Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/414 E. 2023/4245 K. 13.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/414
KARAR NO : 2023/4245
KARAR TARİHİ : 13.04.2023

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3066 E., 2022/307 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ceyhan İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/802 E., 2021/396 K.

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali, Tarım Bağ-Kur sigortalılığın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, 2926 sayılı Kanun’un 2 nci ve 3 üncü maddelerine atıf yaparak müvekkilinin eşi …’nin 6111 sayılı Kanun’dan yararlanmak için 30.05.2011 tarihinde başvuruda bulunduğu, askerlik borçlanmasını ve diğer borçları ödeyip emekli olabilmek için SGK Adana il Müdürlüğü Ceyhan Sosyal Güvenlik Merkezine başvuruda bulunduğunu, kendisine çıkarılan borcu ödediğini, çıkarılan 22.009,00 TL tutarındaki borcu ödedikten sonra 16.06.2011 tarihinde emeklilik başvurusunda bulunduğunu, Kurum’un Ceyhan Ziraat Odasındaki üyelik kaydının geçersiz olması nedeniyle emeklilik başvrusunu reddettiğini, müvekkilinin eşinin yaz aylarında Malatya ilinde kayısı ve buğday ziraatı ile ilgilendiğini, 1997-2011 tarihleri arasında çiftçilik yaptığını, 2011 yılında Yavuz Tezcan’dan tarla kiraladığını, Ceyhan Ziraat Odasında üyelik kaydının 01.01.1997 tarihihde olduğunu, Hekimhan Ziraat Odasında da kaydının bulunduğunu, 20.06.1998 ve 04.11.1998 tarihlerinde yetiştirdiği buğdayları Toprak Mahsulleri Ofisine sattığına dair belgelerin bulunduğunu, Kurumun bu belgelerden 04.11.1998 tarihli belgeyi esas aldığını, 2926 sayılı Kanun’un 2, 5 ve 9 uncu maddelerine göre sigortalı sayılanların sigortalılığının başladığı tarihten itibaren 3 ay içinde Kuruma kayıt ve tescillerini yaptırmayanların Kurumca res’en yapılması gerektiğini belirterek, müvekkilinin eşinin 01.01.1997 tarihinden itibaren Ceyhan Ziraat Odasına kayıtlı olduğunun tespitine, 01.01.1997-01.01.2011 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tesptine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili, Sosyal Güvenlik denetmenlerince yapılan denetimde davacı murisinin Ziraat Odası üyelik kaydının geçersiz sayılması nedeniyle Tarım Bağ-Kur hizmetinin iptal edildiğini, Ziraat Odasının üyelik kayıt defterlerinin Bağ-Kur Genel Müdürlüğünün 16.12.1998 tarih ve 306706 sayılı talimatında belirtilen hususiyetleri taşımadığını, bu nedenle davacının üyelik kaydının geçersiz sayıldığını, kurum işleminde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ceyhan Ziraat Odası kayıtlarının denetimine ilişkin sonuçta; üye kayıt defterinin noter onayının bulunmadığı, 178. Numaralı Köy ve Mahalle defterine karışık, düzensiz ve sıra takibi olmadan kayıt yapıldığı, sayfanın en üst boşluğuna isminin yazıldığının belirtildiği, …’nin sigortalılığının, Ziraat Odası kayıtlarındaki sahtelik, tağyir ve tahrişten kazıntı ve silintiden değil, defterin usulsüz tutulması nedeniyle iptal edildiği, Oda kaydında herhangi bir silinti, kazıntı ya da sahtekarlık tespit edilemediği. Oda kaydının düzgün tutulmaması ve Kontrol Memurluğu raporunda belirtilen eksikliklerin bulunması sigortalılının sorumluluğunda olmayıp oda yönetiminin kayıtları gerektiği gibi tutma yükümlülüğünü yerine getirmemesinin sonuçlarının sigortalıya yüklenmesi mümkün olmadığı(Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2017/2699 Esas, 2017/8986 Karar sayılı ilamı), 19.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda …’nin 6111 sayılı Kanun gereği 30.05.2011 tarihinde yapılandırma talebinde bulunduğu ve yapılandırılan prim borcu gecikme zammı ve cezaları toplamı 4.353,19 TL’nin 30.05.2011 tarihli EK:17 İhya Borçlanması primi 12.141,00 TL’nin 13.06.2011 tarihinde kurum hesabına ödediği, 510 günlük askerlik borçlanması primi 4332,96 TL’nin da ödendiğinin tespit edildiği, bu hali ile …’nin 6552 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi ile eklenen geçici 5 inci madde hükmülerinden yararlanabileceği anlaşılmakla, söz konusu bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olduğu, …’nin 01.12.1998 – 31.12.1998 tarihinde 4/I-b.nin 4. alt bendi gereği, sigortalı olduğu ve bu dönemin kurumun kabulünde olduğu, davacı vekilinin 13.10.2021 tarihli beyan dilekçesindeki dava konusu dışında kalan taleplerin iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığı anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile; mütevefa …’nin 01.01.1997-01.12.1998 ve 01.01.1999-01.01.2011 tarihleri arasında tarım bağkur sigortalısı olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, aksi yönde kurum işleminin iptaline
karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, bu tür davalar kamu düzenine ilişkin olduklarından çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak açıklıkta ortaya konması gerektiğini, süresi içerisinde başvurulması halinde Yargıtay kararlarında kabul edilen ilkelere uygun bir biçimde bu tespitin belirlenmesi gerektiğini, ayrıca yerel mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş olmasına rağmen taraflarına hükmedilemeyen vekalet ücreti yönünden de kararın hatalı olduğunu, yapılan incelemeler neticesinde müvekkili kurumun yapmış olduğu işlemlerin tamamen mevzuat dahilinde gerçekleştiğini beyanla eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ortadan kaldırma ilamı sonrasında eksikliklerin giderildiğini, bilirkişiden rapor alındığını, Ceyhan Ziraat Odası Üye Kayıt Defterinin noter onayının bulunmadığı, 178. numaralı Köy ve Mahalle defterine karışık, düzensiz ve sıra takibi olmadan kayıt yapıldığı, sayfanın en üst boşluğuna isminin yazıldığının belirtildiği, …’nin sigortalılığının, Ziraat Odası kayıtlarındaki sahtelik, tağyir ve tahrişten kazıntı ve silintiden değil, defterin usulsüz tutulması nedeniyle iptal edildiği, oda kaydında herhangi bir silinti, kazıntı ya da sahtekarlık tespit edilemediği, oda kaydının düzgün tutulmaması ve Kontrol Memurluğu raporunda belirtilen eksikliklerin bulunması sigortalının sorumluluğunda olmayıp oda yönetiminin kayıtları gerektiği gibi tutma yükümlülüğünü yerine getirmemesinin sonuçlarının sigortalıya yüklenmesi mümkün olmadığı (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2017/2699 Esas, 2017/8986 Karar sayılı ilamı), muris …’nin 15.11.1998 tarihli tevkifata binaen 01.12.1998 tarihinde Tarım Bağ-Kur tescilinin yapıldığı, 6111 sayılı Kanun gereği 30.05.2011 tarihinde yapılandırma talebinde bulunduğu ve yapılandırılan prim borcu gecikme zammı ve cezaları toplamı 4.353,19 TL’nin 30.05.2011 tarihinde, EK:17 İhya Borçlanması primi 12.141,00 TL’nin 13.06.2011 tarihinde kurum hesabına ödediği, 510 günlük askerlik borçlanması primi 4332,96 TL’nin de ödendiğinin tespit edildiği, 6552 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi hükümleri doğrultusunda davacının usulsüz oda kaydı nedeniyle iptal edilen Tarım Bağ-Kur sigortalılığına ilişkin olarak sigortalılık prim borcu ödemesini 31.12.2013 tarihine kadar yapmış olması halinde sigortalılığının başlangıç tarihinden itibaren geçerli sayılması imkanından faydalanabileceği, bu doğrultuda davacının kuruma 31.12.2013 tarihine kadar olan dönemde prim borcunun bulunmadığı gözetilerek davacının usulsüz oda kaydına dayanan sigortalılığının geçerli olduğu, mahkemece verilen kararın yerinde olduğunu, davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, bu yöndeki istinaf talebinin de yersiz olduğunu, bu açıklamalar altında; davalının istinaf talepleri isabetsiz olup tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine göre davalı tarafından yapılan istinaf taleplerinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı kurum vekili, kurum işleminin yerinde olduğunu beyanla mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacılar murisi …’nin 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Davanın yasal dayanağı olan 2926 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinde, kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 3 üncü maddenin (b) bendinde, bu Kanunda geçen “tarımsal faaliyette bulunanlar”ın, kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya özgü yerlerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan yararlanmak suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından korunmasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanları ifade ettiği açıklanmıştır. Ayrıca 5 inci maddede, yasal süresinde kayıt ve tescillerini yaptırmayanların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi izleyen aybaşından itibaren başlayacağı, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6 ncı maddede, bu Kanuna göre sigortalı sayılanların sigortalılıklarının tarımsal faaliyetlerine son verdiklerinde sona ereceği, 7 nci maddede, kişilerin bu Kanuna göre sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç 3 ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorunda oldukları, 9 uncu maddede, bu zorunluluğa uymayanların tescil işlemlerinin Kurumca kendiliğinden yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan davanın diğer yasal dayanağı niteliğindeki 5510 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinde tarımsal faaliyet, 2926 sayılı Kanun’un 3/b maddesinde öngörüldüğü şekilde tanımlandıktan sonra 4 üncü maddenin 1 inci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendinde, hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 7 nci maddede sigorta hak ve yükümlülüklerinin, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, 1 yıl içinde bildirilmesi durumunda kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten itibaren başlayacağı öngörülmüştür.

02.08.2003 günü yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılan 2926 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesi ve 4956 sayılı Kanun’un 27 nci maddesi ile değişikliğe uğrayan 1479 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi hükümlerinde kanun koyucu, Kurumun prim alacaklarının Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilebilmesine imkan tanımıştır. Buna göre, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla ilgili sigorta primlerinin, ilgiliye ödenmesi gereken ürün bedellerinden kesilerek o kişi adına Kurum hesabına yatırılmak suretiyle tahsil edilmesi durumunda, kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dahi belirtilen şekildeki prim ödeme olgusunun, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan kişinin kayıt ve tescil konusundaki iradesini ortaya koyduğunun kanıtı olarak kabulü gerekmektedir. Tarımsal faaliyet olgusunun kanıtlanmış olması, tescilli sigortalılar yönünden tescil tarihinden, tescili bulunmayanlar yönünden ise ilk prim ödemesinin veya tevkifatın gerçekleştirildiği tarihten sonraki sürelere ilişkin olumlu sonuç doğurmaktadır. Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan Kanunlarda 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddesinde açıklanan hizmet tespiti davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemesi ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının öngörülmesi karşısında, tescil veya iradi prim ödemesi ya da prim tevkifatı öncesine ait dönem yönünden tarımsal faaliyet ve buna dayalı Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti söz konusu olamayacaktır. Ayrıca belirtilmelidir ki, tarımsal faaliyete kabul edilebilir süreyi aşar uzunlukta ara verilmesi durumunda Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yeniden başlayabilmesi, tescil başvurusu, iradi prim ödeme, prim tevkifatı olgularından herhangi birinin gerçekleşmesine bağlıdır.

3. Değerlendirme
1.Eldeki davada, 01.12.1998 tarihinde ilk defa davacılar murisine ait ürün satışından prim tevkifatı yapılması nedeniyle kurum tarafından 01.12.1998 tarihinden itibaren tescil yapıldığı, Mahkeme tarafından 01.01.1997-01.12.1998 ve 01.01.1999-01.01.2011 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalı olduğunun tespitine karar verilmiş ise de dosya kapsamında bu tarih öncesinde 20.06.1998 tarihli TMO tarafından düzenlenen ürün satışı olduğuna dair alım fişi bulunması karşısında tevkifat varsa başlangıcın bu tarihe göre belirlenmesi, 31.12.1998 tarihi sonrasında ise davacılar murisinin tarımsal faaliyeti olmadığı ve Ceyhan Ziraat Odasının cevabında da tarımsal faaliyet belgesi olmadığı belirtildiğinden sadece borçlanma yapılarak bu süreye sigortalılık verilemeyeceğinin gözetilmemesi hatalı olup 31.12.1998 tarihi sonrasında da tarımsal faaliyeti olup olmadığı, davacının 2926 sayılı Kanun’a tabi sigortalılık iradesini ortaya koyacak herhangi bir başvurusu, prim ödemesi, ürün satışı veya bu satışlardan yapılan prim tevkifatı bulunup bulunmadığı hususları ayrıntılı olarak araştırılarak sigortalılık süresinin belirlenmesi; tevkifat, prim ödemesi, ürün satışı, tescil talebi bulunmadığının tespiti halinde davanın bu dönemler yönünden reddedilmesi gerekmekte olup sonucuna göre karar verilmelidir.

VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.