydı bulunmadığından dava açması gerektiği yönünde bilgi verildiği; Dairemizin kaldırma kararı sonrasında tanık olarak dinlenen … (09.02.2009-31.08.2013, 07.11.2013-08.04.2015 tarihleri arasında davalı işyerinde çalışması bulunmaktadır), … (03.09.2009-15.10.2012 tarihleri arasında davalı işyerinde çalışması bulunmaktadır), … (01.06.2009-30.04.2010 tarihleri arasında davalı işyerinde çalışması bulunmaktadır) ve …’ın (07.11.2008-15.06.2012 tarihleri arasında davalı işyerinde çalışması bulunmaktadır) davacının kesintisiz bir biçimde 2009/Ağustos – 2011/Nisan ve 2013 yılı sonu – 2015 Nisan sonu arasında çalışmasını doğruladıkları; kaldırma kararı öncesinde dinlenen ve çalışma dönemleri dava konusu dönemi kapsayan bordro tanıkları ……un da davacının hüküm altına alınan fiili çalışmasını doğruladıkları; eldeki davada davacının 01.08.2009 – 30.04.2011 ve 01.12.2013 – 30.10.2014 tarihleri arasında geçen hizmetinin tespiti talep edilmiş olup çalışmanın ilk bölümünde hizmetin sona erdiği yılın sonundan (31.12.2011) itibaren davanın açıldığı 05.10.2015 tarihine kadar 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği; davacının iddia edilen sigorta primine esas kazancı kanıtlanamadığından asgari ücret (sigorta primine esas kazancın alt sınırı) üzerinden tespit yapılmasının yerinde olduğu anlaşılmakla; davacının 01.08.2009-30.04.2011 ve 01.12.2013-30.10.2014 tarihleri arasındaki hizmetinin tespitine karar verilmesi yerindedir.
Ne var ki 05.10.2015 günü açılan eldeki dava “hizmet tespiti” istemine ilişkin olup, 11.09.2014 gün ve 29116 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak, yayımı tarihinde yürürlüğe giren 10.09.2014 gün ve 6552 sayılı Kanun’un 64’üncü maddesi ile 30.01.1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7 nci maddesinde yapılan değişiklik sonrasında Kurumun bu davadaki sıfatı feri müdahil olduğu ve bu nedenle lehinde veya aleyhinde yargılama giderlerine hükmedilmesi mümkün olmadığı halde, karar başlığında davalı olarak gösterilen Kurum aleyhine yargılama gideri ve avukatlık ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, istinaf başvurusunda bulunan taraf ve HMK’nın 355’inci maddesine göre istinaf sebepleri gözetilerek yapılan istinaf incelemesine göre, davalı şirket vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine feri müdahil Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 2 numaralı alt bendi uyarınca mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, Kurumun karar başlığında feri müdahil olarak gösterilmesine ve Kurum lehine ve aleyhine yargılama giderine (yargılama masrafı ve avukatlık ücreti) hükmedilmesine yer olmadığına “karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer’i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Fer’i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarlamıştır.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti ve prime esas ücretin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddesi 5510 sayılı Kanun’un 80 inci madde hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.