YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5703
KARAR NO : 2023/6746
KARAR TARİHİ : 13.06.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2278 E., 2023/405 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 18. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/442 E., 2022/152 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı yanında 01.11.1991 – 01.05.1997 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacının çalışmalarının SGK’ya bildirilen kadar olduğunu, 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, 13.05.2019 tarihli tavzih kararı ile; “Davalı … kendini vekille temsil ettirdiğinden ve ön inceleme yapılmadığından karar tarihindeki A.A.Ü.T. Gereğince 1.090.00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak Davalı … vekiline verilmesine,” kurum feri müdahil olduğundan lehine ücreti vekalet takdirene yer olmadığına şeklinde hükmün bu kısmının bu şekli ile düzeltilmesine” karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin tavzih kararına karşı davalı kurum vekili; tavzih kararının usule aykırı olarak verildiğini, tavzih gerekçesi ile hükmün değiştirilemeyeceğini, mahkeme tarafından 13.12.2017 tarihli kararda Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmişken, 13.05.2019 tarihli kararda lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin hükümden çıkarılarak hükmün değiştirildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olup, tavzih kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
… Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi’ nin 2019/1713 Esas- 2021/1932 Karar sayılı ilamı ile mahkememiz tarafından verilen tavzih kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Tavzih, kelime anlamı itibariyle açıklama, aydınlatma anlamına gelmekte olup, değişiklik, ekleme yada çıkarma kavramlarını içermemektedir. Hakim, karar verdikten sonra bu kararını tarafların talebi olsa dahi değiştiremez. Ancak, istisnai hallerde hüküm açık değil, hüküm fıkraları birbirine aykırı ise ya da uygulanmasında tereddütler oluşturacak nitelikte ise bu halde belli koşullarda hüküm tavzih edilebilir. Öğretide tam bir fikir birliği içerisinde kabul edildiği üzere tavzih yolu ile ancak hükümdeki kapalılık, açık olmayan hal, tereddüt yada çelişki ortadan kaldırılabilir. Ancak tavzihle hükümde belirtilen haklar ve borçlar sınırlandırılamayacağı gibi genişletilemez ve değiştirilemez. Bu noktada mahkeme daha önce unutulan bir hususu hükme ekleyemez veya hükümden çıkaramaz. Tavzihin amacı hükmü değiştirmek, unutulan bir hususu hükme eklemek veya hükümde taraf olan birini taraf konumundan çıkarmak yada hükümde taraf olmayan birini taraf konumuna sokmak değildir. Tavzihin amacı; hükmü açıklamak, icrasındaki tereddütü gidermek yada birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa bu aykırılığı gidermektir. Hüküm, tavzih yolu ile değiştirilemez, tavzih yolu ile hükmün gerçek anlamı ortaya konulur yada hükümdeki çelişkiler giderilir. Bu kapsamda tavzih yolu ile taraf değiştirilemeyeceği gibi taraf olmayan biri taraf konumuna getirilemez ve taraf konumunda olan biri taraf konumundan çıkarılamaz. Aynı şekilde taraflardan birine yüklenen yükümlülük artırılamaz ya da azaltılamaz.
Dosyanın incelenmesi sonucunda tavzih talep eden vekilinin talebinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 305 inci maddesi 2 nci fıkrası gereği, tavzihle hüküm fıkrasının değiştirilemeyeceği ilkesinin ihlal edildiği, düzeltmenin tavzihe konu edilemeyeceği belirgin olduğundan, tavzih talebinin reddine karar verilmiştir. (Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2021/8904 Esas, 2021/12482 Karar ve 2021/2724 Esas, 2021/8010 Karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere)
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
1.Davacı Vekilinin İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; … Anadolu 18. İş Mahkemesi’nce reddedilen tavzih talebinin nihai hükmün esasına ilişkin bir talep olmadığını, mahkemece, kararın esasına dair bir tavzih işlemi gerçekleştirilmediğini, sadece “davalı kurum” ibaresinin “davalı …” olarak değiştirildiğini, 03.12.2017 tarihli kararda geçen ibarenin, davalı kurum şeklinde olduğunu, ancak Sosyal Güvenlik Başkanlığının bu dava kapsamında davalı sıfatının mevcut olmadığını, nitekim aynı kararın üst kısmında sosyal güvenlik başkanlığından feri müdahil olarak bahsedildiğini, mahkemenin mevzubahis kararı verirken yazım hatasına düştüğünü, feri müdahil kurum vekili lehine, vekalet ücretine hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğunu, bu süreçte hem davalı vekili, hem de feri müdahil kurum vekili mahkemece hükmolunan vekalet ücretini talep etmiş olup, davalı … lehine vekalet ücreti ödemesinin de gerçekleştirildiğini, tavzih kararı ile, taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar değiştirilmediğinden, Anadolu 18. İş Mahkemesi’nin 06.04.2022 tarihli ve 2021/442-2022/152 E.K. sayılı nihai hükmünün kaldırılmasına ve tavzih talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararı istinaf etmiştir.
2. Davalı Vekilinin İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, kurumun davalı işveren yanında ferî müdahil olarak katıladığını, davadaki taraf sıfatları ile davalı kurum ibaresinin çeliştiğini, mahkeme sehven davalı kurum kelimesinin gerekçeli kararda kullanıldığını, davalı kurum ibaresinde kurum yerine davalının vurgulanmaya çalışıldığının aşikar olduğunu, bu açıdan bakıldığında gerekçeli kararın değiştirilmesi veya genişletilmesinin söz konusu olmadığını, tavzihin reddi kararının kaldırılması ve lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararı istinaf etmiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı Vekilinin Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
2.Davalı Vekilinin Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, mahkeme ilamının hüküm fıkrasının değiştirilmesine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve 304 üncü maddesi.
3.Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı ve davalı vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.