YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5140
KARAR NO : 2023/5431
KARAR TARİHİ : 16.05.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2104 E., 2023/379 K.
KARAR :Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Lüleburgaz İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/382 E., 2022/149 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ve feri müdahil vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer’i müdahil vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 10.02.2006 – 20.05.2012 tarihleri arasında kesintisiz olarak davalıya ait otobüste şoför olarak çalıştığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı işveren cevap dilekçesinde özetle; yaklaşık 3 yıldır Müsellim Köyü Muhtarlığını yaptığını, davacının çalıştığını iddia ettiği 39 M 1889 plakalı aracın kendisine ait olduğunu, aracın Müsellim Köyü ile Lüleburgaz arasında karşılıklı olarak günde 2 sefer yaptığını, yolcu taşımacılığını yapan başka aracının olmadığını, köyün nüfus niteliği ve kapasitesi değerlendirildiğinde araç ile adam çalıştıracak kadar para kazanılamayacağını, köy halkının mağdur olmaması için faaliyette tuttuğunu, davacının 39 M 1889 plakalı aracında hizmet akdi ile 10.02.2006-20.05.2012 tarihleri arasında çalıştığına ilişkin iddiasını asla kabul etmediğini, 39 M 1889 plakalı aracın kendisi uygun olmadığı zaman aralıklarında 2005 Temmuz 2007 tarihine kadar Hayri Başoğlu’nun, 2007 Temmuz 2009 Haziran tarihine kadar oğlu …’nun kullandığını, davacının ise 2009 Haziran ayından 2011 Haziran tarihine kadar elde edilen hasılatın tamamının kendisine ait olmak üzere işlettiğini, davacının ekonomik bakımdan zor durumda olduğu için geçimini sağlaması için 39 M 1889 plakalı aracın işletmesinin davacıya devredildiğini, bu süreçte davacıdan hiç para alınmadığını, tüm gelirin davacıya kaldığını, davacının 2009 Haziran ile 2011 Haziran ayları arasında tamamen kendi yararına işlettiğini, hizmet akdine dayalı çalışması olmadığını beyanla; davanın reddini talep etmiştir.
Fer’i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre geçirildiği için davanın reddi gerektiğini, davacının iddiasının hukuki mesnetten yoksun ve yersiz olduğunu, hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden özel bir duyarlılıkla incelenmesi gerektiğini, kurum kayıtlarında davacının çalışmasının bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iddia edilen tarihlerde sigorta kaydının bulunmadığı, 18 yaşından büyük olduğu, davalının faal olduğu, bu bağlamda tespite engel bir durum bulunmadığı, dosyaya celp edilen belgeler ve alınan tanık beyanlarına göre davacının davalıya ait araçları kullanmak suretiyle taşımacılık faaliyetinde davalıya bağlı olarak çalışmış olduğu, dosyada mevcut ceza tutanağına göre davalının savunmasının aksine okul servisi de kullanmış olduğu, davacının davalıya ait her iki aracı kullanmış olduğu, kiracı olarak çalıştığı savunulsa da uzun yıllar kira almadan aracın davacıya devredilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, kira bedeli alındığına dair somut delil bulunmadığı, tanık beyanları ve toplanan delillerin davacının 12.02.2006 tarihinde çalışmaya başladığı iddiasını desteklediği, yine tanık beyanlarına göre davalının oğlu …’nun askerlik görevini yerine getirmesi ve belli bir süre sonra davalının yanında çalışmaya başlamasından sonra çalışma ilişkisinin sona erdiği, davacının çalışma iddiasının fiili ve gerçek olduğunun ispat edilmiş olduğu göz önüne alınarak;
Davanın kabulü ile davacının davalı nezdinde iş sözleşmesi ile bağlı olarak 12.02.2006-20.05.2012 tarihleri arasında kurum taban ücreti ile çalıştığının tespitine, karar verilmiştir,
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Araç sahibi aracı şoföre günlük belirli bir bedel karşılığında kullandırmakta, hasılat ne olursa olsun kendisi sabit bir ücret talep etmekte ve araç sahibi günlük bu bedel dışından işletimiyle ilgili herhangi bir şeye karışmıyorsa bu takdirde de araç sahibi ile şoför arasındaki ilişkinin iş sözleşmesi olarak nitelendirilebilmesi güçtür. Araç sahibi şoföre günün belirli bir saat diliminde tahsis ediyor ve bu tahsis dönemi içinde işçinin iş görme edimini ne şekilde ifa ettiğine, hatta kullanıp kullanmadığına dahi karışmıyorsa, şoför araç sahibinden işin yürütümüne ilişkin hiçbir emir ve talimat almıyorsa, çalışma zamanını serbestçe organize edebiliyorsa kişisel bağımlılığın bulunmadığı kabul edilmelidir. Tanıklar yeniden dinlenerek özellikle davacı ile davalı arasındaki ilişkinin tespitine yarar ayrıntılı beyanları alınmalı, başlangıçta resmi kayıtlara göre araç maliki gözüken davalı ile ilgili bilgileri olup olmadığı sorulmalı, davacının minübüsü davalının yönetim ve denetimi altında mı kullandığı ya da aracın işletilmesini davacının kendi adına mı gerçekleştirdiğinin belirlenmesi yönünde ayrıntılı bilgilerine başvurulmalıdır. Gerekçeli kararda diğer tanıkların bilgi ve görgüsüne neden itibar edilmediği yönünde bir gerekçe gerekçeli kararda yer almamaktadır. Tanıklar davacının hangi sürede çalıştığını ve nasıl çalıştığı konusunda net bir bilgi verememişler, Mahkemece somut deliller göz ardı edilerek yorum yapılarak davanın kabulüne gidilmiştir. Kabul anlamına gelmemekle beraber şayet …’ın beyanlarına itibar edilecekse 2008 yılının baz alınması gerekir.” gerekçesiyle, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Feri müdahil kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kurum kayıtlarına göre iddia edilen döneme ait çalışmalar mevcut değildir, hak düşürücü süre geçmiştir. Davacının çalıştığını iddia ettiği dönemlerden dava açtığı tarihe kadar ki süreçte sigortalı olmadığını bilmemesi hayatın olağan akışına aykırıdır, davacı bu açıdan iyi niyetli değildir, diyerek davanın reddini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece kamu tanıkları da dinlenmiş, tanık …’ın “Hatırladığım kadarıyla 2006-2008 yılları arasında çalışmaya başlamıştı.” beyanı ile daha önce dinlenen ve aynı köyde droğduğundan beri ikamet ettiğini beyan eden tanık … ve 2001 yılından beri köyde ikamet ettiğini belirten tanık …’un beyanlarına göre 2006 yılında ve 2006 yılının ilk aylarında çalışmaya başladığına dair beyanları ile dosya kapsamındaki trafik ceza tutanağı ile davacı iddiasını destekleyen resmi kayıtlar da dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesi tarafından yeterli inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulduğu anlaşılmakla;
Lüleburgaz İş Mahkemesi’nin 10.05.2022 tarih, 2020/382 Esas- 2022/149 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı … vekili ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun’un 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
Fer’i müdahil kurum vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 10.02.2006 – 20.05.2012 tarihleri arasında kesintisiz olarak davalıya ait otobüste şoför olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile
2. 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası ile 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin 9 uncu fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ve fer’i müdahil vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.