Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/4336 E. 2023/4769 K. 03.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4336
KARAR NO : 2023/4769
KARAR TARİHİ : 03.05.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/406 E., 2021/78 K.
DAVA TARİHİ : 03.02.2015
HÜKÜM/KARAR : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen aksi Kurum işleminin iptali ile maluliyet aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması ve Kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti, yapılan kesintilerin iadesi istemi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 10. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya Denizli 2. İş Mahkemesinin 2011/877 -2012/426 E.K. Sayılı kararına göre 01.11.2009 tarihi itibariyle bağlanan maluliyet aylığının kurumca 12.11.2012 -12.12.2012 arasında sigortalı çalışması nedeniyle, ödenen aylıkların 5510 sayılı Kanunun 96/a maddesi gereğince yersiz ödeme borcu çıkartılması işleminin iptali, sigortalı çalıştığı dönemler dışlanarak aylıkların iadesi borçlu olmadığının tespiti talep ve dava edilmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız ve mesnetten yoksun bir dava olup, reddinin gerektiğini, öncelikle davacının davasının süresinde olmadığını, davanın süresinde açılmamış olması sebebiyle usul yönünden tahkikata girmeksizin reddine karar verilmesini diğer yandan, 6183 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi gereğince kurum borçlusu olan davacının kurum aleyhine menfi tespit davası açma hakkı bulunmadığını, davacı kurum tarafından gönderilen/gönderilecek olan ödeme emrine karşı itiraz edebilecek veya iptal davası açabileceğini, borçlu davacının ancak borcu ödedikten sonra istirdat davası açma hakkı bulunduğunu, davacı tarafın bildirim yapılan işyerinde yardım amaçlı bulunduğunu iddia etmekte ise de bu beyanın gerçeklerle örtüşmediğini, gerçek niyetin sigorta kayıtlarına yansıdığını ve davacı adına işe giriş bildirimi yapıldığını, daha sonra aleyhlerine oluşacak durumun farkına vardıkları için bu sigortalılığın iptalini istediklerini, bu sebeple, davalı kurum tarafından yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu, bu dava konusunda davalı kurum kayıtlarının esas olup, davacının bunun aksini ancak aynı değerdeki yazılı belgelerle ispatlayabileceğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.07.2016 tarihli ve 2015/42 Esas, 2016/481 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, davacıya bağlanan maluliyet aylığının kesilmesine ve yersiz ödendiği belirtilen maluliyet aylıklarının iadesine ilişkin davalı kurumun 01.09.2014 tarih, 12.243.445 sayılı işleminin iptali ile davacının davalı kuruma 12.11.2012 tarihi ile 12.12.2012 tarihleri arasında tahakkuk eden bir aylık maluliyet aylığı tutarı mahsup edilmek sureti ile 01/09/2014 tarih, 12.243.445 sayılı davalı kurum borç bildirim belgesinde belirtilen toplam 20.518,47 TL’den borçlu olmadığının tespitine, 12.11.2012-12.12.2012 tarihleri arasındaki yapılan kesintiler hariç olmak üzere diğer kesintilerin, kesinti tarihinden itibaren işleyen yasal faizleriyle davacıya iadesine, aksi kurum işleminin iptaline, konulan tedbirin devamına, karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 12.03.2019 tarih ve 2016/14901 Esas, 2019/2270 Karar sayılı ilamı ile “ Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26. maddesi uyarınca; “Hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Aynı Kanunun 294-301 maddelerinde ise mahkeme kararlarının nasıl olması gerektiği belirlenmiştir. Bu düzenlemelere göre Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Kanunun 297. maddesinin (2). Fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükümleri öngörülmüş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması, zorunlu olup, eldeki davada, davacının çalışma süreleri ile sınırlı olarak ödenen tutarın Kurumdan sorulması, Kurumca davacı hakkında oluşturulan borç nedeniyle aylığından kesintilerin olup olmadığı ve tutar ve tarihlerinin belirlenmesinden sonra davacının borçlu olduğu 1,5 aylık tutarının dışlanması suretiyle ve davacının talebine göre infaza elverişli şekilde bir karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt ve kendi içinde yaratacak şekildeki hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.” gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 12.02.2021 tarihli ve 2019/406 Esas, 2021/78 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, davalı kurumun 01.09.2014 tarih, 12.243.445 sayılı borç bildirim belgesinde belirtilen 20.510,47 TL’lik meblağdan, 12.11.2012- 12.12.2012 tarihleri arasında tahakkuk eden kısmın mahsubu ile 18.729,24 TL borçlu bulunmadığının tespitine, davalı kurumun 01.09.2014 tarih, 12.243.445 sayılı borç bildirim belgesine istinaden; davacının maaşından yapılan toplam 23.663,55TL kesintiden; 12.11.2012- 12.12.2012 tarihleri arası için yapılan kesintilerin mahsubu ile, bakiye kalan 21.882,32TL kesintinin, kesinti tarihlerinden itibaren yasal faiziyle davalı kurumdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; davacı tarafın iddiaları şüphe götürmez bir şekilde ispatlanmadığını, davalı Kurumun işlemleri mevzuata uygun olduğunu, sübut bulmayan taleplerin tümünün reddine karar verilmesi gerekir iken kabulüne karar verilmiş olmasının bozma nedeni olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, aksi Kurum işleminin iptali ile maluliyet aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması ve Kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti, yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanunun 96 ıncı maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1- Aksi Kurum işleminin iptali ile maluliyet aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması ve Kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti, yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin açılan ve bozma kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen davanın kabulüne ilişkin karara yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde; verilen kararın denetiminin yapılabilmesi için Dairemizin 18.10.2022 tarih 2021/4762 Esas, 2022/12653 Karar sayılı ilamı ile “davacı hakkında öncelikle yersiz ödeme dönemine konu edilen davacı hakkında ilk bağlanan aylık nedeniyle ödenen 26.11.2012-26.08.2014 tarihleri arasında kalan tüm miktarın 01.09.2014 tarihi itibari ile işleyen faizleri ile birlikte miktarının, 01.09.2014 tarihinden dava tarihi olan 03.02.2015 tarihine ve 01.04.2019 tarihine kadar ödenen miktarların ayrı ayrı ve 01.09.2014 tarihi sonrasında davacıya bağlanan yeni aylığından kesilen aylık nedeniyle oluşan borç tahakkuku nedeniyle kesinti yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise kesintilerin miktarı ve dayanaklarını gösterir belgelerin ve 01.09.2014 tarihinden itibaren davacıya yeni bağlanan aylık miktarlarının” dosya arasına alınması için Geri Çevirme kararı verildiği ancak istenen bu bilgilerin dosyada mevcut olan bilgeler olarak davalı Kurum tarafından tekrar gönderildiği ve bu eksiklikliklerin tamamlanmadığı anlaşılmıştır.

2- Mahkemece yapılacak iş; Dairemizin 18.10.2022 tarhli Geri Çevirme kararında belirtilen eksik bilgiler davalı Kurumdan istenerek, gerektiği taktirde gelen belgelerde değerlendirilmek suretiyle yeniden bilirkişi raporu alınmak suretiyle önceki bozma ilamında belirtilen hususlarda gözetilerek varılacak sonuca göre karar verilmelidir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, gönderilmesine, 03.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi