Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/4874 E. 2023/5205 K. 11.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4874
KARAR NO : 2023/5205
KARAR TARİHİ : 11.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1211 E., 2023/115 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 17. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/398 E., 2021/102 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, davacı müvekkilinin davalı TRT’de, 14.01.1994 – 09.11.2000 tarihleri arasında istisna akdine göre program akitlisi adı altında, 09.11.2000 – 01.07.2002 tarihleri arasında sigortasız olarak, 01.07.2002 – 24.09.2008 tarihleri arasında “1 yıldan az süreli istihdam edilecek Kurumun yayın ve yapımına yardımcı işçi sayılmayan geçici personel” sözleşmesi kapsamında, 24.09.2008 – 20.09.2013 tarihleri arasında “sözleşmeli statüde istihdam edilen personel sözleşmesi” adı altında, 20.09.2013 tarihinden itibaren de statü değişikliği yapılarak hizmetlerine herhangi bir ara vermeden 4 c kapsamına dahil edilerek çalıştığını ve halen de çalışmaya devam ettiğini, davacının davalı kurumda uzun yıllar kesintisiz ve aralıksız şekilde farklı hukuki statü ve sözleşme türleri ile çalıştığını, davacının kendisiyle aynı yıllarda ve aynı sözleşmeler kapsamında çalışan dava dışı bir işçinin emekli olması ve emekli ikramiyesinin sadece 2008 ve sonrası çalışmaları sayılarak hesaplanması üzerine davacının davalı Kuruma başvurduğunu ve Kurum tarafından, 1994 yılından bugüne kadar olan çalışmalarının emekliliğe hak kazanması açısından sayılacağını ancak emekli ikramiyesi ödenirken hesaba katılmayacağı yönünde cevap verdiğini, davacının çalışmasının 1994 yılından itibaren kesintisiz olduğunu, en az 1 aylık boşluklar ile yeni sözleşmeler imzalatılmış ise de davacının sözleşme olmadığı dönemlerde de çalışmasına devam ettiğini ancak ücret ödenmediğini, 1994 – 2000 arası dönem yönünden Çalışma Bakanlığı İş Müfettişleri tarafından yapılan teftiş sonucu çalışanların tamamının hizmet akdi ile çalışmış gibi değerlendirilmesi ve eksik yatırılan primlerin ödenmesi yönünde karar verildiğini, 2000 – 2002 arası dönem çalışmalarının kayıtlarda gözükmediğini, davacının çalışmasına rağmen sigortasının yatırılmadığını, 2002 – 2008 arası dönem çalışmalarının geçici personel sözleşmesi kapsamında gerçekleştiğini, ancak sözleşme arası dönemlerde davacıya ücret ödenmediğini, 2008 – 2013 arası dönem çalışmalarının da sözleşme kapsamında gerçekleşmiş ise de çalışmasının kesintisiz olduğunu, yapılan sözleşmelerin hizmet sözleşmesi gibi değerlendirilerek devamlılığın sağlanması gerektiğini, 2013 ve sonrası çalışmalar yönünden ise davacının 02.08.2013 tarihinde yayınlanan torba yasadan yararlanarak memuriyete geçtiğini, davacının önceki çalışmalarının hizmet süresinden sayılması halinde memuriyete daha üst kademeden geçiş yapacak iken hizmet süresinden sayılmaması nedeniyle davacının mağduriyetine neden olduğunu belirterek, davacının 14.01.1994 tarihinden itibaren 4/C kapsamına dahil olduğu tarihe kadar davalı Kurumda aralıksız ve kesintisiz olarak hizmet akdine göre çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı işveren vekili, hak düşürücü sürenin dolduğunu, davaya konu dönemde davacının sürekli ve bağımlı çalıştığı iddialarını ispatlar yazılı belge bulunmadığını, kurum ile davacı arasındaki işin hizmet akdinden kaynaklanmadığını, aradaki ilişkinin istisna akdinden kaynaklandığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Fer’i müdahil Kurum vekili, davacının çalışmalarının bildirildiğini, bildirilmeyen çalışmasının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “…Mevcut dosya kapsamına göre davacının dava konusu yaptığı dönemlere ait hiçbir yazılı belge olmadığı, dosyaya emsal olduğu belirtilerek sunulan onanmış kararların incelenmesinde gerekçe olarak istisna akitlerinin sunulduğu belirtilmekte olup, dava dosyasında ise bu tür belgeler bulunmadığının işveren tarafından bildirildiği, sonuç olarak işyerinin kamu kurumu olması ve çalışmaların belgeye dayalı olmasına göre kuruma bildirilen süreler dışında çalışıldığının ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça usulünce ispatlanamadığı sonucuna ulaşılmıştır…” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, kararın hatalı olduğunu, karar verilirken hatalı bilirkişi raporunun esas alındığını, müvekkilinin sosyal güvenlik haklarının gözetilmediğini, gerekçeleri ve resen tespit edilecek gerekçelerle istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf gerekçelerini tekrarla temyiz isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalı işveren nezdinde 14.01.1994-20.09.2013 tarihleri arasında hizmet akdiyle sürekli çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile

2. 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
########