YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/496
KARAR NO : 2023/283
KARAR TARİHİ : 12.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1031 E., 2022/1839 K.
DAVA TARİHİ : 01.07.2020
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/172 E., 2021/91 K.
Taraflar arasındaki borçlu olmadığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, … Turizm ve Ticaret Anonim Şirketi adına işlem gören işyerine ait ödenmemiş olan 2017/9-10 ile 2015/1-2-3-4-5-6-9 ve 10. aylara ait 1.235.649,84 TL sigorta prim aslı ve 1.205.149,00 TL gecikme zammının şirket ortağı olması nedeniyle hakkında icra takibi yapıldığını, takibe 16.03.2020 tarihli itirazında, şirkette sahip olduğu %0,40 hissesini 29.04.2015 tarihinde devir ederek ayrıldığını, bu devirden önceki hisse oranında prim borcunun kabul edildiğinin bildirildiğini, 6183 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi ile şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ve tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından şirket ortaklarının sermaye hisseleri oranında doğrudan sorumlu olduğunu, şirketin tüm borçlarından sorumlu tutulamayacağını, şirket prim borcundan hisse payı ve devrettiği tarih dikkate alınarak tamamından sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, ilk itirazların ve zamanaşımı definin kabul edilerek, haksız açılan davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkilinin şirket hissesi oranında sorumlu olduğunun kabul edilmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde, davacının yönetim kurulu üyesi olarak 2014/9-10-12 ve 2015/1-2-3-4-5-6. aylara ait tüm borçlardan sorumlu olduğunu, Kurum işlemlerinin mevzuata uygun olarak yerine getirildiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2016/027570 takip numaralı dosyadan düzenlenen ödeme emrinin 2015/9. ay prim borcuna ve 2016/076754 takip numaralı dosyadan düzenlenen ödeme emrinin 2015/10. ay prim borcuna ilişkin olduğu, Kurumun 06.04.2020 ve 22.07.2020 tarihli yazıları ile davacının icra takibine konu 2014/9-10-12 ve 2015/1-2-3-4-5-6. aylara ait borçlardan sorumlu olduğu belirtilerek 2016/027570 takip numaralı ve 2016/076754 takip numaralı ödeme emirlerinde yer alan prim borçlarının kapsam dışında bırakıldığı; bununla birlikte, 2015/015430 takip numaralı dosyadan düzenlenen ödeme emrinin 2014/9-2015/6. aylar arası prim borcuna ilişkin olduğu, 29.04.2015 tarihine kadar dava dışı … Turizm ve Ticaret A.Ş.’nin yönetim kurulu üyesi olan davacının sorumlu olduğu borç dönemlerinin 5510 sayılı Kanun’un 88/1 inci maddesi kapsamında borcun muaccel olduğu tarihe göre belirlendiği anlaşıldığından mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, “… Turizm Tic. A.Ş. hissesi %040 (Binde 4)hisse sahibi olup bu hissesini 29.04.2015 tarihinde devir etmiştir.” şeklinde hisse oranı belirtilmişse de müvekkilinin şirketteki hissesinin %0,4 (binde dört) oranında olup, önceki dilekçe içeriğini bu yönde düzelttiklerini, şirketin mali ve idari konularda tek başına emir ve tasarruf yetkisine sahip özel şekilde yetki veren kişi olmadığını, temsil ilzam tahsilat ve ödemelerle ilgili hiç bir yetkisi bulunmadığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı kurum vekili temyiz dilekçesinde, davacının 22.08.2014 ile 25.08.2015 tarihileri arasında … Turizm Tic. ve A.Ş.’de yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmış olup, 5510 sayılı Kanun’un 88 inci maddesinde yer alan; “tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici ve yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin Kuruma karlı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmü gereği 2014/9-10-12 ve 2015/1-2-3-4-5-6. aylara ait tüm borçlardan sorumlu olduğunu, kaldı ki yönetim kurulu üyeliğinden istifanın Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı tarihe kadar davacının şirket borçlarından sorumluluğu devam ettiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava dışı anonim şirkette yönetim kurulu üyesi olan davacının davalı Kurum tarafından tahakkuk ettirilen prim borçlarından sorumlu olup olmadığının tespiti noktasındadır.
2. İlgili Hukuk
Tüzel kişi işverenlerin ortak ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğu, 6183 sayılı Kanun’un 35, mükerrer 35, mülga 506 sayılı Kanun’un 80 inci ve 5510 sayılı Kanun’un 88 inci maddesinde düzenlenmiş olup, sigorta primlerinin tahakkuk ve ödenmesi gereken zamanda yürürlükte olan mevzuat uygulanır.
Bu kapsamda, davanın yasal dayanaklarından olan, 506 sayılı Kanun’un 80 inci maddesinde, “Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri Kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar” hükmü öngörülmüştür. Anılan madde hükmüne göre, tüzel kişiliği haiz özel kuruluşta görev yapan kişinin primlerin ödenmesinden işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olabilmesi için, primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili, üst düzey yöneticisi olması zorunludur.
Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları ile öğretide kabul edildiği üzere “üst düzey yönetici” kavramından anlaşılan şirketin mali ve idari konularında tek başına emir ve tasarruf yetkisine sahip, özel şekilde kendisine yetki verilen kişidir. Türk Ticaret Kanunu’nun 317 inci maddesine göre anonim şirketlerde şirketi yönetmek ve temsil etmek yönetim kuruluna aittir. Anonim şirkette primlerin ödenmesinde müteselsilen sorumlu üst yönetici ve yetkiliden söz edebilmek için primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili üst düzey yönetici olması, yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı gibi unvan taşıması veya temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olması gerekir. Bunun dışında kalan ve şirketin idare veya mali işlerinde doğrudan söz sahibi veya yetkili olmayan kişilerin işveren ile birlikte müşterek sorumluluğu düşünülemez.
5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi ile ilgili 108/1-c maddesinde, Kanun’un 88 inci maddesinin 01.07.2008 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiş olup, bu tarihten sonra tahakkuk eden prim borçları hakkında 5510 sayılı Kanun’un 88/20 nci maddesi ile, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur” şeklinde düzenlenme getirilmiştir. Yapılan bu düzenleme ile tüzel kişiliği haiz özel kuruluşta görev yapan yönetim kurulu üyelerinin primlerin ödenmesinden işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları açıkça belirtilmiştir.
Yukarıdaki düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, 01.07.2008 tarihinden önce tahakkuk eden prim borçları bakımından, işveren ile birlikte müteselsilen sorumluluk koşullarının oluşması için, işveren kamu kurum ve kuruluşu ise, kamu görevlilerinin tahakkuk ve tediye ile görevli olması, tüzel kişiliğe haiz diğer yetkilisi ve kanuni temsilci sıfatıyla işveren tüzel kişiliği temsil ve ilzama yetkili bulunulması gerekir. Ancak, sonradan yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un 88 inci maddesi burada bir ayrıma giderek özellikle şirket yönetim kurulu üyelerinin, temsil ve ilzam yetkisi aranmaksızın (haklı sebepleri olmazsa) müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarını ayrıca ve açıkça belirtmiştir.
Ayrıca belirtilmelidir ki, davanın yasal dayanaklarından olan, 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35 inci maddesinde ise, asıl borçlu hakkında yapılan yasal takip ve araştırmalar sonucu kamu alacağının tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde, yasal temsilcisine ödeme emri çıkarabileceği bildirilmiş ise de; sorumluluk bakımından, 6183 sayılı Kanun’un, 506 ve 5510 sayılı Kanun’lara göre genel Kanun niteliği dikkate alınmalı ve özel kanun niteliğinde olan 506 sayılı Kanun’un 80 inci maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un 88 inci maddedeki şartlar bakımından davacı hakkında öncelikle değerlendirme yapılmalıdır.
Öte yandan, 506 sayılı Kanunu’nun 80 inci maddesi primlerin zamanında ve düzenli olarak tahsilini sağlamaya yönelik olup, anılan maddenin 1 inci fıkrası hükmüne göre, işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur.
5510 sayılı Kanun madde 88/1 hükmüne göre “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalıları çalıştıran işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını ücretlerinden keserek ve kendisine ait prim tutarlarını da bu tutara ekleyerek en geç Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar Kuruma öder” görüldüğü gibi kanun, primlerin ne zaman ödeneceğini belirlememiş, bu konuda Kuruma yetki vermiştir.
SSİY madde 108’in önceki halinde, Kanunda belirtilen sigorta primleri, Kurumca çıkarılacak tebliğde belirtilecek süre içinde Kuruma ödeneceği hükmü vardı. Yani sigorta prim ödeme sürelerini belirleme yetkisi İşveren Uygulama Tebliğine bırakılmıştı. 01.09.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan İşveren Uygulama Tebliğinin 2.4 maddesine göre ise, Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalıları çalıştıran işverenler, bir ay içinde çalıştırdıkları sigortalıların prime esas kazançları üzerinden hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını sigortalıların ücretlerinden keserek, kendi hissesine isabet eden prim tutarlarını da bu tutarlara ekleyerek en geç takip eden ay/dönemin sonuna kadar Kuruma ödeyecekleri belirtilmişti.
29.05.2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklikle Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği madde 108’e göre işverenler, Kanunun 4 üncü ve 5 inci maddelerine tabi çalıştırdığı sigortalılara, sosyal güvenlik destek primine tabi sigortalılara, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 7 nci maddesine göre iş görme edimini yerine getirmek üzere başka işverene geçici olarak devrettiği sigortalılara ilişkin primleri bu maddede öngörülen sürelerde öderler denilmiş, maddenin devamında ise 4/I-a sigortalıları yönünden primlerinin ödeme zamanı belirlenmiştir. Buna göre,
a) Ayın 1’i ile 30’u arasındaki çalışmaları karşılığı ücret alan sigortalılar için en geç belgenin ilişkin olduğu ayı izleyen ayın son gününe kadar,
b) Ayın 15’i ile müteakip ayın 14’ü arasındaki çalışmaları karşılığı ücret alan sigortalılar için en geç belgenin ilişkin olduğu dönemi izleyen takvim ayının 14’ü ne kadar, işverenlerce Kuruma ödenir.
Bu düzenlemeler uyarınca, primlerin ödenmesi gereken son gün itibariyle de olsa, kişiler yukarıda açıklanan statüde oldukları dönemlerde ödenmesi gereken ve tahakkuk eden primlerden sorumlu tutulmalıdırlar.
3. Değerlendirme
1.İnceleme konusu davada; davacıya, dava dışı A.Ş.’nin 2014/9- 2015/10 aylarına ilişkin prim borçlarını içeren ödeme emirleri tebliğ edilmesi üzerine, davacının yalnızca binde 4 oranında ortaklığı bulunduğunu belirterek ödeme emirleri nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, Mahkemece davacının 2014/9-2015/2 dönemleri yönünden sorumlu olduğu, 29.04.2015 tarihli istifa nedeniyle 2015/3-10 dönemlerinden sorumlu olmadığı tespiti yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
2) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
3) Davalı kurum tarafından düzenlenen ödeme emirlerinin 2014/9-2015/10 aylarına ilişkin olduğu, davacının 13.04.2012 tarihinden itibaren 3 yıl süreyle yönetim kurulu üyesi seçildiği ve 29.04.2015 tarihinde de istifa ettiğinin anlaşılması karşısında, yukarıda yer alan yasal mevzuat uyarınca davacının, dava dışı anonim şirkete ait prim borçlarının 2015/3 döneminden de sorumlu olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…