Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/5470 E. 2023/5569 K. 18.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5470
KARAR NO : 2023/5569
KARAR TARİHİ : 18.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/971 E., 2023/330 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/189 E., 2021/23 K.

Taraflar arasındaki prime esas kazancın tespiti istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işveren yanında 10.12.2001- 05.05.2006 tarihlerinde satış ve pazarlama müdürü olarak çalıştığını ancak ücretinin kuruma eksik bildirildiğini, davalı Şirkette her üç ayın sonunda prim ödenmesi bulunduğunu, müvekkile ödenen ücretlerin, Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenen primlere yansıtılmadığını belirterek prime esas gerçek ücretinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekilinin 24.02.2020 tarihli taleplerini açıkladığı dilekçesinde; davacının 10.12.2001’de 3,500,000.00 TL ücretle çalışmaya başlayıp, 2003 Ocak ayından itibaren 4,700,000,000.00 TL ücretle, 2004 Ocak ayından itibaren 4,800,000,000.00 TL ücretle, 2005 Ocak ayından itibaren 5,000,0000,000.00 TL ücretle, 2006 Ocak ayından itibaren ise 5,200,000,000.00 TL ücretle çalıştığını beyan etmiştir.

II. CEVAP
1-Davalı işveren vekili; davacının satış pazarlama müdürü olarak değil müşteri temsilcisi olarak çalıştığını, davacının tüm ödemelerinin eksiksiz olarak banka kanalı ile yapıldığını, davacı tarafça itiraz edilmeksizin kabul edildiğini, bunların bordrolara yansıtıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2-Feri müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan delillere, SGK kayıtlarına, banka kayıtlarına, davacının işyeri kayıtlarına, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararına, bilirkişi raporuna, yasal düzenlemelere ve tüm dosya kapsamına göre; SGK’ya bildirim bulunduğundan hak düşürücü sürenin geçmediği, ancak davacının hizmet tespitine ilişkin herhangi bir talebinin olmadığı, SGK ya bildirilen hizmetleri açısından prime esas kazancın tespiti talebinin olduğu, davanın niteliği gereği çalışma olgusunun her türlü delil ile ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli bir serbestliğin söz konusu olmadığı, Yargıtay hukuk genel kurulunun 2010/10-481 esas 2010/524 karar ve 2005/21-409 esas 2005/413 karar sayılı kararlarında belirtildiği üzere ücret alma iddialarının yazılı delil ile ispat zorunluluğunun bulunduğu, talep edilen ücret miktarına göre 6100 sayılı HMK nın gecici 1/2 fıkrası uyarınca 1086 sayılı HUMUK 288 maddesi dikkate alındığında ispat için yazılı delil arandığı, şayet yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belge ya da belgeler bulunması halinde tanıklada ispatın mümkün olabileceği hususları göz önüne alındığında toplanan delillere, davacının talep ettiği ücret miktarının yazılı belge gereken nitelikte olduğu, davacı tarafça usulüne uygun yazılı belge, para makbuzu, banka kaydı, ticari defter kaydı, ücret bordrosu vs. belgeler sunulmadığı dosyada da getirtilen belgeler arasında bu nitelikte belgeler bulunmadığı, sunulan banka kayıtlarının davacının gerçek ücret iddiasını karşılamadığı gibi aydan aya tutarlılık da göstermediği, davanın ispatlanamadığı,sonucuna varılmış, davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin ispat hakkının (HMK 27 inci maddeye aykırı olarak) yazılı delil şartıyla kısıtlandığını, ücret miktarına ilişkin şirket içi uygulamayı da ortaya koyacak tanık delillerinin haksız yere kabul edilmediğini, üstelik bilirkişi raporunda da vurgulanan “bodrolar imzalı değildir, banka kayıtları ile SGK kayıtları tutarlı değildir.” yorumunun kendilerinin lehine olduğunu, iş sözleşmesinin tarafları arasında ücret miktarı konusunda çıkabilecek ihtilaflarda gerçek ücretin her türlü delille ispatının mümkün olduğunu, aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, tanık beyanları gibi delillerle işçinin imzasını taşıyan ücret bordroları veya hizmet sözleşmesinde yazılı olan ücretin gerçek olmadığının kanıtlanabileceğini, dosyadaki delillere göre davanın kabulü gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı ve mahkemenin gerekçesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun oy birliği ile esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2-Davanın Yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun’un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77 inci maddesinin 1inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun’un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200 ve 202 inci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.

Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10 – 480 E., 2010/523 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 E., 2010/524 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 E., 2010/525 K., 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 E., 2011/649 K., 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 E., 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurulları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanun’a uygun olup, davacı vekili tarafından ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Üye …’ın farklı onama gerekçesine karşı sonuç itibariyle

18.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

KARŞI ONAMA GEREKÇESİ

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.06.2020 tarih ve 2016/10-376 Esas, 2020/306 Karar, 09.07.2020 tarih ve 2016/21-904 Esas, 2020/554 Karar ve 16.07.2020 tarih ve 2016/10-2141 Esas, 2020/585 Karar sayılı kararları ile kabul edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun da isabetle vurguladığı gibi “Kamu düzeninden olma koşulu re’sen araştırma ilkesini ve sonuç olarak hâkimin delilleri serbestçe, kendiliğinden toplayarak sonuca gitmesini beraberinde getirir. Sigortalı kavramı, kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından sosyal güvence sistemine adına prim ödenmesi gereken yahut kendi adına prim ödemesi gereken kişiyi ifade eder. Görüldüğü gibi sigortalı olmak çalışma ve prim ödeme ilkesine bağlı olduğundan, “hizmet tespiti” ve “prime esas kazancın tespiti” davaları sosyal güvenlik hakkının özünü oluşturmaktadır. Bu nedenle prime esas kazancın tespiti davaları kamu düzeninden olmaları nedeniyle özel bir titizlik ve duyarlılıkla yürütülmelidir”(Y. HGK. 08.06.2022 tarih ve 2020/(21)10-280 E, 2022/871 K). Nitelikli, inandırıcı, ciddi deliller doğrultusunda ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmelidir.

Somut uyuşmazlıkta, davacının prime esas kazanç tespiti için dosyada nitelikli, ciddi ve inandırıcı delil bulunmadığı, bu nedenle kararın sonuç itibari ile doğru olduğu anlaşıldığından, kararın bu gerekçe ile onanması gerekir.