Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/5230 E. 2023/6243 K. 01.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5230
KARAR NO : 2023/6243
KARAR TARİHİ : 01.06.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1159 E., 2023/320 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Afyonkarahisar 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/566 E., 2020/454 K.

Taraflar arasındaki Tarım Bağ-Kur tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1998 yılında tarlasında pancar üretiminde bulunduğunu, bu çalışmayı davacının kuruma bildirdiğini ancak ekmiş olduğu pancarın parasını 1999 yılı içinde aldığını, Burdur Şeker Fabrikası tarafından tevkifatların yapılarak kuruma yatırılmadığını, davacının 01.05.1999 ile 30.04.2003 tarihleri arasında oda kaydının devam etmesi sebebi ile anılan tarihler arasında Bağ-Kur sigortalısı sayılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 24.04.2018 tarihli dilekçe ile ise 01.05.1999- 02.04.2001 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılması talebinde bulunmuştur.

II.CEVAP
Davalı SGK vekili 2926 sayılı Kanun’a göre kuruma kayıt ve tescilini yaptırmayan ve kendilerinden tevkifat yapılan çiftçilerin, tevkifat yapıldığını, gösteren belgelerini de eklemek suretiyle sigortalılıklarının başlatılması için kuruma yazılı talepte bulunmaları halinde, tevkifat tutarının kurum hesaplarına intikal etmesi şartıyla tevkifatın yapıldığı ayı takip eden ay başından itibaren sigortalılıklarının başlatılacağını, faaliyetine devam ettiğinin ziraat odası kayıtları ile belgelendirilmesi halinde sigortalılıklarının devam ettirebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Davacının 1998 – 2001 yıllarında tarımsal faaliyette bulunduğu bu yıllarda şeker fabrikasına sattığı tarım ürün bedellerinden prim kesintisi yapılmadığı, davacının Dinar ziraat odasında 02.02.1998 tarihinden beri üye kaydının olduğu, davacının 1998 – 2001 döneminde tarımsal faaliyetinin bulunduğu anlaşılmakla, buna karşılık yukarıda izah edilen mevzuata göre geriye dönük tescillerinin yapılabilmesi için sattığı tarım ürününden prim kesintisinin yapıldığını belgelemesi ve yapılan kesintinin kurum kayıtlarına intikal etmesi gerekmektedir. Somut olayda davacının sattığı tarım ürün bedellerinden herhangi bir prim kesintisinin yapılmamış olması satılan tarım ürün bedellerinden prim kesintisi yapılan dönemler dikkate alınarak 01.05.2003 tarihinden itibaren davacının tarım Bağ-Kur sigortalılığının tescil edilmiş olması değerlendirilerek davacının davasının sübut bulmadığından reddine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin 1998 yılında tarlasında pancar üretimi yaptığı, bu çalışmayı kuruma bildirdiği ekmiş olduğu pancarın parasını 1999 yılı içinde aldığı, 1994 yılında çıkan ve 01.04.1994 yılında yürürlüğe giren Tevkifat Yasasına istinaden 1999 yılında Bağ-Kur prim tevkifatı kesilmesi işlemi yapılması gerekirken Burdur Şeker Fabrikası tarafından bu işlemin yapılmadığı ve Sosyal Güvenlik Kurumuna primlerin yatırılmadığı, müvekkilinin 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılık şartlarının denetime elverişli bir şekilde ve ayrıca eksiksiz olarak araştırılması gerektiği, mahkemece yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olgular karar verildiği, müvekkili hakkında 2926 sayılı Kanun’a tabi sigortalılık iradesini ortaya koyacak herhangi bir başvurusu, prim ödemesi, tescili, ürün satışı veya bu satışlardan yapılan prim tevkifatının bulunup bulunmadığı hususlarının ayrıntılı olarak araştırılması gerektiği, müvekkilinin çalıştığı döneme ait prim tevkifatının yapılmamış olmasının müvekkiline izafe edilecek bir kusur olmadığı, prim tevkifatının müvekkilinin ürün sattığı Burdur Şeker Fabrikasınca yapılmış, Kuruma bildirilmiş ya da kurum tarafından resen tescilin yapılmış olması gerektiği, prim kesintisinin yapılmamış olması ya da kesintinin kurum kayıtlarına intikal ettirilmemiş olması sebebi ile davanın reddinin usul ve açık yasa hükümlerine aykırı olduğu gerekçeleriyle, yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; 2926 sayılı Kanun’un 2 nci maddesine göre; sigortalı olmaları gerektiği halde kuruma kayıt ve tescilleri yapılmamış çiftçilerin tevkifatın yapıldığını gösteren belgeleri de eklemek sureti ile yazılı talepte bulunmaları halinde söz konusu talepleri tescil için irade beyanı olarak değerlendirilmek sureti ile tevkifat tutarlarının kurum hesaplarına bildirimin ise kurum kayıtlarına intikal etmesi koşulu ile sigortalılıklarının tevkifatın yapıldığı tarihi takip eden ay başı itibarı ile başlatılacağının düzenlendiği, davacının Dinar Ziraat Odası’nda 02.02.1998 tarihinden beri üye kaydının bulunduğu, davacının talep konusu 1998-2001 yılları arasında tarımsal faaliyette bulunduğunun tespit edildiği, bu yıllarda Burdur Şeker fabrikasına ürün sattığı ancak sattığı ürün bedellerinden prim kesintisi yapılmadığı, Kanuna göre geriye dönük tescilin yapılabilmesi için satılan tarım ürününden prim kesintisinin yapıldığının belgelenmesi gerektiği, somut olayda ise talep edilen dönemde, davacının sattığı tarım ürün bedellerinden herhangi bir prim kesintisinin yapılmadığı, sonuç olarak yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili; dava dilekçesi ve gerekçeli kararın kendilerine tebliğ edilmediğini, davanın husumet yokuluğundan reddine karar verilmesi ve lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2926 sayılı Kanun’un 2/1 ve 3/b maddeleri

3.Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Dava açmada hukuki yararının bulunması dava şartlarından olduğu gibi temyiz Kanun yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir (HMK m. 361/2). İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmayan veya süresini geçirdiği için istinaf yoluna başvurmamış olan taraf yönünden, verilen karar kesinleşeceği için artık bu tarafın temyiz yoluna başvurmasında hukuki yararı yoktur. Şayet, karşı tarafın istinaf yoluna başvurması üzerine bölge adliye mahkemesi tarafından yeniden esas hakkında karar verilmiş ise, o takdirde karara karşı istinaf yoluna başvurmamış olan taraf temyiz yoluna gidebilir. Zira, bunda hukuki yararı vardır. İnceleme konusu eldeki davada, davalı … vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına karşı, istinaf yoluna başvurmadığı, bu itibarla … yönünden ilk derece mahkemesinin kararı kesinleştiğinden, temyiz yoluna başvurmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
… vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.