Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/589 E. 2023/1232 K. 15.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/589
KARAR NO : 2023/1232
KARAR TARİHİ : 15.02.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/264 E., 2022/217 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 31.03.2015
KARAR : Reddine

Taraflar arasında Mahkemesinde görülen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; Gaziosmanpaşa Sosyal Güvenlik Merkezi nezdinde yersiz ödeme dosyasının tahsilinin sağlanamaması nedeniyle davalı aleyhine Gaziosmanpaşa 1. İcra Müdürlüğü’nün 2014/16652 esas sayılı takip dosyası icra takibi başlatıldığını, müvekkili kurumdan … sicil ve … tahsis numarasıyla aylık almakta olan davalının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının kurum kontrol memurları tarafından 10.02.2014 tarih 51 numaralı denetmen raporu ile tespit edildiğini, açıklanan bu gerekçe üzerine 18.10.2008 tarihi itibariyle aylığı kesilen davalıya 17.10.2008-17.02.2014 tarihleri arasında 42.265,60-TL yersiz ödeme yapıldığının anlaşıldığını, davalının eşinden boşanmış gözüküyor olmasına rağmen fiilen birlikte yaşamaya devam ettiğini, mevcut durumun kurum kayıtlarıyla sabit olduğunu belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla borçlu – davalının itirazlarının iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak takibi durduran borçlu- davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı def’inde bulunmuş, esasa dair beyanlarında ise; rapor tarihinin müvekkili ile dava dışı eşinin yeniden evlendiği tarih olan 14.01.2014 tarihinden sonraki bir tarihte düzenlendiğini, 25.02.2014 tarihli çevre soruşturma tutanağında beyanı alınan … ve ismini vermek istemeyen komşusu olduğu ifade edilen kimselerin imzasının bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin boşandığı eşinin ekonomik durumu gözönüne alındığında yetim aylığı almak için muvazaalı bir şekilde boşanmasını gerektirmeyecek durumda olduğunun açıkça görüleceğini, haksız bir kazanç elde etmek için böyle bir muvazaalı boşanma gerçekleştirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 30.06.2016 tarihli ve 2015/89 Esas, 2016/210 Karar sayılı kararıyla;

Celp edilen ikametgah hareketlerine göre tarafların yeniden evleninceye kadar ayrı adreslerde ikamet ettikleri, ayrı yerlerde oy kullandıkları, zabıta araştırmasına göre yeniden evleninceye kadar davalının çocuklarıyla eşinin ise tek başına yaşadığı, denetim tarihinin tarafların yeniden evlendikten sonraki tarih olduğu, denetim raporunda beyanı alınan …’nın yeminli beyanında denetim tarihinde …’da dahi olmadığını, denetim memuruna tarafların birarada yaşadığı yönünde beyanda bulunmadığını, beyanının dahi alınmadığını belirttiği, nitekim tutanakta tanığın imzasının da bulunmadığı, dinlenen diğer tanıkların beyanlarına göre tarafların evli kaldıkları süreçte ekonomik durumlarının iyi olup, davalının salt ölüm aylığı almak için boşanmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, kurum denetim raporunun somut verilere dayanmadığı ve aylığı kesilerek yersiz ödeme tahakkuk ettirilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle,
Davanın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22.05.2017 tarih, 2016/16382 Esas, 2017/430 Karar sayılı Bozma ilamında;

Mahkemece davalının 01.04.2007-05.07.2010 tarihleri arası …/… adresi yerleşim yeri adresi olarak, 05.07.2010 tarihinden beri …/… adresi yerleşim yeri adresi olarak, davalının boşandığı eşinin 04.04.2007 tarihinden beri … Kapı No:5 Bayrampaşa/… adresi yerleşim yeri adresi olarak belirlenmiştir. Mahkemece filli birlikteliğin tespiti yönünden yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli görülmemektedir. Davalının ve boşandığı eşinin dava konusu döneme ilişkin oy kullandıkları sandık adresleri de ilgili Seçim Kurulundan sorularak belirlenmeli, davalının ve boşandığı eşinin tespit edilen her üç adresinde ve tespit edilecek sandık adreslerinde re’sen belirlenecek tanıklar dinlenmeli, bu bağlamda tespit edilen/tespit edilecek adreslerde görev yapmış/yapmakta olan, mahalle/köy muhtar ve azalarından, komşularından kanaat edinmeye yetecek kadarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı ve böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığında şüphe bırakmayacak şekilde ortaya konulmalı ve elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,

Davalının eşi … ile Kapatılan Eyüp Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/121 esas ve 2002/334 karar sayılı kararı ile boşandığı, kararın 04.06.2002 tarihinde kesinleştiği, tarafların 14.01.2014 tarihinde yeniden evlendikleri,

Celp edilen ikametgah hareketlerine göre tarafların yeniden evleninceye kadar ayrı adreslerde ikamet ettikleri, ayrı yerlerde oy kullandıkları, zabıta araştırmasına göre yeniden evleninceye kadar davalının çocuklarıyla eşinin ise tek başına yaşadığı, denetim tarihinin tarafların yeniden evlendikten sonraki tarih olduğu, denetim raporunda beyanı alınan … ‘nın yeminli beyanında denetim tarihinde …’da dahi olmadığını, denetim memuruna tarafların birarada yaşadığı yönünde beyanda bulunmadığını, beyanının dahi alınmadığını belirttiği, nitekim tutanakta tanığın imzasının da bulunmadığı, dinlenen diğer tanıkların beyanlarına göre de davalı ve boşandığı eşinin boşanma kararında sonra ayrı adreslerde bulunduklarının belirtildiği, kurum denetim raporunun somut verilere dayanmadığı ve aylığı kesilerek yersiz ödeme tahakkuk ettirilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine, karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; kurum işleminin yasa ve mevzuata uygun olup, yerinde olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalıya, yaşamını yitiren sigortalı babası üzerinden hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla aylık bağlandığı, ancak boşandığı eşiyle talep konusu dönemde fiilen birlikte yaşadığının belirlenmesi üzerine, davacı Kurumca davalının almakta olduğu ölüm aylığının kesilerek, 17.10.2008-18.11.2014 tarihleri arası dönem için, toplam 42.265,60 TL yersiz aylık ödemesi sebebiyle borç tahakkuku yapıldığı, alacağın tahsilinin sağlanamaması nedeniyle davalı aleyhine Gaziosmanpaşa 1. İcra Müdürlüğü’nün 2014/16652 esas sayılı takip dosyasında başlatılan icra takibine borçlu tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu; davalının itirazlarının iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak takibi durduran borçlu – davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 5510 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesi

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın Mahkemesine, gönderilmesine,

15.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.