YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5178
KARAR NO : 2023/6844
KARAR TARİHİ : 14.06.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2550 E., 2023/410 K.
KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 20. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/31 E., 2021/264 K.
Taraflar arasındaki hizmet ve prime esas kazancın tespiti istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin 3401199736708 sigorta sicil numarasıyla 01.11.2005 tarihi ile 20.06.2014 tarihleri arasında davalılardan ….’nin, E…….-Bahçelievler …” adresinde bulunan iş yerinde ofis müdürü olarak çalıştığını ve müvekkiline herhangi bir bildirim ve haber verilmeksizin 01.01.2013 tarihinden 20.06.2014 tarihine kadar iş yeri ve konumu değiştirilmeden davalılardan… Arıtma Sistemleri Pazarlama Dağıtım ve Ticaret A.Ş.’de sigorta kaydının devam ettiğini ve müvekkilinin çalıştığı şirketten haksız ve bildirimsiz olarak 20.06.2014 tarihinde işten çıkarıldığını, her iki şirketin ticaret sicilinde aynı adreste bulunduğunu, yönetim kurulunun aynı kişilerden oluştuğunu ve yönetim kurulu başkanının da aynı olduğunu bu sebeple davalı şirketler arasında fiili ve organik bağ olduğunu, müvekkilinin en son net 5.000,00 TL maaş aldığını belirterek müvekkilinin davalı işyerlerinde 01.11.2005 – 20.06.2014 tarihleri arasında geçen çalışmalarının sigortalı çalışmalar olduğunun tespiti ile eksik günlerinin tespitini ve son maaşının net 5.000,00 TL olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalılar… Arıtma Sistemleri Pazarlama Dağıtım ve Tic. A.Ş. ile Dünya Pazarlama Dağıtım ve Tic A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talepleri bakımından 5510 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesine göre resen göz önüne alınması gereken 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacının 04.06.2009 tarihinde müvekkili şirkette çalışmaya başladığını ve iş akdinin 20.05.2014 tarihinde haklı sebeplerle fesih edildiğini, eylemli çalışma olgusunun göz önüne alınarak bordro tanığı olmayan tanıkların beyanlarının dikkate alınmamasını ve davacının müvekkili şirketlerde kısmi süreli çalışma esaslarına göre çalıştığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
2-Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; hizmet tespiti davalarının çalışmanın geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıl içinde açılması gerektiğini belirterek çalışmayı ortaya koyan belgelerin işe giriş bildirgesi ile birlikte 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinde öngörülen ve sigortalının çalışma gün ve sayısını, kazanç durumunu çalışma tarihleri ile birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bildirgeleri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 17 nci maddesinde belirtilen dört aylık prim bordroları gibi kuruma verilmesi zorunlu kanıtlar olduğunu, işyerinin varlığının ve 506 sayılı Kanun kapsamına girip girmediğinin araştırılmasını, davacının tespiti talep ettiği döneme ilişkin davalı işverene ait işyeri kayıtlarının incelenmesini, hizmet akdiyle davalı işverene bağlı olarak fiilen çalışıldığının ispatlanmasını, çalışmanın niteliği ve ödenen ücretin somut delillerle ispatlanmasını, asgari ücretten daha yüksek bir ücretle çalışıldığı iddiası karşısında H.M.K ‘nun ilgili maddeleri gereğinde bu iddianın yazılı deliller ile ispatlanmasının gerektiğini, kurumun resmi kayıtlarının incelenerek sadece tanık beyanlarına dayalı olarak karar verilmemesini, mutlaka tanık dinlenmesi gerekiyorsa tanıkların çalışıldığı iddia edilen işyerindeki işi bilen ve tanıyan aynı zamanda dönem bordrolarında kayıtlı kişiler olması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine,
1-Davacının davalı …. Unvanlı işyerinde;
– 01.11.2005 – 31.12.2005 tarihleri arasında, 60 gün günlük 16,29 TL brüt ücret ile,
– 01.01.2006 – 31.12.2006 tarihleri arasında, 360 gün günlük 17,70 TL brüt ücret ile,
– 01.01.2007 – 30.06.2007 tarihleri arasında, 180 gün günlük 18,75 TL brüt ücret ile,
– 01.07.2007 – 31.12.2007 tarihleri arasında, 178 gün günlük 19,50 TL brüt ücret ile,
– 01.01.2008 – 30.06.2008 tarihleri arasında, 126 gün günlük 20,28 TL brüt ücret ile,
– 01.07.2008 – 31.12.2008 tarihleri arasında, 170 gün günlük 21,29 TL brüt ücret ile,
– 01.01.2009 – 30.06.2009 tarihleri arasında, 158 gün günlük 22,20 TL brüt ücret ile,
– 01.07.2009 – 31.12.2009 tarihleri arasında, 43 gün günlük 23,10 TL brüt ücret ile,
– 01.01.2011 – 30.06.2011 tarihleri arasında, 26 gün günlük 26,55 TL brüt ücret ile,
– 01.07.2011 – 31.12.2011 tarihleri arasında, 20 gün günlük 27,90 TL brüt ücret ile,
Sigortalı gösterilmeyen hizmet aktine dayalı çalışmalarının tespitine,
2- Davacının 01.01.2013 – 20.06.2014 tarihleri arasındaki döneme ilişkin davalı… Arıtma Sistemleri Pazarlama Dağıtım ve Ticaret A.Ş. unvanlı işyerinde çalışmalarının tespitine ilişkin talebinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine,
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde feri müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Feri müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde; davanın hak düşürücü süreye uğradığını, davacının iddialarının yazılı delil olmadan tanık beyanları ile ispatının mümkün olmadığını, Kurumun feri müdahil olduğunu, dava açılmasına Kurumun sebebiyet vermediğinden aleyhine yargılama giderine hükmedilemeyeceğini, davanın reddi gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “davalı işveren tarafından davacının bir kısım çalışmalarının kuruma bildirildiğinden ve kesintisiz blok çalışma olduğundan davacının iş akdinin sona erdiği 20.06.2014 tarihine göre hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde davanın açıldığından hak düşürücü sürenin geçmediği, talep edilen dönemde iş yerinin faal ve kapsamda olduğu, tanık beyanlarına göre davacının mahkemece kabul edilen dönemlerdeki fiili çalışmasının ispatlandığı anlaşılmış olup, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle, feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun oy birliği ile esastan reddine karar verilmesi gerektiği” gerekçesi ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde feri müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Feri müdahil Kurum vekilleri istinaf dilekçesi ile aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun 77 nci, 79 uncu, 80 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2-Dava, 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddenin 10 uncu fıkrası ve 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddenin 9 uncu fıkrası uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
3-Davanın Yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun’un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun’un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddenin 10 uncu fıkrası ve 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddenin 9 uncu fıkralarına dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelerine göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200 ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10 – 480 E., 2010/523 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 E., 2010/524 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 E., 2010/525 K., 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 E., 2011/649 K., 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 E., 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup feri müdahil Kurum vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler ile dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.