Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/472 E. 2023/848 K. 06.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/472
KARAR NO : 2023/848
KARAR TARİHİ : 06.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1138 E., 2022/1964 K.
DAVALILAR :1-… vekili Avukat …
2-… vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 08.12.2015
HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/380 E., 2022/101 K.

Taraflar arasındaki sürekli iş göremezlik oranına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı işçi …’ın 18.03.2008 tarihinde müvekkili davacı işverenin işçisi iken … adet Konut Gecekondu Dönüşüm Projesi yürütümü işi sırasında Kocaeli ilinde kaza geçirdiğini, SGK’nın bu kazaya ilişkin oluştuğu iddia olunan kurum zararının rücuan tazmini istemiyle müvekkili işveren … aleyhine dava açmış bulunduklarını, müvekkilin dahli olmaksızın belirlenmiş bulunan sürekli iş göremezlik derecesine itiraz ettiklerini, işçi …’ın sürekli iş göremezlik derecesini tespit eden sağlık kurumu raporunun müvekkiline tebliğ edilmediği gibi aleyhlerine rücuen tazminat davası açan hasım kuruma bağlı sağlık kurulunca belirlendiğinden güvenilirliğinin kuşkulu olduğunu, davacı müvekkilin işçinin kaza sonrası oluştuğunu ileri sürülen sürekli iş göremezlik derecesini, SGK aleyhine açılan rücuen tazminat davasıyla öğrendiklerini, sürekli iş göremezlik derecesi ilgili davanın dilekçe eklerinden %30,20 olarak anlaşılmakta olup dereceyi tespit eden sağlık kurulu raporu içeriğine ise henüz ulaşamadıklarını, işçi …’ın kaza tarihinden 6 ay sonra başka iş yerinde çalışmaya başladığını, dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla davalı işçi …’ın 18.03.2008 tarihinde geçirmiş olduğu kaza nedeni ile SGK tarafından belirlenmiş %30,20 oranındaki iş göremezlik oranına itirazlarının kabulü ile sürekli iş göremezlik oranının yeniden tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça davalı işçi …’ın 18.03.2008 tarihinde geçirmiş olduğu kaza nedeni ile SGK tarafından belirlenmiş %30,20 oranındaki işgöremezlik orana itiraz ile sürekli iş göremezlik oranının yeniden tespiti talep edilmiş ise de açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yetki itirazında bulunarak davanın görülmesinde … İş Mahkemesinin yetkili olduğunu, yersiz ve yasal dayanaktan yoksun açılan davanın öncelikle usul ve bilahare yapılacak inceleme sonucunda esas yönünden reddini istemiştir.

Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davalının 18.03.2008 tarihinde, davacı işverene bağlı işçi olarak çalışmakta iken, kaza geçirdiğini, SGK müfettişlerince hazırlanan 17.02.2009 tarihli raporda olayın iş kazası olduğunun tespit edildiğini, davacı işverenin kaza nedeniyle oluşan maluliyetten ve maluliyet oranından habardar olmasına rağmen hiçbir itiraz dava vs. yoluna gitmediğini, rücuen tazminat davası açılması ile birlikte işbu davayı açtığının anlaşıldığı, davacının bu davayı açmakta kötüniyetli olduğunu, işveren sıfatıyla bu kazadan sonra oluşan maluliyetten bilfiil haberdar olduğunu, müvekkilin tespit edilen sürekli iş göremezliğinin doğru ve yerinde olduğunu, müvekkilin tespit edilen sürekli iş göremezlik derecesinin sadece mevcut durumuna istinaden değil, aynı zamanda ileride başka bir işte çalışması durumunda sarf edeceği efor kaybına da karşılık geldiğini, müvekkilin ekonomik geleceğini sürdürebilmesi için başka bir işte çalışmak zorunda olmasının kaçınılmaz bir sonuç olduğunu, müvekkilin bir işte çalışmaya devam edebilmesi işini aralıksız kesintisiz sürdürebilmesine bağlı olduğundan oluşan maluliyet durumu düşünüldüğünde daha fazla efor gerektireceğinin düşünülmesi gerektiğini, bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu’nun 16.12.2021 tarih 1968 numaralı raporu ve Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 24.08.2020 tarih 12745 numaralı raporunun birbiriyle uyumlu olması ile dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, rahatsızlığın meslek hastalığı olduğunun ispatlanamadığı, dolayısıyla maluliyet tespiti gerekmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; delillerinin eksik toplandığını, işçinin çalışmasını gösterir belgelerin istenmediğini, davalı …’ın, kaza tarihinden 6 ay sonra yine inşaat işçisi olarak … ilinde bir işyerinde çalışmaya başladığını, beyin travması geçirdiğinden bahisle %30,20 derecesinde sürekli iş göremez bir işçinin kazadan kısa süre sonra yeniden ağır ve tehlikeli statüde bulunan inşaat işinde çalışmaya başlamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı işçinin kaza sonrası hangi işyerlerinde, ne sürelerle ve hangi vasıfla çalıştığı ve başka kaza geçirip geçirmediği hususlarının; iş göremezliğin nasıl oluştuğu/pekiştiği bakımından değerli olgular olduğunu ve maluliyet derecesinin tespitinde göz önünde bulundurulması gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından dava dilekçesi ile SGK tarafından belirlenmiş %30,20 oranındaki iş göremezlik oranına itirazlarının kabulü ile sürekli iş göremezlik oranının yeniden tespiti talep edilmiş olmasına rağmen hatalı olarak dosya kapsamına uygun bulunmayan ve görülmekte olan iş kazasından kaynaklı maluliyet tespitine ilişkin davada “meslek hastalığı” üzerinden değerlendirme yapılarak “davacının rahatsızlığın meslek hastalığı olduğunun ispatlanamadığı, dolayısıyla maluliyet tespiti gerekmediği” gerekçesi ile davanın reddi yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı görüldüğünden, kararın gerekçe yönünden HMK’nın 353/1-b.2. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilerek, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiş, ayrıca Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf taleplerinin değerlendirilmediğini, kendi kanun yoluna başvuru sebeplerini aşarak ve aleyhe değiştirme yasağına aykırı şekilde hüküm kurulduğunu, yalnızca kanun yoluna başvuran tarafın kanun yoluna başvuru sebepleri ve kapsamındakiler ile sınırlı inceleme yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalı sigortalının sürekli iş göremezlik oranına itirazının reddine dair kararın eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 95 inci maddesi

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, özellikle Yüksek Sağlık Kurulunca yapılan değerlendirmeler ile Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 24.08.2020 tarih ve 12745 sayılı rapordaki belirlemeler arasındaki çelişkinin Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulunun 16.12.2021 tarih ve 1968 sayılı raporu ile giderildiği anlaşılmakla ve dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.