Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/4459 E. 2023/12869 K. 15.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4459
KARAR NO : 2023/12869
KARAR TARİHİ : 15.12.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2050 E., 2022/2719 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/86 E., 2022/154 K.

Taraflar arasındaki Kurumca kesilen ölüm aylığının kesildiği tarih itibari ile yeniden bağlanması ve davacının eşinden aldığı aylık üzerinden yapılan kesintilerin iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair karar verilmiştir.

Kararın davalı … Başkanlığı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı … Başkanlığının istinaf isteminin esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın esastan reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili davacı …’nun eşinin 17.11.2014 tarihinde öldüğünü, eşin ölümü sonrası davacıya talebi sonrası 1.12.2014 tarihinden geçerli olmak üzere 5434 sayılı Kanun kapsamından ölüm aylığı (dul aylığı) bağlandığını, davacının babasının da 2002 yılında öldüğünü, babasının 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunu, davalı Kuruma 1.12.2016 tarihinde ölen babadan dolayı ölüm aylığı (yetim aylığı) başvurusunda bulunan davacıya 1.12.2014 tarihinden geçerli olmak üzere 2926 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlandığını, davalı Kurumun daha sonra davacının gelirinin asgari ücretin üzerinde tespit edildiğini gerekçe göstererek durdurduğunu ve davacıya geriye dönük aylık borcu çıkarıldığını, bu işlemin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; davalı Kurum işleminin iptalini, müvekkilinin müteveffa babasından almış olduğu ölüm aylığının kesildiği yerden tekrar bağlanarak her bir aylığın ödenme tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitini; müvekkilden müteveffa babasından almış olduğu aylıklara istinaden tahsil edilen tutarların kesilme tarihlerinden yasal faiziyle birlikte iadesi gerektiğinin tespitini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı Kuruma yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde belirttiği Kurum işlemleri yasal düzenlemeye uygun olarak yapıldığından iptalini gerektirir bir husus bulunmadığını belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, “…2926 sayılı Kanun’un 4.10.2000 tarih ve 619 sayılı KHK değişikliğinden önceki 27 inci maddesinde, “herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi bir işte çalışmayan veya buralardan aylık veya gelir almayan yaşları ne olursa olsun evli olmayan kız çocuklarına” ölüm aylığı bağlanacağı hükmü yer almaktadır. Buradaki gelir ve aylık yargı kararlarında kendi çalışmasından dolayı aylık almamak olarak anlaşılagelmiştir.

619 Sayılı KHK değişikliği ile “yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarına” aylık bağlanacağı hükmüne yer verilmiş ve önceki mevzuat uygulaması daha açık hale gelmiştir.

Davacı …’nun eşi 03.11.2014 tarihinde 5434 sayılı Kanun kapsamında aylık almakta iken ölmüştür. Davacının babası 26.12.2002 tarihinde 2926 sayılı Kanun kapsamında aylık almakta iken ölmüştür.

Davacı …’nun davalı Kuruma başvurusu sonrası davacıya ölen eşinden dolayı 1.12.2014 tarihinden geçerli olmak üzere 5434 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanmıştır. Davacıya halen 5434 sayılı Kanun kapsamında ölen eşinden dolayı ölüm aylığı (dul aylığı) ödenmektedir. Davacı …’nun davalı Kuruma 1.12.2014 tarihindeki başvurusu sonrası davacıya ölen babasından dolayı 1.12.2014 tarihinden geçerli olmak üzere 2926 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanmıştır. Davacıya ölen babasından dolayı 2926 sayılı Kanun kapsamında 2016/Ocak döneminde aylık ödendikten sonra davalı Kurum tarafından SGK Denetmenlerine gelir araştırması yaptırılmış, geliri tespit edilmiş ve akabinde eşinden aldığı gelir ve aylık 6,30 TL tarımsal gelirinin toplamının asgari ücretin üzerinde bulunduğu ve muhtaç sayılamayacağı gerekçesiyle aylığı durdurulmuş ve 2016/Ocak ayı aylığı dışında aylık ödenmemiştir.

Davalı Kurum tarafından 2926 sayılı Kanun kapsamında ödenen aylığın durdurulması yanında davacıya 2015/10-11-12 ve 2016/l.aylar için ödenen aylık toplamı olarak 2.008,89.-TL aylık borcu çıkarılmıştır. Davacı çıkarılan 2.008,89 TL borcun 1.669,07 TL kısmını 10 parça halinde ödemiş 339,82 TL tutar da 5434 sayılı Kanun kapsamında ödenmekte olan aylıktan kesilmiştir. Davacı, SSİY geçici m.4/II’de yapılan değişiklik sonrası 12.3.2020 tarihinde ikinci kez davalı Kuruma 2926 sayılı Kanun kapsamında babasından ölüm aylığı bağlanması için yazılı başvuruda bulunmuş ve SSİY geçici m.4/ll’de yer alan yeni hükümler dikkate alınarak davacıya 1.12.2018 tarihinden geçerli olmak üzer aylık bağlanmış ve 1.12.2018 tarihinden itibaren birikmiş aylıklar davacıya 19.3.2020 tarihinde ödenmiştir. Davacı halen ölen babasından dolayı 2926 sayılı Kanun kapsamında yetim kız çocuğu olarak ölüm aylığı almaktadır.

Bu yasal düzenlemeler bağlamında davacıya 26.12.2002 tarihinde ölen babasından dolayı aylık bağlanması gerektiği, 2015/10-11-12. aylar ve 2016/l.aylar için davacıya çıkarılmış olan borçların iptaline, davacının ödediği ve aylığından kesilen 2.008,89TL tutarın davacıya iadesine, davacıya ödenmemiş olan 2016/Şubat-2018/Kasım dönemine ait aylıkların 19.446,66 TL olarak ödenmesine, her bir aylığın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Nedenleri
İstinaf kanun yoluna başvuran davalı SGK Başkanlığı vekili, kararın kaldırılmasını, davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin kararında “…Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 16.03.2022 Tarih ve 2022/2806 E, 2022/3748 K sayılı kararında ise; “Dosya kapsamı incelendiğinde, 09.09.2009 tarihinde yaşamını yitiren sigortalı eşi üzerinden 5434 sayılı Kanun hükümleri gereğince ölüm aylığı bağlanan davacıya, 05.07.1993 günü ölen 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalı babası üzerinden de ölüm aylığı bağlandıktan sonra kesilip borç tahakkuk ettirildiği ve Nisan 2018 den itibaren tekrar bağlandığı, kurum işleminin iptali, aylığın kesildiği tarihten itibaren tekrar bağlanması ve alacak istemli işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlığını taşıyan 34 üncü maddesinde, sigortalının evli olmayan, boşanan, dul kalan kızlarına ölüm aylığı bağlanabilmesi, bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmama veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olma koşullarına bağlanmış, “Aylık ve gelirlerin birleşmesi” başlıklı 54 üncü maddede ise bu Kanuna

göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda, hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığının bağlanacağı hüküm altına alınmıştır.

Belirtilen açıklamalar ışığında dava dosyası incelendiğinde, babası üzerinden aylık alma açısından hakkı doğuran olay eşinin vefat ettiği tarih olacağından, söz konusu tarihteki ilgili mevzuatın yukarıda belirtilen maddeleri uyarınca davacının çift aylığa hak kazanamadığı belirgindir.

Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” açıklamalarına yer verilmiştir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan babasının 26.12.2002 tarihinde vefat ettiği, 5454 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan eşinin ise 03.11.2014 tarihinde vefat ettiği, bu itibarla; yukarıda anılan Yargıtay 10. Hukuk Dairesi kararı da dikkate alındığında; davacının babası üzerinden aylık alma açısından hakkı doğuran olay eşinin vefat ettiği tarih olacağından, söz konusu tarihteki ilgili mevzuatın yukarıda belirtilen maddeleri gereğince davacının çift aylığa hak kazanamadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.

Sonuç itibarıyla; 6100 sayılı Kanun’un 355 inci maddesinde yer alan ve incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun kendiliğinden gözetileceği yönündeki düzenleme çerçevesinde yapılan incelemede, istinaf kanun yoluna başvuran davalı Kurum vekilinin istinaf dilekçesinde yer verdiği itirazların yukarıda sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olduğu, ancak bu hatanın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği dikkate alınarak; 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince belirlenen aykırılık düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiş 1- Davalı Kurum vekilinin istinaf talebinin kabulü ile … 3. İş Mahkemesince verilen 17.05.2022 Tarih, 2019/86 Esas ve 2022/154 Karar sayılı kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın reddine…”, dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; kendisi hakkında verilen kararın bozulması gerektiğini, esasen 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre irdeleme yapılması gerektiğini davalı Kurum tarafından zaten davacının aylığının bağlandığını belirterek, hakkında yapılan Kurum işlemlerinin hatalı olduğu gerekçesi ile kabule dair karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı hakkında davalı Kurumca kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanması gerekip gerekmediği hususundadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 34 ve 54 üncü maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.