Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/4629 E. 2023/5380 K. 15.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4629
KARAR NO : 2023/5380
KARAR TARİHİ : 15.05.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/423 E., 2023/16 K.
KARAR : Ret

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ölüm aylığına hak kazandığının tespiti davasında
davanın kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece, İlk Derece Mahkemesi kararının yeniden bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar
verildikten ve ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki
belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının 25.12.1990 tarihinde ölen eşi Ahmet Uğurlu’nun sadece 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetleri dikkate alınarak ölüm tarihini takip eden aybaşından itibaren ölüm aylığına hak kazandığının tespitini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.10.2014 tarihli ve 2007/484-2014/583 sayılı kararı ile “davanın kabulüne, davacının mirasbırakanının ölüm tarihi olan 25.12.1990 tarihini takip eden ayın başı olan 01.01.1991 tarihinden itibaren SSK tarafından davacıya ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine” karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin (Kapatılan) 23.11.2015 tarih ve 2015/1848 – 2015/20753 Karar sayılı kararında; “mahkemece 506 sayılı Kanun’un 99 ve 5510 sayılı Kanun’un 97 nci maddesinin I.fıkrası göz önünde bulundurulmadan, davacının 506 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık süresi açık ve net bir biçimde belirlenip hizmet birleştirilmesi olmadan tek başına ölüm aylığına yeterli olup olmadığı değerlendirilmeden, ayrıca aynı sigortalılık süresine göre hak sahibine iki ayrı sigorta kolundan aylık bağlanamayacağı dikkate alınarak davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında dul aylığı alıp almadığı araştırılmadan karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.” gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 15.11.2018 tarihli ve 2016/50-2018/602 sayılı kararı “davanın kısmen kabulüne, davacıya yalnızca murisinin SSK hizmetlerinden dolayı tahsis talep tarihi olan 15/05/2007 tarihini takip eden aybaşı olan 01.06.2007 tarihi ile davacıya emekli sandığından aylık bağlanma tarihi olan 01.05.2009 tarihine kadar ölüm aylığı alabileceğinin tespitine” karar verilmiştir.

C. 2’nci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin (Kapatılan) 09.09.2019 tarih ve 2019/2924 -2019/4905 Karar sayılı kararında;
“Davacının, 2829 sayılı Kanun’a göre; hizmet birleştirmesi talep edebileceği gibi tek başına yeterli olması halinde herhangi bir Sosyal Güvenlik Kurumuna tabi hizmetlerinden aylık talep edebilmesi mümkündür. Ancak davacı, aynı kişiden hak sahibi sıfatıyla farklı kurumlardan farklı tarihler arasında farklı ölüm aylıklarının bağlanmasını talep edemez. Bu nedenle Mahkemece 506 sayılı Kanun’dan ölüm aylığı bağlanması halinde, 5434 sayılı Kanun kapsamında Emekli Sandığı’ndan bağlanan ölüm aylığı iptal edilebileceği hatırlatılarak hangi aylığı tercih ettiği sorulmak suretiyle sonucuna göre tek bir aylık alabileceği gözetilerek hüküm kurmak gerekirken hak sahibine iki ayrı sigorta kolundan aylık bağlanamayacağı gözardı edilerek karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.” gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur.

D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 24.01.2023 tarihli ve 2019/423- 2023/16 sayılı kararı ile; “dava, davacının 506 sayılı Kanun kapsamında tarafına ölüm aylığı bağlanması talebine ilişkin açılmış olup, dava devam ederken eldeki davadan bağımsız olarak tarafına 5434 sayılı Kanun kapsamında dul aylığı bağlanmıştır. Davacı hali hazırda 5434 sayılı Kanun kapsamında dul aylığını almaya devam etmektedir. Bu bağlamda dava konusu talebin davacıya 506 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı bağlanması talebi olması ve davacı tarafça 5434 sayılı Kanun kapsamında dul aylığının tercih edilmesi karşısında davanın reddi gerektiği” gerekçesiyle “davanın reddine” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davacının her iki Kurumdan ölüm aylığı alma hakkına sahip olması ve Yargıtay’ın bu sebeple bunlardan birini tercih edilmesi yolundaki bozma kararı doğrultusunda anayasal hak olan sosyal güvenlik hakkını kullanarak kendisi için en uygun olanını seçme yoluna gittiğini, bu durumda davanın reddine değil aksine ölüm aylığına hak kazandığının ve ödenmekte olan ölüm aylığının ödenmesinin devamı yolunda bir karar verilmesi gerektiğini, 9.200 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin adalet ilkesine aykırı düşeceğini belirterek hükmün bozulmasını ve T.C. Emekli Sandığı nezdindeki ölüm aylığının devamı yolunda hüküm verilerek ret vekalet ücretinin ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 25.12.1990 tarihinde vefat eden eşi …’nun sırf 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetleri ile ölüm aylığına müstehak bulunduğu ve bu sebeple de kendisine ölüm tarihini takip eden aybaşından itibaren ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 86 ıncı maddesinin dokuzuncu fıkrası hükümleridir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,15.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.