Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/5238 E. 2023/5878 K. 24.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5238
KARAR NO : 2023/5878
KARAR TARİHİ : 24.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2300 E., 2022/1551 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/46 E., 2018/1041 K.

Taraflar arasındaki asıl dava, sahte oda kaydı nedeniyle Bağ-Kur aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ve aylığın yeniden bağlanması, birleşen davada alacak istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı/birleşen davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı/birleşen davada davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bağ-Kur’a … Bağ-No’su 01.01.1979 tarihinde Diyarbakır Seyyar Satıcılar Odası kaydına göre sigortalı iken ve akabinde 01.09.2000 tarihinde emekli olmuşken Bağkur genel müdürlüğü teftiş kurulu başkanlığınca 29.04.2005 tarih ve 1 sayılı rapora istinaden müveklilinin sigortalılığı ve emekliğinin geçersiz sayıldığı ve iptal edildiği, idare tarafından tesis edilen bu işlemin sakatlıklar barındırdığını, müvekkilinin uzun yıllar Diyarbakır Mardinkapı semtinde seyyar satıcılık yaptığını, bu hususuda tanıklarla ispat edebileceklerini, sigortalının bağkur’a vereceği belge başlıklı ve 11.08.1999 tarihli belgede oda başkanı ve genel sekreter imzalarıyla müvekkilinin oda kaydının devam ettiğinin teyit edildiğini, müvekkilinin oda kaydının çok sonradan öğrendiğini, düzensiz kayıtlarda veya aidat makbuzlarının düzenli kesmemesinden müvekkilinin sorumlu tutularak kazanılmış hak olan hizmet süresinin iptal edilmesinin hukuka, kanun ve iyi niyet kaidelerine aykılırılık teşkil edeceğini, belirterek Müvekkili hakkında tesis edilen davalı kurum işleminin iptalini, müvekkilinin 22.03.1985 – 01.09.2000 tarihleri arasında hizmetlerinin tespitini ve sigortalılığının tescilini ve ödenmesi durdurulan maaşının tekrar ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili, iptal edilen sigortalılık dönemine ilişkin müteveffa …’a ödenen yersiz ödemelerin davalılardan tahsil edilerek davacı Kuruma iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı birleşen davada davacı Kurum vekili; davalı kurum sigortalılardan davacının seyyar satıcılar odasındaki kaydının usulsüz olduğu, 1479 sayılı Kanun’un 24 ve 25 inci maddelerine aykırı olduğu teftiş kurulu başkanlığının incelemesi sonucu tespit edildiği, kurumca dava konusu işlem yapıldığını, davacının 507 sayılı Kanun uyarınca esnaf odası kaydının zorunlu unsuru olan esnaf sicil memerluğu kaydı varlığının da zorunlu unsur olduğunu, bu bağlamda da oda kaydının usulsüz ve yasaya aykırı olduğu için geçersiz olduğunu, ayrıca bağkur genel müdürlüğüne 2002 yılından sonra çokça yapılan ihbar ve şikayetlerde esnaf odalarında usulsüz işlem yapılarak hak etmeyen kişilere böylece Bağ-Kur sigortalılığı kazandırıldığı belirtildiği kurum tarafından yapılan incelemerde bu durumun edildiğini belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile SGK’dan alınan müzekkere cevabına göre davacının sigortalılık süresi 22.03.1985 tarihinden itibaren sayılması karşısında davanın kabulü ile adı geçen işlemin iptaline dair karar verilmiş, birleşen dosya açısından aynı nedenlerle 2017/46 yönünden davanın kabulü ile, SGK’nın (Diyarbakır Bağkur İl müdürlüğünün) 03.10.2015 tarih ve B.13.1.BKG.4.21.00.00/50149 nolu işlemin iptaline, 2009/403 yönünden davanın reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/birleşen davacı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili,1479 sayılı yasanın 24 ve 25 inci maddelerine aykırı olduğu teftiş kurulu başkanlığının incelemesi sonucu tespit edildiğini, davacının 507 sayılı yasa uyarınca esnaf odası kaydının gerekli unsuru olan esnaf sicil memerluğu kaydı varlığı da zorunlu unsur olduğunu, bu bağlamda da oda kaydı usulsüz ve yasaya aykırı olduğu için geçersiz sayıldığını belirtmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “somut olayda; davaya konu iptali istenen işlem SGKB’nin 29/04/2005 tarih ve 1 sayılı rapora istinaden davacının sigortalığı ve emekliği geçersiz sayılması hakkında olup, müteveffa sigortalının mirasçılarının talebinin söz konusu oda kaydının geçerli olduğu ve müteveffanın 20/03/1985-01/09/2000 tarihler arasında sigortalı sayılmasının tespitini istediği davacı kurum tarafından birleşen davada usulsüz oda kaydı nedeniyle müteveffaya yersiz ödenen miktarın iadesinin istendiği, müteveffa hakkında Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/524 esasa açılan nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik dosyasınnı davasının zaman aşımı nedeniyle düştüğü, SGKB’ye yazılan müzekkerede davacının 04/02/2016 tarihli dilekçeye istinaden 6552 sayılı kanun gereğince 22/03/1985 tarihinden itibaren sigortalık süresi geçerli sayılmış ve adı geçene 01/03/2016 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığının bildirildiği, SGKB’dan alınan müzekkere cevabına göre müteveffanın sigortalılık süresi 22/03/1985 tarihinden itibaren kabulü ile davaya konu kurum işlemin iptaline dolayıyla birleşen dosya açısından davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Karar bu haliyle yerinde görülmüş,” gerekçesi ile davalı birleşen dava davacısı SGKB vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı birleşen davada davacı Kurum vekili,istinaf gerekçeleri ile kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl dava sahte oda kaydı nedeniyle Bağ-Kur aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ve aylığın yeniden bağlanması, birleşen davada ise alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 7 inci maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanun’un 2, 3, 6, 9, ve 10 uncu maddeleri.

2-Davanın yasal dayanağı olan 2926 sayılı Kanun’un 2 inci maddesinde, kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 3 üncü maddenin (b) bendinde, bu Kanunda geçen “tarımsal faaliyette bulunanlar”ın, kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya özgü yerlerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan yararlanmak suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından korunmasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanları ifade ettiği açıklanmıştır. Ayrıca 5 inci maddede, yasal süresinde kayıt ve tescillerini yaptırmayanların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi izleyen aybaşından itibaren başlayacağı, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6 ıncı maddede, bu Kanuna göre sigortalı sayılanların sigortalılıklarının tarımsal faaliyetlerine son verdiklerinde sona ereceği, 7 inci maddede, kişilerin bu Kanuna göre sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç 3 ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorunda oldukları, 9 uncu maddede, bu zorunluluğa uymayanların tescil işlemlerinin Kurumca kendiliğinden yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan davanın diğer yasal dayanağı niteliğindeki 5510 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinde tarımsal faaliyet, 2926 sayılı Kanun’un 3/b maddesinde öngörüldüğü şekilde tanımlandıktan sonra 4 üncü maddenin 1 inci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendinde, hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 7 inci maddede sigorta hak ve yükümlülüklerinin, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, 1 yıl içinde bildirilmesi durumunda kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten itibaren başlayacağı öngörülmüştür.

02.08.2003 günü yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun’un 56 ıncı maddesi ile yürürlükten kaldırılan 2926 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesi ve 4956 sayılı Kanun’un 27 inci maddesi ile değişikliğe uğrayan 1479 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi hükümlerinde kanun koyucu, Kurumun prim alacaklarının Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilebilmesine imkan tanımıştır. Buna göre, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla ilgili sigorta primlerinin, ilgiliye ödenmesi gereken ürün bedellerinden kesilerek o kişi adına Kurum hesabına yatırılmak suretiyle tahsil edilmesi durumunda, kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dahi belirtilen şekildeki prim ödeme olgusunun, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan kişinin kayıt ve tescil konusundaki iradesini ortaya koyduğunun kanıtı olarak kabulü gerekmektedir. Tarımsal faaliyet olgusunun kanıtlanmış olması, tescilli sigortalılar yönünden tescil tarihinden, tescili bulunmayanlar yönünden ise ilk prim ödemesinin veya tevkifatın gerçekleştirildiği tarihten sonraki sürelere ilişkin olumlu sonuç doğurmaktadır. Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan Kanunlarda 506 sayılı Kanunun 79 uncu maddenin 10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddenin 9 uncu fıkrasında açıklanan hizmet tespiti davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemesi ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının öngörülmesi karşısında, tescil veya iradi prim ödemesi ya da prim tevkifatı öncesine ait dönem yönünden tarımsal faaliyet ve buna dayalı tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti söz konusu olamayacaktır. Ayrıca belirtilmelidir ki, tarımsal faaliyete kabul edilebilir süreyi aşar uzunlukta ara verilmesi durumunda tarım Bağ-Kur sigortalılığının yeniden başlayabilmesi, tescil başvurusu, iradi prim ödeme, prim tevkifatı olgularından herhangi birinin gerçekleşmesine bağlıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.09.2010 gün ve 2010/10-380 Esas – 2010/420 Karar numaralı ilamında da açıklandığı üzere, kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyete dayalı olarak yetiştirilen ürünlerin teslimi sırasında ürün bedelleri üzerinden tevkifat (prim kesintisi) yapılması durumunda zorunlu sigortalılık hak ve yükümlülüğünün tevkifat tarihini izleyen aybaşından itibaren başlatılarak ait olduğu yılın sonuna kadar ve devam eden yıllarda tevkifatlar var ise devam eden en son yılın sonuna kadar davacının sigortalı olarak kabul edilmesi gerekmekte olup, kamu kuruluşu niteliği taşımayan özel gerçek/tüzel kişilerce tevkifat gerçekleştirilmiş ise prim tutarının Kuruma aktarılması koşulu aranmaktadır.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. 6552 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 54 üncü madde “Mülga 4355 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Esnaf Odaları ve Ticaret Borsaları Kanunu, mülga 5373 sayılı Esnaf Dernekleri ve Esnaf Dernekleri Birlikleri Kanunu ve mülga 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkârlar Kanununa göre; esnaf ve sanatkâr siciline veya odasına ya da her ikisine birden kayıtları bulunmakla birlikte üye kayıtlarının mevzuata uygun olarak yapılmadığının tespit edilmesi üzerine, Kuruma kayıt ve tescili yapılmakla birlikte, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılık süreleri geçersiz sayılarak iptal edilen sigortalılardan 22.03.1985 tarihinden sonraki sürelere ait prim, gecikme zammı ve gecikme cezalarının 31.12.2013 tarihine kadar ödenmiş olması şartıyla 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılıkları başlangıç tarihinden itibaren geçerli sayılır…” hükmünü içermekte olup; davalı Kurumca, davacının hizmetleri geçerli sayılarak t 01.03.2016 tarihinden yaşlılık aylığı bağlanmıştır.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı/birleşen davada davacı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.