YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4428
KARAR NO : 2023/4619
KARAR TARİHİ : 27.04.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/390 E., 2023/192 K.
KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 18. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/367 E., 2020/146 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde 11.05.2003 – 23.01.2006 tarihine kadar çalıştığını, devamla 2013 tarihine kadar çalıştığını sigortasının 23.01.206 tarihinde kuruma bildirildiğini sigorta primlerinin eksik ödendiğini, hizmet süresinin fiili duruma uygun olmadığını belirterek sigortalı çalışma süresinin tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili, hak düşürücü sürenin geçtiğini, hizmet tespitine ilişkin talebin yasal ve hukuksal tüm incelemeler sonucunda değerlendirilmesi, kurum kayıtlarının aksine eşdeğer nitelikte resmi belgelerle kanıtlanması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davacı iddialarının doğru olmadığın, davayı kabul etmediklerini hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama, SGK kayıtları, tanık beyanları, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; işe giriş bildirgesinin verilmiş olmasının hak düşüm süresini kestiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı, davalı işyerinin 11.05.2003 – 23.01.2006 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamına alınıp halen faal olduğu anlaşılmış, davacı adına 1077907 sicil numaralı Öz Yıldırım şirketinden kuruma bildirimde bulunulduğunu davacının … 21. İş mahkemesinin 2013/416 Esas sayılı dosyasında işçilik alacağı davası açtığı mahkemece davacının 23.01.2006 ve 06.02.2013 tarihleri arasında iş akdi ile çalıştığının kabul edilip bir kısım işçilik alacakları yönünden davanın kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmış duruşmada dinlenen tanıkların bordro tanıkları olduğu incelenen hizmet cetvelleri ile görülmüş davacının talep ettiği döneme davalı iş verenin kanun kapsamında olduğu bordro tanıklarının anlatımlarına göre davacının çalışmasının kesintisiz olduğu hak düşürücü sürenin geçmediği her ne kadar işçilik alacağı davasında davamızda talep edilen sürelerle ilgili talepte bulunmamışsa da o dava açıldığında hizmet tespiti davası açılmadığı kuruma bildirilen süreler ve hizmet cetveli incelenerek bu şekilde hesap yapıldığı anlaşıldığından davalının itirazlarına itibar edilmemiş davacının talep ettiği sürelerin hizmet akdine dayalı fiili ve gerçek olduğu dönem bordrolarına göre tanıkların tüm çalışma dönemi boyunca sigortalı çalıştıkları davacı ve davalı tanıklarının beyanlarınında davacının çalışmasının kesintisiz olduğunu belirttikleri tüm bu nedenlerle davacının kuruma bildirilmeyen bu süreleri çalışmasının fiili ve gerçek olduğunu ispat ettiği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı şirket vekili, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, kamu düzenini ilgilendiren davadan yazılı deliller olmadan tanık beyanlarına dayanılarak başlangıcın 2003 yılı olarak tespitinin hatalı olduğunu, işçilik alacakları davasında hizmet başlangıcının 2006 olarak tespit edildiğini bunun kesin delil niteliği taşıdığını, tanıklardan 2’sinin davacının kardeşleri olup şirketle davaları olduğunu, bordroda davacının imzası olduğunu sahteliği ispatlanıncaya kadar kesin delil niteliği taşıdığını eksik araştırma incelemeye dayalı kararın kaldırılmasını gerektiğini beyanla istinaf talebinde bulunmuştur.
Davalı Kurum vekili, davacının 23.01.2006 tarihinden önceki çalışmasının blok çalışma olduğunun ispat edilmediğini hak düşürücü sürenin dolduğunu, bilirkişi raporunda esas alınan tanıkların davalıyla husumetli olduğunu kesintisiz fiili çalışmanın ispatlanmadığını, mahkemece gerekli özen ve araştırmanın yapılmadığını davanın ispatlanmadığını, kurum kayıtlarının aksinin yazılı delille ispatlanması gerektiğini kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davanın 13.10.2017 tarihinde açıldığı, davacının hizmet cetveli incelemesinde; 10.01.2003 tarihinden sonra çalışması bulunmadığı, 23.01.2006 – 25.02.2013 tarihleri arasında 1000305 sicil nolu Özyıldırım Plastik ve Kalıp San. Tic. Lti. Şti. unvanlı iş yerinden bildirimleri olduğu, davalı iş yerinin 20.11.1996 tarihinde yasa kapsamına alındığı halen faal olduğu, tespite engel durumun olmadığı; dinlenen tanıklar davacının 2003 yılından itibaren sürekli ve aralıksız davalı iş yerinde çalıştığını beyan ettikleri, Ayhan Durmaz dışındaki tanıkların davalı şirkete karşı dava açmış oldukları, tanık Ayhan Durmaz’ın dosya içerisinde bulunan dönem bordrolarında 30 gün üzerinden bildiriminin bulunduğu, tüm dosya kapsamı bir bütün olarak ele alındığında mahkeme karar ve gerekçesinin yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1) Dava, 5510 sayılı Kanunun m. 86/9 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.
3. Değerlendirme
Somut olayda, davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde 11.05.2003 – 23.01.2006 tarihine kadar çalıştığını, devamla 2013 tarihine kadar çalıştığını sigortasının 23.01.2006 tarihinde kuruma bildirildiğini sigorta primlerinin eksik ödendiğini, hizmet süresinin fiili duruma uygun olmadığını belirterek sigortalı çalışma süresinin tespitini talep etmiş Mahkemece tanık beyanları ve dosya kapsamı nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen hüküm eksik araştırmaya dayalı bulunmuştur.
Eldeki davada, davacı tarafından açılan işçilik alacakları davasında davacının çalıştığı süreler ile ilgili iddiayı dile getirdiği ancak Mahkemece çalışmanın kurum kayıtlarındaki bildirilen süre kadar olduğu kabul edilerek işçilik alacağına hükmedildiği, davacının da bu kararı temyiz etmediği, davalının temyizi üzerine Yargıtay denetiminden geçerek kararın kesinleştiği, işçilik alacakları davasının bu haliyle güçlü delil niteliğinde bulunduğu gözetilerek davacının işe başlangıç tarihinin daha dikkatli bir şekilde araştırılarak dinlenilmeyen bordro tanıkları da dinlenilerek açıkça belirlenmeli ve yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.