Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/4971 E. 2023/5273 K. 11.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4971
KARAR NO : 2023/5273
KARAR TARİHİ : 11.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1432 E., 2023/120 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 41. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/227 E., 2021/26 K.

Taraflar arasındaki prime esas kazancın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı işverenlikte 2010 yılı Mart ayında işe başladığı, iş akdinin haksız olarak feshedildiği 30.06.2017 tarihine kadar sürekli ve kesintisiz bir şekilde çalıştığı, davalı işverenliğin iç mimar ve mühendislerden oluşan kadrosuyla fizibilite ekiplerinden, uygulama ve işletmeye almaya kadar tüm mühendislik ve müşavirlik sahalarında müşterilerinin ihtiyaçlarını karşılayan özel bir kuruluş olduğu, davacının ise iç mimar unvanı ve proje yöneticisi sıfatıyla davalı işyerinde çalıştığı, işe giriş bildirgesinin 08.11.2014 tarihinde verilerek çalışmasının eksik bildirildiği, banka hesap hareketlerinden 2010 yıllarına inecek şekilde davalı işverenlik yetkililerinden …’nin hesabına yatırdığı miktarların mevcut olduğu, işe giriş tarihi olan 2010 yılı Mart ayında net 5000 TL ücret aldığı, işten çıkış tarihindeki net miktarı ise 7500 TL olduğu, 20 yıla yakın tecrübesi olan iki üniversite mezunu bir iç mimarın ücretinin araştırılması gerektiğini beyan ederek davalı şirket nezdindeki kesintisiz ve aralıksız hizmetinin 2010 yılı Mart ayından itibaren başladığının tespiti ile bu süreler içinde yatırılmayan, eksik primlerin davalı şirket tarafından yatırılmasına karar verilmesi, son aldığı ücretin 7.500-TL olarak tespiti neticesinde bu ücretin asgari ücrete oranlanarak tüm hizmet süresine uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili sunmuş olduğu istinaf dilekçesi ile özet olarak bilirkişi raporunun hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacıya şirket ortağı tarafından yapılan para transferlerinin davacının ücreti ve şirket adına yaptığı işlerle ilgili olarak gönderildiğini, bu haliyle bilirkişinin davacının kuruma bildiren süreleri aşan şekilde davalı şirkette çalışmadığı yönündeki değerlendirmesinin hükme esas almaya yeter nitelikte olmadığını, Bilirkişinin; davacının prime esas ücretiyle ilgili değerlendirmesini kabul etmenin mümkün olmadığını, dosyada birçok delil başlangıcı sayılabilecek belge bulunmasına rağmen, bunların görmezden gelindiğini, yazılı delille ispat zorunluluğu olduğu şeklinde kanaat açıklamasının hatalı olduğunu, çalışma olgusunun duruşmalarda dinlenen tanık beyanları ile ortaya konulduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
“1.1. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacı taraf Mart/2010-Kasım/2014 tarihleri arası davalı nezdinde çalıştığının tespiti ile sigorta primine esas kazancın belirlenmesini talep ettiği, davacı dava dilekçesi ekinde sunulan belgede ve davalı şirket antetli yazıda davacının maaşının net 5.000,00 TL olarak belirtildiği, davalı şirket antetli ve imzalı (ilgili makama yazılı) yazıda davacının 08.11.2014 tarihinden itibaren iç mimar olarak çalıştığının belirtildiği, davacı adına davalı tarafından 08.11.2014 tarihli işe giriş bildirgesinin Kuruma verildiği ve Kasım/2014-Haziran/2017 tarihleri arası bildirimlerin davalı tarafından yapıldığı, davalıya ait işyerinin Ekim/1985 yılında kanun kapsamına alındığı, davacı tanıklarındnan Hadiye beyanında; dava dışı YDS şirketinde 2010-2014 yılları arası ihale uzmanı olarak çalıştığını, şirket olarak Toki’den aldıkları işlerin müşavirlik işlerini davalı şirketin yaptığını, davacının davalı şirkette iç mimar olarak görev yapmakta olduğunu, davalı şirketten evrak alışverişi nedeniyle davacıyı tanıdığını, davacının 2010 yılında çalışmaya başladığını, diğer davacı tanığı … beyanında, kendisinin aydınlatma mağazası bulunduğunu ve davacıyı müşterisi olması nedeniyle tanıdığını, davacı işe başladığında tebrik etmek için gittiğini, 2010 yılında çalışmaya başladığını belirttikleri, resen seçilen bordro tanıklarından … beyanında; davalı şirketten 3-3,5 yıl kadar çalışıp 2015 yılında ayrıldığını, davacıyı tanımadığını belirttiği, bordro tanığı … beyanında; 2003-2015 tarihleri arası davalı şirkette çalıştığını davacıyı tanımadığını, …’nin söz konusu şirkette genel müdür olarak görev yaptığını belirttiği, davalı tarafından gösterilen ve aynı zamanda bordrolu tanık olan … beyanında; davalı şirkette idari işler müdürü olduğunu, 2011 yılından beri çalıştığını, davacının şirkete … ile görüşmeye gelip gittiğini, davacının Ali Bülent’in tanıdığı ve akrabası olabileceğini ve davacının çalışmadığını beyan ettiği, yine davalı tanığı… davacıyı birkaç kez şirkette gördüğünü, davacının şirkette çalışmadığını davacıyı bir kaç kez … ile şirket merkezinde görüşürken gördüğünü belirttiği, dava dilekçesine ekli mevduat çizelgesinde davalı şirketin ortağı ve genel müdürü olduğu iddia edilen … tarafından 2012-2015 arası yapılan ödemelere ilişkin dökümlerin bulunduğu, bu ödemelerin en küçüğü 44,00-TL den başlayıp 10,000-TL arasında değişen miktarlar olduğu anlaşılmaktadır.

1.2. Somut olayda, resen seçilen bordro tanıklarının beyanları esas alınarak davanın reddine dair verilen mahkeme kararı yerinde olmuştur.

1.3. Bu nedenlerle dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir
” gerekçesine dayalı olarak;

2. “Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde yer verdiği itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusu ile gerçek prime esas kazancın ispatı konusunda, İlk Derece Mahkemesince yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 5510 sayılı Kanun’un 80 ve 86/9 uncu maddeleri,

3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200 ve 202 nci maddeleri ile Geçici 1/2 nci maddeleri hükümleridir.

3. Değerlendirme
1. Prime esas kazancın tespiti istemine ilişkin olarak;
1.1.Prime esas kazanç tutarının tespiti davasının 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun Geçici 7 nci maddesi uyarınca yasal dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 77 ve 5510 sayılı Kanun’un 80 inci maddesidir. Bu kapsamda davacı işçinin, işin ve işyerinin kapsam ve niteliği dikkate alınarak, ücretinin ve davalı …’na davalı işveren/işverenler tarafından ödenen ve ödenmesi gereken primlerin miktarının belirlenebilmesi amacıyla, prime esas kazancın tespitinde, gerçek ücretin esas alınması koşuldur.

1.2. Gerçek ücret; sigortalının kıdemi, yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre ödenmesi gereken ücrettir. Hizmet akdinin tarafları görünüşte bir ücret belirlemiş olabilirler, ancak bu ücret tarafların aralarında kararlaştırdıkları gerçek ücret olmayabilir. Uygulamada bazen taraflar arasında kararlaştırılmış olan gerçek ücret (örneğin SSK primlerini daha az ödemek amacıyla) bordroya yansıtılmamakta, daha düşük (örneğin asgari ücret) gösterilmektedir. Bu gibi durumlarda yargıç tarafından gerçek ücretin saptanması yoluna gidilmelidir (Prof. Dr. S. Süzek, İş Hukuku, 2. Bası, Beta Yayınları, Sy:287).

1.3. Diğer taraftan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir.

1.4. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200 üncü ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunarak senetle kanıtlama zorunluluğunda parasal sınır 2.500 TL olarak belirlenmiş, anılan Kanunun geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrasında, bu Kanun’un, senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümlerinin Kanun’un yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır. Şu durumda senetle kanıtlamada parasal sınırlar; 2005 yılı için 400 TL, 2006 yılı için 430 TL, 2007 yılı için 460 TL, 2008 yılı için 490 TL, 2009 yılı için 540 TL, 2010 yılı için 550 TL, 2011 yılı için 590 TL, 01.10.2011 gününden itibaren açılan davalar yönünden ise 01.10.2011 tarihinden itibaren 2.500 TL, olarak uygulanmaktadır. Senetle kanıtlamada parasal sınırlar 2015 – 2016 yıllarında 2.500,00 TL, 2017 yılında ise 2.590,00 TL olarak öngörülmüştür.

1.5. Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 E., – 2010/523 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 E., – 2010/524 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 E., – 2010/525 K., 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 E., – 2011/649 K., 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 E.,- 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.

2. Hizmet tespiti istemine ilişkin olarak;
2.1. Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddesi olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.Yargılama sırasında resmi belge veya yazılı delil esas ise de; somut bilgilere dayanması ve inandırıcı olmaları koşuluyla tanık beyanları ile de ispatı mümkündür.

2.2. 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.

2.3. Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir.

2.4. Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.

2.5. HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.

2.6. Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.

3. Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında dava irdelendiğinde, Mahkemece öncelikle davacının davalıya ait hangi işyerinde ve işyerlerinde çalıştığı, hangi projelerde yer aldığı ve çalışmasının niteliği sorulmalı, davacının açıklamaları çerçevesinde ilgili işyerlerine ait işyeri kayıtları celbedilmelidir. Davacıya 02.08.2012-04.12.2015 tarihleri arasında yapılan banka ödemelerinin niteliği davalı işyerinden sorulmalı, bu ödemelerin sebebi ve hangi iş ve faaliyet sebebiyle ödendiği hususu açıklığa kavuşturulmalıdır. Bununla birlikte re’sen dinlenen bordro tanıklarıyla davalı tarafından gösterilen bordro tanıklarının davacının çalışmadığı yönündeki beyanları ile davacı tanıklarının beyanları arasında oluşan çelişki giderilmeli, ayrıca davalı işyeri bordrolu tanıkları, komşu işyeri bordrolu tanıkları taraflardan sorulmak suretiyle ya da re’sen tespit edilip beyanlarına başvurulmalı, böylelikle uyuşmazlık konusu dönemde iddia olunan çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenmeli, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.

4. Öte yandan, davacının prime esas kazancının tespitine ilişkin olarak yazılı delil arandığı, şayet yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belge ya da belgeler bulunması halinde tanıkla da ispatın mümkün olabileceği gözetilerek işçilik alacağı dosyası celbedilerek içeriğindeki belge ve beyanlar değerlendirilmeli ve yukarıda açıklanan ispat kuralları çerçevesinde yeterli araştırma yapılarak varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.

5. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın Mahkemece, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,11.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.