YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4662
KARAR NO : 2023/4665
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1581 E., 2023/242 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/212 E., 2021/221 K.
Taraflar arasındaki yaşlılık aylığına hak kazandığı tarihin tespiti ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; normal şartlarda SGK tarafından müvekkiline 21.08.2008 tarihinde yaptığı başvuru neticesi yaşlılık aylığı bağlanması gerekirken kurumun denetim yetersizliğinden kaynaklanan ihmali ve ancak yargısal süreçlerden sonra 01.10.2016 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığını, müvekkilinin SGK’nın kamu görevini yerine getirmekteki ihmali yüzünden uzunca bir dönem yaşlılık aylığından mahrum kaldığı gibi SGK’ya fazladan da prim ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin mahrum bırakıldığı bu haklarının telafisi için davalı SGK’ya 15.02.2017 tarihinde müracaat edildiğini, 21.08.2008-01.10.2016 tarihleri arasında yoksun kalınan yaşlılık aylıklarının ödeme tarihlerinden itibaren işlemiş faizleriyle birlikte oluşan hak ve alacaklar ile 21.08.2008-01.10.2016 tarihleri arasında fazladan ödenmiş primlerin ödeme tarihlerinden itibaren işlemiş faizleriyle birlikte oluşan hak ve alacaklarının müvekkiline ödenmesini, fiilen emekli olduğu ve yaşlılık aylığı bağlanan 01.10.2016 tarihine kadar fazladan ödemiş olduğu sosyal güvenlik primi olup olmadığının tespiti ile varsa fazladan ödenen sigorta primlerinin ödeme tarihlerinden itibaren işlemiş yasal faizleri ile birlikte davalı kurumdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Toplanan deliller, dosya kapsamı ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde davacının 10.02.1973 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamında çalışmaya başladığı, 1973-1978 yılları ve 2007-2008 yılları arasında 506 sayılı Kanun kapsamında, 2012-2016 yılları arasında 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında çalışmalarının bulunduğu, 01.02.2018 tarihli hizmet cetvelinde davacının 15.03.1983-15.08.2005 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğuna dair bilgi bulunduğu, Göztepe Vergi Dairesi kayıtlarına göre 1982 yılında vergi kaydı bulunmadığı gerekçesiyle sigortalılık başlangıcının 20.04.1982 olarak kabul edilmediği, 6111 sayılı Kanun uyarınca yapılandırma işleminde 15.03.1983-15.08.2005 tarihleri arasındaki sürelerin dikkate alındığı, davacının 02.06.2011 tarihinde 6111 sayılı Kanun kapsamında prim borçlarını yapılandırmak için davalı kuruma müracaat ettiği, davacıya 01.10.2016 tarihinden geçerli olmak üzere 2007-2016 yılları arasındaki 1715 günlük hizmet akdine dayalı çalışması dikkate alınarak 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının 03.02.1955 doğumlu olduğu, davacının tahsis talebinde bulunduğu 21.08.2008 tarihinde prim borcunu ödediği, bağkur hizmetlerinin 17 gün 7 ay 2 yıl olduğu, SSK günlerinin ise 1973 yılında 123, 1977 yılında 63, 1978 yılında 64, 2007 yılında 145, 2008 yılında 21 gün olmak üzere toplam 416 gün yani 1 yıl 1 ay 26 gün hizmet eklendiğinde prime ödenen hizmet süresinin 3 yıl 9 yıl 13 gün hizmetinin bulunduğu, 1479 sayılı Kanun’un 35 inci maddesine göre yaşlılık aylığından yararlanabilmek için sigortalının yazılı talepte bulunma, talepte bulunduğu tarihte her türlü prim borcunu ödemiş olma koşullarının birlikte gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olayımızda talep tarihinde aranan 15 yılın sadece 3 yıl 9 ay 13 gün için prim ödendiği, kalan 11 yıl 2 ay 17 gün içinse prim ödeme koşulunun 2016 yılında gerçekleştiği, ortada prim ödenmiş yeterli süre olmadığına göre 21.08.2008 tarihinde bir tahsisi talebinin varlığı söz konusu olsa dahi yazılı başvuru dışında kalan primi ödenmiş süre koşulunun gerçekleşmediği” gerekçelerine dayalı olarak davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine,” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 21.08.2008 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu ifade edilerek gerçekte emekli olması ve yaşlılık aylığı bağlanması gereken tarihten, fiilen emekli olduğu ve yaşlılık aylığı bağlanan 01.10.2016 tarih aralığında yoksun kaldığı yaşlılık aylıklarının tespiti ile tüm zam ve artışlar uygulanarak aylık ödeme tarihlerinden itibaren işlemiş faizi ile birlikte oluşan hak ve alacaklarının davalı kurumdan tahsiline,yine varsa fazladan ödenen sigorta primlerinin ödeme tarihlerinden itibaren işlemiş yasal faizleri ile birlikte davalı kurumdan tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.