YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5293
KARAR NO : 2023/5489
KARAR TARİHİ : 17.05.2023
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2103 E., 2022/1835 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mut 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2019/609 E., 2022/148 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili ve feri müdahil kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve feri müdahil kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Yer Fıstığı Tarım satış Kooperatifleri Birliği bünyesinde bulunan 457 sayılı Mut Yer Fıstığı Tarım satış Kooperatifi iş yerinde 19.10.1970 tarihinden başlayarak 31.12.1973 tarihine kadar her yıl 19.10.1970- 31.12.1970- 01.09.1971- 31.12.1971- 01.09.1972- 31.12.1972 ve 01.09.1973- 31.12.1973 tarihleri arasında dörder aylık dönemlerde toplam 470 gün, asgari ücretle çalıştığını, Yer Fıstığı Tarım satış Kooperatifleri Birliği’nin daha sonra Çukobirlik adını aldığını belirterek eksik bildirilen günlerin tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde: davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, 457 Sayılı Mut Yer Fıstığı Tarım Satış Kooperatifinin … ile herhangi bir bağının olmadığını, davacıların iddia edilen dönemde çalışmaları bulunduğuna dair belgeye rastlanılmadığını, açılan davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, arz ve izah ettikleri sebeplerden dolayı müvekkil şirketlerine yöneltilen haksız ve yersiz açılan davanın reddini talep etmiştir.
2.Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurumlarında mevcut kayıtların tetkikinden bahsi geçen dönemlerde davacının çalışmasının bulunmadığını, kurum kayıtlarında yer almayan çalışma iddiasının aynı değerde yazılı delille ispatının gerektiğini, davacının kurum kayıtlarındaki işe giriş bildirgesinin verilmiş olması karşısında, 506 sayılı Kanun’un madde 79 ile düzenlenmiş olan 5 yıllık hak düşürücü sürenin işe giriş bildirgesinin verilmesinden itibaren hesaplanması gerektiğine ilişkin yerleşik Yargıtay kararları karşısında hak düşürücü süre yönünden de davanın reddinin gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile, “davacının çalıştığını iddia ettiği döneme ilişkin olarak dönem bordroları dosyaya kazandırılmıştır. Dönem bordrolarındaki tanıklar dinlenmiştir. Dinlenen tanıklardan …’ın bordro tanığı olduğu ve yaşı itibariyle de davacının çalışmalarının olduğunu iddia ettiği 1973 yılının 4. Dönemine ilişkin olarak beyanlarının hükme esas alınabileceği, dinlenen tanık …’in bordro tanığı olduğu ve yaşı itibariyle de davacının çalışmalarının olduğunu iddia ettiği 1973 yılının 4. Dönemine ilişkin olarak beyanlarının hükme esas alınabileceği, her ne kadar ikinci kez beyanı alındığında davacıyı tanımadığını beyan eden tanık …’un ilk beyanına üstünlük tanınarak bordro tanığı olduğu ve yaşı itibariyle de davacının çalışmalarının olduğunu iddia ettiği 1973 yılının 4. Dönemine ilişkin olarak beyanlarının hükme esas alınabileceği kabul edilmiştir. Beyanlarına üstünlük tanınan tanıkların davacı ile birlikte çalıştıklarını iddia ettikleri dönem ve SGK kayıtları eşleştirilerek, davacının şüpheden uzak bir şekilde 48 gün davalı nezdinde çalışmalarının olduğu kanaatine varılmıştır.” gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davacının 01/11/1973 – 31/12/1973 tarihleri arasında 48 gün süre ile davalı adına kayıtlı işyerinde çalıştığının tespitine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesi ile düzenlenmiş olan 5 yıllık hak düşürücü sürenin işe giriş bildirgesinin verilmesinden itibaren hesaplanması gerektiğinden davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, 457 sayılı Mut Yer Fıstığı Tarım Satış Kooperatifleri Birliğinin SS. Çukurova Pamuk Yer Fıstığı ve Yağlı Tohumlar Tarım Satış Koop. Birliği ile herhangi bir bağının bulunmadığı hususunun gözardı edildiğini, öncelikle çalışıldığı iddia edilen hizmete ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediğinin ya da çalışıldığının kurumca tespit edilip edilmediğinin araştırılmasını, daha sonra hizmetin geçtiği iddia edilen yılarda işyerinin gerçekten var olup olmadığını, 506 sayılı Kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığını, çalışma konusu işin niteliği, devamlılık gösterip gösterilmediği, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konusundaki tanık ifadelerinin inandırıcılığı hakkında tanık beyanlarının iş yeri kapsam, kapasite ve niteliği dikkate alınarak değerlendirilmesini, çalışıldığı iddia edilen iş yerindeki görevli personel ile birlikte o iş yerine en yakın iş yerinden o işyerini bilen ve tanıyan şahıslarında dinlenmesi suretiyle tanık beyanlarının denetlenmesini, inceleme ve araştırma ile çalışma olgusunun kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiğini, tüm bu sebeplerden dolayı yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir.
2.Feri Müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde: eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “dosya içeriğine göre, davacının davalı kurumda çalışmaya başladığına dair 19.10.1970 tarihli işe giriş bildirgesini verildiği, mevsimlik çalışmada çalışmanın askıda olması nedeniyle işe giriş bildirgesinin verilmiş olması nedeniyle hak düşürücü sürenin işleyemeyeceği; dinlenen tanık beyanları ile davacının davalı birliğe bağlı 457 sayılı Mut Yer Fıstığı Tarım satış Kooperatifinde mevsimlik işçi olarak çalıştığının ispatlandığı istinaf başvurusunda bulunan tarafların sıfatı dikkate alınarak bu nedenle mahkemece davacının kuruma bildirilmeyen hizmetlerinin tespitine ilişkin hükmün yerinde olduğu, davacının çalıştığı 457 sayılı Mut Yer Fıstığı Tarım satış Kooperatifinin tüzel kişiliğinin sona ermesi nedeniyle davalı birliğe husumet yöneltilmesinin yerinde olduğu davalı ve fer’i müdahilin bu yöndeki istinaf talebinin yerinde olmadığı” gerekçeleri ile istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Feri müdahil Kurum vekili, istinaf gerekçeleri ile kararı temyiz etmiştir.
2.Davalı vekili; istinaf gerekçeleri ile kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin onuncu fıkrasına göre “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
3. Değerlendirme
1.Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanun’un kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun’un 5’inci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.
2.Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
3.Somut olayda, davacının, davalı işveren yanından 19.10.1970 tarihli işe giriş bildirgesinin bulunduğu, dönem bordrolarında ise isminin bulunmadığı, davanın ise 13.06.2016 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
4.Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de yapılan araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.
5. Mahkemece yapılacak iş; 19.10.1970 tarihli işe giriş bildirgesi olmakla birlikte, 1970, 1971 ve 1972 yıllarında mevsimlik çalışmanın bulunmaması karşısında, mevsimlik çalışma kesintiye uğramış olup, tespite konu 01.11.1973 – 31.12.1973 tarihleri arasındaki dönemin, dava tarihi itibariyle hak düşürücü süreye uğradığı gözetilerek tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.