Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/5972 E. 2023/7171 K. 21.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5972
KARAR NO : 2023/7171
KARAR TARİHİ : 21.06.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1018 E., 2023/603 K.
KARAR : Esastan Reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/185 E., 2022/129 K.

Taraflar arasındaki asıl dava aksi Kurum işleminin iptali ile kesilen aylığın kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması, yersiz aylık borcu olmadığının tespiti, birleşen dava itirazın iptali, icra inkar tazminatı istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı/birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı/birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı-birleşen dosyalar davalısı dava dilekçesinde; …’nın eşi ile şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşandığını, eşin tedavisinin tamamlanmasının ardından yeniden evlenmeye karar verdiklerini, ikinci kez evlenmelerini müteakip Kuruma müracaatla ölüm aylığının kesilmesinin talep edildiğini, tarafların boşandıkları dönemde ayrı yerlerde ikamet ettiklerini beyanla davacının kesilen aylığının kesildiği tarih olan 01.11.2008 ile 09.02.2016 tarihleri arasında yasal olarak ödendiğinin tespitine, Kurum işleminin iptaline, birleşen davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı-birleşen dosyalar davacısı cevap dilekçesinde ve birleşen dosyalarda dava dilekçelerinde özetle; …’nın boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının Kurum raporu ile tespit edildiğini, tarafların aynı tarihlerde aynı Kurumdan sağlık hizmeti aldıklarını, aynı tarihte aynı eczaneden hizmet aldıklarının tespit edildiğini, … ve eşinin hastanelere aynı adres ve telefon numarasını bildirdiklerini, ev sahiplerinin tarafların beraber yaşadıklarını beyan ettiğini, …’nın resmi adresinde tanınmadığını beyanla asıl davanın reddi ile birleşen davalarda davalının itirazının iptaline, Kurum lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkememizin 2019/185 Esas sayılı dosyasında; davanın reddine, mahkememizin birleşen 2019/436 Esas sayılı dosyasında; davanın kabulüne, … İcra Müdürlüğü’nün 2019/7622 Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin aynı koşullarda devamına, davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne, asıl alacak olan 91.404,76-TL’nin %20’si oranında hesaplanan 18.280,95-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, mahkememizin birleşen 2019/492 Esas sayılı dosyasında; davanın kabulüne, … İcra Müdürlüğü’nün 2019/10091 Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin aynı koşullarda devamına, davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne, asıl alacak olan 2.233,91-TL’nin %20’si oranında hesaplanan 446,78-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde; tarafların dava dışı …’nin alkol problemi nedeniyle boşandıklarını, …’nin tedavi olması sonrasında da yeniden evlendiklerini, züccaciye mağazası olan …’nin gelirinin iyi olduğunu, “boşandığı eşin yetim aylığı ile geçinecek kadar yokluk içinde olmadığını belirterek kararı istinaf etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ” somut olayda, davacıya ölen babasından bağlanan ölüm aylığı, davacının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle kesilerek yersiz ödenen aylıklar nedeniyle borç tahakkuk ettirilmiştir. Bu borç nedeniyle davacı hakkında … İcra Dairesinin 2019/7622 Esas sayılı dosyasında yersiz ödenen aylıklar nedeniyle, … İcra Dairesinin 2019/10091 sayılı dosyasında ise 01.11.2008-31.12.2012 tarihleri arasında yapılan sağlık ödemeleri nedeniyle yapılan takibe davacının itirazı üzerine takip durmuş, birleşen dosyalarda itirazın iptali talep edilmiştir. Asıl davada davacı boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeni ile ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptalini ve kesilen aylığın yeniden bağlanmasını talep etmiştir. Dosya kapsamı, MEDULA kayıtları, kolluk araştırmaları ve tanık beyanları bir arada değerlendirildiğinde davalı ile eşinin uyuşmazlık konusu dönemde boşandıkları halde birlikte yaşadıklarına ilişkin Kurum tespitinin aksinin ispat edilemediği, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı” gerekçesi ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı/birleşen davada davalı vekili, istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl dava aksi Kurum işleminin iptali ile kesilen aylığın kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması, yersiz aylık borcu olmadığının tespiti, birleşen dava itirazın iptali, icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve 96 ncı madde hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı/birleşen davada davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler ve özellikle, savcılık dosyası ve içeriği, nüfus müdürlüğü adres kayıtları, denetmen raporu, medula kayıtlarına göre, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan V. …, Üyeler …, … ve …’ün oyları ve oy çokluğuyla,21.06.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Somut uyuşmazlıkta, davacı karşı davalı kadın 2001 yılında eşinden boşanmıştır. Davacı-karşı davalı kadına boşanma kararı verildikten sonra ölen babasından dolayı bağlanan yetim aylığı 2014 yılında yapılan denetim sonrası fiili birliktelik nedeni ile 2008-2014 yılları için 5510 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesi uyarınca ödenen aylıkların yersiz ödendiği, ayrıca bu nedenle sağlık gideri yapıldığı gerekçesi ile ödenen aylıklar ve yapılan sağlık gideri bedelleri için borç çıkarılmıştır.

2. Dairemizin 07.10.2021 tarih ve 2021/7072 Esas, 2021/11762 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerimde belirttiğim gibi davacı karşı davalı boşandığında 506 sayılı Kanun yürürlüktedir. 5510 sayılı Kanun’un 5754 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değişik geçici 1 inci maddesi uyarınca kesilmede 506 sayılı Kanun uygulanmalıdır. Anılan Kanun’da ise boşanılan eş ile birlikte yaşama olgusu bir kesilme nedeni olarak düzenlenmemiştir. 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen boşanma olgusuna uygulanması olanağı, önceye etki yasağı nedeni ile olanaklı değildir.
3. Çoğunluğun önceye etki yasağı ilkesine aykırı olarak, lafzi yorum ve sigortalı aleyhine yorumu benimseyerek, sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak salt birlikte yaşama ve boşanan eşin desteğini alma koşulunu yeterli kabul etmesi, Kanunun ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçelerine aykırıdır.

4. Diğer taraftan aylık iptal edilen dönemdeki tedavi giderleri ise yukarda açıklanan nedenler yanında bir an için fiili birliktelik olduğu kabul edilerek aylık kesme işlemi kabul edilse dahi, Dairemizin 2021/7554 Esas, 2021/12160 Karar sayılı kararın karşı oy gerekçelerinde belirtildiği üzere, tedavi giderleri istenemez. Zira;

5. 19.01.2013 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6385 sayılı Kanun’un 12 nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 45 inci maddede, “Bu Kanun’a göre genel sağlık sigortalısı ya da bakmakla yükümlü olunan kişi kapsamına girmekle birlikte, asli olarak hak etmediği bir kapsamda sağlık hizmeti alanlara 31.01.2012 tarihine kadar verilen sağlık hizmetlerine ilişkin Kurumca tahakkuk ettirilmiş veya ettirilecek borçlar, varsa ilgililerin bu nedenle açtıkları davadan vazgeçmeleri halinde tahsil edilmez. Bu borçlara ilişkin açılmış olan dava ve icra takiplerinden Kurumca vazgeçilir.” hükmüne yer verilmiştir. Anılan hükmün gerekçesinde ise, 5510 sayılı Kanuna göre, vatandaşların genel sağlık sigortası kapsamına alınmasına ilişkin işlemlerin 2012 yılı Ocak ayı itibarıyla tamamlanması nedeni ile bu tarihe kadar yaşanan geçiş sürecinde, tabi olduğu genel sağlık sigortası statüsünün aradığı şartlarla sağlık yardımı alması gerekirken, Kanunun diğer statülerine göre ya da bakmakla yükümlü olunan kişi statüsünde hak etmediği halde sağlık yardımı yapılanlara ilişkin sağlık giderlerinin ilgililerden tahsil edilmemesi ve bu suretle oluşacak mağduriyetlerin önlenmesinin amaçlandığı belirtilmiştir.

6. 31.01.2012 tarihinden sonra yapılan sağlık giderlerinden dolayı davalı-karşı davacının 5510 sayılı Kanun’un 60 ncı maddesinin ilgili bentleri gereğince genel sağlık sigortalısı sayıldığından ve 67 nci madde kapsamında gelir testine tabi tutulmasıyla oluşacak ihtilafa konu dönemdeki prim borçlarının Kurum tarafından tahsilinin mümkün olduğu göz önüne alındığında, belirtilen giderler genel sağlık sigortalısı sayılan sigortalıdan talep edilemeyecektir.

7. Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken, onanması görüşüne katılınmamıştır.