YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/6137
KARAR NO : 2023/7291
KARAR TARİHİ : 22.06.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1736 E., 2023/412 K.
KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Salihli İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/95 E., 2020/148 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf ve fer’i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ve fer’i müdahil kurum vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi ortadan kaldırılarak davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın taraf ve fer’i müdahil kurum vekilleri tarafından temyizi üzerine kararın bozulmasına karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer’i müdahil kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilin davalı işverene ait işyerinde 16.06.2007-09.06.2014 tarihleri arasında fiilen sürdürmüş olduğunu, ancak kuruma eksik olarak bildirilen çalışmasının tespiti ile fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla müvekkilin kıdem tazminatı alacağı, ihbar tazminatı alacağı, yıllık izin ücreti alacağı ve ulusal bayram-genel tatil ücreti alacağının, davalı işverenden tahsiline karar verilmesini, müvekkil, davalı işverene ait işyerinde 16.06.2007 tarihinde çalışmaya başladığını, davalı işveren, müvekkilin işe girişini ve çalışmalarını 14.04.2008 tarihine kadar SGK’ya bildirmediğini, müvekkil kayıt dışı çalıştırıldığını, davalı işyerinde havanın soğuk olduğu ve fabrikanın bakıma girdiği zamanlarda yılda 1-2 ay işe ara verildiğini, ara verilen süreler hariç müvekkil davalı işyerinde fiilen kesintisiz olarak çalıştığını, davalı işveren salt az prim ödemek kastıyla müvekkilin çalışmalarının SGK’ya eksik olarak bildirilmiş olduğunu, müvekkil davalı işyerinde paketleme bölümünde çalıştığını ve yaptığı işin süreklilik arz eden bir iş olduğunu, 09.06.2014 tarihinde davalı işverenin çavuşu sebepsiz yere müvekkile “hadi bırak git, artık işe gelme” dediğini, müvekkilin iş akdi davalı işveren tarafından haklı ve geçerli bir sebep olmaksızın, şifahi ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, müvekkile, davalı işverence maaş aldığına dair belge olduğu söylenerek maaş bordroları, işe giriş bildirgeleri, yıllık izin kullandığına ilişkin belge ve içeriğini bilmediği bir takım belgelerin düzenli olarak imzalattırıldığını, müvekkil bu belgeler içeriğini bilmeden hata ile imza attığını,davalı işveren tarafından müvekkile verilen 13.09.2010 tarihli maaş belgesinde görüleceği üzere müvekkil götüre ücret ile (asgari ücretten fazla maaşla) çalıştığını, davalı işveren tarafından bu tarihte müvekkilin çalıştığı aya ilişkin ne kadar ücret aldığına dair yazılı belge verilmesine rağmen bu aya ilişkin sigortası gösterilmediğini, müvekkilin iş akdi bildirimsiz olarak feshedildiği, fakat ihbar tazminatı ödenmediğini, müvekkile işe girdiği tarihten itibaren yıllık izin kullandırılmadığını, bu günlere ilişkin ücretler de ödenmediğini, müvekkil resmi bayramlar ve genel tatil günlerinde davalı işyerinde çalışmış olduğunu, bu günlere ilişkin ödenmesi gereken ücretleri de ödenmediğini, bu nedenlerle davanın kabülüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği gibi, müvekkil şirkette 16.06.2007 tarihinden bu yana aralıksız ve kesintisiz olarak çalışmadığını, İşin mevsimlik iş olmasından dolayı, sonbahar ve kış aylarında, havaların durumuna göre 4-5 ay işe ara verildiğini, davalının bu dönemlerde çalışması mevcut olmadığı için davacının müvekkil şirketteki çalışmalarının kesintisiz olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenle, işçi alacakları ve tazminat taleplerini kabul etmemekle birlikte, davacının yasal 5 ve 10 yıllık hak düşürücü ve zamanaşımı süreleri içerisinde açılmadığından, davanın öncelikle süre yönünden reddedilmesi gerektiğini, davacının müvekkil şirket nezdinde 14.04.2008 tarihinde çalışmaya başladığı yaklaşık 1 yıl sigortasız çalıştırıldığına dair iddianın kabulünün mümkün olmadığını, müvekkil şirket nezdinde asgari ücretle çalışan davacının tüm çalışmaları SGK’ya, kendi el ürünü imzası ile onaylamış olduğu bordrolar ile eksiksiz olarak bildirildiğini, davacının, bordroları baskı altında imzalatıldığına dair iddiası gerçeği yansıtmadığını, müvekkil şirket tuğla ve kiremit üretimi ile iştigal etmekte olup, işin doğası ve hava koşulları sebebiyle mevsimlik olarak faaliyetlerini sürdürmekte olduğunu, sonbahar ve kış mevsiminde yarı mamul haldeki tuğla ve kiremidin kurutulabilmesi mümkün olmadığından, faaliyete ara verilmesinin zorunluluk arz ettiğini, hava koşulları ve ülkenin içerisinde bulunduğu ekonomik duruma göre, çoğunlukla Kasım ayı sonunda faaliyetine son verilmekte Nisan ya da Mayıs aylarında tekrar faaliyete geçtiğini, bu dönemler içerisinde fabrikada herhangi bir üretim faaliyetinde bulunulmadığı gibi davacının da herhangi bir çalışması mevcut olmadığını, davacı da bu dönemlerde çalışmadığını kabul ettiğini, ancak işe ara verilen süreler iddia edildiği gibi 1-2 ay değil, duruma göre 4-5 ay olduğunu, davacı resmi ve dini bayramlarda hiç çalışmamış olup ulusal bayram, dini bayram ve genel tatil ücreti alacağı da bulunduğunu, davacının da kabul ettiği üzere, iş niteliği gereği mevsimlik iş olduğu için davacının yıllık izin ücreti talep etme hakkının söz konusu olmadığını, davacı, işi ağırdan aldığı ve yapmakla yükümlü olduğu görevleri üst üste yapılan uyarılara rağmen ısrarla yerine getirmediği için, çavuş tarafından haklı sebeple davacının işine son verildiğini, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-h maddesine göre; İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi, işveren için bildirimsiz haklı fesih sebebi olduğunu, bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin de yerinde olmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer’i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; 6552 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesi gereği taraflarınca davalı sıfatının olmadığını, bu nedenle taraf sıfatının fer’i müdahil olarak tespit edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretlerinden sorumlu tutulmamalarını, kurum kayıtları, resmi yazılı belge vasfında belgeler olduğunu, kayıtların aksi yönde iddiaların aynı nitelikte belgelerle desteklenmesi ve ispatlanması gerektiğini, Yargıtay yerleşik içtihatları da sürekli olarak bu konuya ve delillerin niteliğine vurgu yapmakta, sigortalının iddia ettiği çalışmayla ilgili olarak ücret bordroları ve sair resmi nitelikte yazılı belgeler ve deliller aranmakta olduğunu, davacı dava dilekçesinde bu türden delilleri somut biçimde ortaya koymadığını, soyut ve ispatı kabil olmayan iddialara dayanarak davasını ikame etmiş olduğunu, bu yönleri ile ispat gücünden yoksun, belirsizlikler ihtiva eden, delil ortaya koyulmamış ve kabulü mümkün olmayan bir dava olduğunu, hukuka aykırı şekilde açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.10.2020 tarih ve E.2020/95, K.2020/148 sayılı kararı ile davacının davalıya ait 1065339 sicil numaralı işyerinde 14.04.2008-09.06.2014 tarihleri arasında 637 gün kuruma bildirilmeksizin asgari ücretle çalıştığının tespitine fazlaya ilişkin kısmın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf ve fer’i müdahil kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, hatalı bilirkişi raporu esas alınarak karar verildiğini, hatalı olan bilirkişi raporuna itirazları ile ek rapor taleplerinin reddedildiğini beyanla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili, hak düşürücü süreye ilişkin itirazların değerlendirilmediğini, tanık beyanlarının hatalı değerlendirildiğini, tanık beyanlarının hem kendi aralarında hem de davacının iddiaları ile çeliştiğini, davacının fiili çalışmaya ilişkin iddiasını hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde ortaya koyan tanık beyanı bulunmadığını, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen, reddedilen kısım bakımından müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının hatalı olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Fer’i müdahil Kurum vekili, davanın kabulüne ilişkin elverişli yazılı delil bulunmadığını, Kurum kayıtlarının aksinin eşdeğerde yazılı delillerle ispatı gerektiğini, verilen kararın çelişkili tanık anlatımlarına, hatalı ve çelişkili bilirkişi raporuna, eksik incelemeye dayalı olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.02.2021 tarih ve E.2020/2116, K.2021/277 sayılı kararında; dava dosyasındaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, vakıa ve hukuki değerlendirme ile özellikle, işyerinin devamlı faaliyet gösteren bir işyeri olması, sezon arası olarak nitelenen dönemde davacı imzasını içeren ücretsiz izin belgesi ve hava şartlarına ilişkin ayrıntılı belge bulunmaması, bordro tanıklarından özellikle İsmail Önci ve …’in devamlı ve kesintisiz çalıştığına dair beyanları ile, bildirim öncesine yönelik iddiaların kanıtlanamadığı, dava konusu dönemde dava dışı işyerlerinden 25.08.2010 – 26.08.2010, 19.12.2011 – 31.01.2012, 29.05.2013 – 15.07.2013, 14.06.2013 – 10.09.2013 arasındaki bildirimler dışlanarak ve giriş çıkış tarihlerine değer verilerek, 14.04.2008 – 09.06.2014 tarihleri arasında dosyaya sunulan davacı imzasını içeren imzalı ücret bordroları ve puantaj kayıtlarında belirtilen günler kadar çalışması bulunduğu da dikkate alınarak, hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, dava kısmen kabul edildiği halde davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi yönlerinden hüküm hatalı olmuş ise de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı belirtilerek; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine,
Davalı vekili ve feri’ müdahil vekilinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile; Salihli İş Mahkemesi’nin 07.10.2020 tarih, 2020/95 Esas ve 2020/148 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına,
1-Davanın kısmen kabulü ile; davacının davalıya ait 1065339 sicil numaralı işyerinde 14.04.2008 – 09.06.2014 tarihleri arasında 980 gün çalıştığının, çalışmasının 784 günlük kısmının Kuruma bildirildiğinin, 196 günlük kısmının bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin kısmın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf ve fer’i müdahil kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 14.04.2022 tarih ve E.2021/5267, K.2022/5657 sayılı kararında; … yapılması gereken işin; çalışmanın geçtiği işyerine ait uyuşmazlık konusu döneme ilişkin tüm bordro kayıtları ile dinlenen tanıkların hizmet cetvellerinin getirtilmesi, özellikle paketleme bölümünde çalışan sigortalıların beyanları alınarak ve puantaj kayıtları da dikkate alınarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesinden ibaret olduğu gerekçesiyle söz konusu
karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamı içeriğinde, imzalı puantaj kayıtlarına değer verilmesi gereğine değinilmiş olup; dosya kapsamındaki imzalı belgeler dikkate alınarak, imzalı belge bulunmayan dönemler yönünden ise dinlenen tanık anlatımlarındaki bilgiler, özellikle olumsuz hava koşullarının bulunduğu dönemlerde çalışmaya ara verildiğine ilişkin beyanlar da dikkate alınarak; sıralanan maddi ve hukuki olgular ile bozmaya konu karar gerekçesi ışığında ve bozma gereğince yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda;
1- Davanın kısmen kabulü ile; davacının davalıya ait 1065339 sicil numaralı işyerinde 16.06.2007 – 09.06.2014 tarihleri arasında toplam 1636 gün çalıştığı, bu çalışmalarının
2007/6. ayında 16 gün,
2007/7. ayında 30 gün,
2007/8. ayında 30 gün,
2007/9. ayında 30 gün,
2007/10. ayında 30 gün,
2007/11. ayında 30 gün,
2007/12. ayında 30 gün,
2008/3. ayında 30 gün,
2008/4. ayında 13 gün,
2008/5. ayında 15 gün,
2008/6. ayında 15 gün,
2008/7. ayında 20 gün,
2008/8. ayında 15 gün,
2008/10. ayında 15 gün,
2008/11. ayında 15 gün,
2008/12. ayında 25 gün,
2009/3. ayında 30 gün,
2009/8. ayında 30 gün,
2009/12. ayında 15 gün,
2010/3. ayında 30 gün,
2011/3. ayında 30 gün,
2011/12. ayında 21 gün,
2012/3. ayında 30 gün,
2012/8. ayında 10 gün,
2012/9. ayında 10 gün,
2012/10. ayında 29 gün,
2012/11. ayında 19 gün,
2013/3. ayında 30 gün,
2013/4. ayında 30 gün,
2013/5. ayında 27 gün,
2013/6. ayında 16 gün,
2013/7. ayında 21 gün,
2013/8. ayında 30 gün,
2013/9. ayında 30 gün,
2013/12. ayında 30 gün,
2014/3. ayında 7 gün,
2014/4. ayında 5 gün,
2014/5. ayında 29 gün,
2014/6. ayında 8 gün olmak üzere toplam 876 günlük çalışmasının Kuruma bildirilmediğinin tespitine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekil, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi gerektiğini, eksik araştırmaya dayalı kararın bozulmasını talep etmiştir.
Fer’i müdahil kurum vekili, eksik araştırmaya dayalı kararın bozulmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci ve 506 sayılı Kanun’un 79/10, 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
Eldeki davada, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar yerinde olmakla birlikte; hizmet tespitine konu dönemlerden 2009 yılı 8 inci ayı ile 2013/9 uncu ayları yönünden ayda 30 günü aşacak şekilde hüküm tesisinin hatalı olduğu hususu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün 1 numaralı bendinde yer alan “2009/8. ayında 30 gün” ibarelerinin silinerek yerine “2009/8 inci ayında 15 gün” ibareleri ile “2013/9 uncu ayında 30 gün” ibareleri silinerek yerine “2013/9. ayında 18 gün” ibarelerinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.