YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4588
KARAR NO : 2023/5026
KARAR TARİHİ : 08.05.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Serik 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/83 E., 2022/77 K.
Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, davalı kurumdan yaklaşık 8-9 senedir anne ve babasından yetim aylığı aldığını, maaşının yatmaması üzerine kuruma başvuru yaptığını, başvuru sonucu boşanmış olduğu eşi ile fiilen birlikte yaşadığına dair tutanak tutulmuş olduğunu öğrendiğini, bu durumun iftira olduğunu konunun araştırılmasını, mağduriyetinin giderilmesini ve aylığının yeniden bağlanmasını talep etmekle, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, öncelikle davanın yetkisizlik nedeniyle reddini, davacı adına yapılan işlemde kurumca yapılan herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını, usul ve yasaya aykırı olan davanın reddini yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; tarafların boşanma dava dosyası, SGK kayıtları, dava dosyasına celp edilen tüm icra dosyası ve dava dosyaları, abonelik, adres kayıtlar, tanık …, … ve … ile davacı asilin dava dosyasındaki beyan ve ifadeleri birlikte değerlendirilmiş, davacının eski eşi ile sürekli bir görüşmelerinin bulunmadığı, sadece ihtiyacı olduğunda yardımının olduğu ileri sürülerek yapılan görüşmelere açıklık getirilmek istenmişse de davacının eski eşi ile görüşmesine devam etmesini gerektirecek kabul edilebilir bir mazeret sunmadığı, tarafların ayrılsalar dahi görüşmelerini sürdürdükleri ve fiili birlikteliğin devam ettiğinin anlaşılması karşısında davacının davasını ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı, bildirdiği evde kiracı olarak oturduğunu, ilk eşi olan … ile 13-14 yıl önce çekişmeli olarak boşandığını, ilk eşinden boşandıktan sonra başka birisi ile sekiz yıl yaşadığını, sekiz yıl sonra tekrardan ilk eşi ile karı koca hayatı yaşamasının mümkün olmadığını, eski eşi ile aynı sitede oturduklarını, ancak onun kaldığı evin farklı kendi kaldığı evin farklı olduğunu, kendisinden iki blok başka evde oturduğunu, müşterek çocukları ve torunları olduğunu, ilk eşi ile hiçbir ilişkisinin olmadığını, aynı evi paylaşmadıklarını, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B.Temyiz Sebepleri
Davacı, istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı gerekçesiyle aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 56 ve 59 uncu maddeleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan …, Üyeler …, … ve …’ün oyları ve oy çokluğuyla,08.05.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Somut uyuşmazlıkta, davacı kadın 16.01.2008 tarihinde eşinden boşanmıştır. Davacı kadına boşanma kararı verildikten sonra ölen babasından dolayı bağlanan yetim aylığı 2012 yılında yapılan denetim sonrası fiili birliktelik nedeni ile 2008-2012 yılları için 5510 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesi uyarınca ödenen aylıkların yersiz ödendiği gerekçesi ile borç çıkarılmıştır.
2. Dairemizin 07.10.2021 tarih ve 2021/7072 Esas, 2021/11762 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerimde belirttiğim gibi davacı boşandığında 506 sayılı Kanun yürürlüktedir. 5510 sayılı Kanun’un 5754 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değişik geçici 1 inci maddesi uyarınca kesilmede 506 sayılı Kanun uygulanmalıdır. Anılan kanunda ise boşanılan eş ile birlikte yaşama olgusu bir kesilme nedeni olarak düzenlenmemiştir. 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen boşanma olgusuna uygulanması olanağı, önceye etki yasağı nedeni ile olanaklı değildir.
3. Çoğunluğun önceye etki yasağı ilkesine aykırı olarak, lafzi yorum ve sigortalı aleyhine yorumu benimseyerek, sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak salt birlikte yaşama ve boşanan eşin desteğini alma koşulunu yeterli kabul etmesi, Kanunun ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçelerine aykırıdır.
4. Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken, onanması görüşüne katılınmamıştır.