YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5568
KARAR NO : 2023/5451
KARAR TARİHİ : 16.05.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TARİHİ : 04.05.2018
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların yasal faizleri ile davalı kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine dair karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 15.12.1989-14.10.2010 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetlerinde muvazzaf subay olarak görevde bulunduğunu, Türk Silahlı Kuvvetlerinde 20 yıl 10 ay muvazzaf subaylığına karşılık yıpranmaya tabi fiili hizmet zammı 4 yıl 3 ay 8 gün bulunduğunu, bu görevinden sonra SSK’ya tabi sigortalı olarak özel hava yolu şirketlerinde pilot olarak çalışmaya başladığını, müvekkilinin 27.04.2018 tarihinde emeklilik tahsis müracaatında bulunduğunu, Kurumun müvekkiline cevaben ilk olarak sigortalı olduğu tarihinin fili hizmet zammı süresi olan 4 yıl 3 ay 8 gün dikkate alınarak yanlış hesaplanarak 12.10.1987 kabul edildiğini gösterir cevap verildiğini ve tahsis talebinin ret edildiğini belirterek, müvekkilinin Türk Silahlı Kuvvetlerindeki hizmetine karşılık mevcut olan 4 yıl 3 ay 8 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının sigorta başlangıç tarihinden ve yaş haddinden indirilmesini ve bu sebeple yaşlılık aylığı başvurusunun yapıldığı tarih olan 27.04.2018 tarihini takip eden 01.05.2018 tarihinden itibaren emekli sayılarak yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, birikmiş aylıkların her bir aylığına hak kazanıldığı tarihten emeklilik aylığının faizi ile birlikte emekli sayılan müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacının emeklilik şartlarını taşımadığını, 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önceki süreye ait fiili hizmet zammının yaşa ilave edilmesinin mümkün olmadığını, FHZ’nin 506 sayılı Kanun döneminde geçirildiğini, 506 sayılı Kanun’da FHZ’nin yaştan indirim yapılacağına dair bir hüküm taşımadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin bozmadan önceki 28.11.2018 tarihli kararı ile, davacının 4 yıl 3 ay 8 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının yaş haddinden indirilmesi ve hizmet başlangıç tarihinden geri çekilmesine, kuruma başvuru yapmış olduğu tarihi izleyen aybaşı olan 01.05.2018 tarihi itibariyle emekli sayıldığının ve emekliliğe hak kazandığının tespitine, hak kazanılan aylıkların 01.05.2018 tarihinden itibaren her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 14.04.2021 tarihli ve 2019/992 Esas, 2021/672 Karar sayılı kararıyla; … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi, 506 sayılı Kanun’un geçici 81 inci maddesinin B-C bendlerine istinaden 4 yıl 3 ay 8 gün fiili hizmet süresinin ilk işe giriş tarihi olan 15.12.1989 tarihinden düşürülmesi neticesinde, ilk işe giriş tarihinin 07.09.1985 tarihine denk geleceği, bu tarih itibariyle 25 yıl, 49 yaş 5300 günün emeklilik şartlarını karşılayacağı; davacının doğum tarihine göre 49 yaş şartının 17.11.2020 tarihinde dolduğu ancak bu tarihten de 4 yıl 3 ay 8 gün fiili hizmet süresinin düşülmesi sonrasında, emeklilik tarihinin 09.07.2016 tarihine denk geldiği, davacının bu tarih itibariyle emekliliğe hak kazandığı anlaşıldığından ve talebin de 27.04.2018 tarihi olduğundan, taleple bağlı kalınarak ve emekli sandığından sonra 2684 gün 4/a sigortalılığının mevcut olduğu, hizmetlerin birleştirilmesi hakkındaki yasa hükümleri çerçevesinde de 1260 gün şartının gerçekleştiği anlaşıldığından, davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle, davalı kurumun başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 bendi uyarınca esastan reddine, karar vermiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizce; “….mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun’un Ek 39’uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun’da yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun’un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun’daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun’un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Kabule göre de; aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun’un 42 nci maddesinin “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmü uyarınca, Kurum’un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve yazılı şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” gerekçeleri ile karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda; davacı …’nin 4 yıl 3 ay 8 günlük fiili hizmet zammı süresinin yukarıda anılan bozma ilamı uyarınca sigortalılık başlangıcından geriye götürülerek ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulamaya imkan tanımadığı değerlendirilmiş; bu itibarla davacının ilk işe giriş tarihi olan 15.12.1989 tarihine göre tabi olacağı emeklilik koşullarının 25 yıl 52 yaş 5525 prim günü olacağı anlaşılmakla, 27.04.2018 tahsis talep tarihi itibariyle davacı 25 yıl ve 5525 gün şartlarını taşımakta ise de; yaş koşulunu sağlamadığı, fiili hizmet zammı yaş haddinden indirildiğinde yaş koşulunu 09.08.2019 tarihi itibariyle sağlayabileceği tespit edilmiş, tahsis talep tarihi ile tahsis koşullarının sağlandığı tarih arasında makul süre bulunmadığı, bu durumda davacının koşulları sağladığı tarihten sonra yeniden tahsis talebinde bulunması halinde talebinin değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılarak, davanın kısmen kabulü ile; Davacı …’nin 4 yıl 3 ay 8 günlük fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, davacının sigortalılık başlangıcının geriye çekilmesine ve tahsis talebinin reddine yönelik kurum işleminin iptali ve yaşlılık aylığı bağlanması talebinin reddine, karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde: bozma kararından sonra verilen mahkeme kararının hatalı olduğunu, esasen bozma kararına uyulmasından sonra dahi tahsis şartlarına haiz olduğunu buna göre bu şartların gerçekleştiği tarih itibari ile de olsa tahsise karar verilmesi gerektiğini beyan ile, kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı Kurum vekili ise, davacı hakkında Kurumca yapılan işlemin hukuka ve mevzuata aykırılığının bulunmadığını, buna göre davacı hakkında yaş haddinden indirimin mümkün olmadığını belirterek verilen son kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2829 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi ve 506 sayılı Kanun’un geçici 81 inci ve ek 39 uncu maddesi ile 5434 sayılı Kanun’un 32 inci maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
2.Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, … Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 …, 1974, sayfa 395 vd.)
3.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
4.Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, tahsis yapılmasına ilişkin davalarda, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30 uncu maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.
5.Eldeki dava bakımından, öncelikle bozmaya uygun şekilde uygulama yapılmalı ve davacının tahsis koşullarını gerçekleştirip gerçekleştirmediği hususu irdelenmeli sonucuna göre davacının tahsis talep tarihi itibari ile koşulları sağlayıp sağlamadığı hususu belirlenmelidir.
6.Buna göre, 27.04.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun’un geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun’un 60 ve geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.12.1989 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 28 yıl 4 ay 12 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 12 yıl 5 ay 8 gün sigortalılığına ve 5525 günden fazla gününün bulunmasına göre, geçici 81 inci maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (ı) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5525 gün ve 52 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 17.11.1971 doğumlu davacının 52 yaşını doldurduğu 17.11.2023 tarihinden 4 yıl 3 ay 8 günlük fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile bulunacak 09.08.2019 tarihinin esas alınması ile davacının talebi de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.