Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/631 E. 2023/1156 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/631
KARAR NO : 2023/1156
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/460 E., 2022/2183 K.
DAVA TARİHİ : 16.10.2019
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/571 E., 2020/224 K.

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde; davacı vefat eden annesinden 2008 yılından beri yetim aylığı aldığını, eşini … ‘u 2007 yılında kaybettiğini, eşinden de dul aylığı aldığını, engelli kızınında babasından yetim aylığı aldığını, kızına kendisinin baktığını, vasisi olduğunu, bundan dolayı bakım maaşı aldığını, 14.10.2016 yılında Sosyal Güvenlik Kurumundan 190,80 TL borcu olduğu için aylığından kesinti yapıldığını, 28.06.2018 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu Tekirdağ İl Müdürlüğünden tarafına borç kağıdı geldiğini, şuan maaşından kesinti yapıldığını, borca itiraz ettiğini, başka bir geliri olmadığını, Sosyal Güvenlik Kurumu maaşlardan kesinti yaptığı için çok zor durumda olduğunu beyanla, yapılan bu haksız kesintilerin düzeltilmesini ve bugüne kadar yapılan kesintilerin kendisine ödenmesini talep ile dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının kurum sicil dosyasında yapılan incelemede davacının Esenler Güvenlik Merkezi Sosyal Güvenlik Denetmenliği’nin 07.05.2018 tarih, 83 sayılı denetim raporunda 01.08.2011 tarihinden itibaren gelirinin brüt asgari ücretin üzerinde olduğunun tespit edildiğini, müvekkil kurumun iş bu nedenle usul ve kanunu uygun olarak 2011 Ağustos ayı itibariyle gelirden çıkarma uyguladığını, sigortalı …’ın ölüm tarihi 23.11.1995 olduğundan davacı için geçimini sağlayacak başka geliri olmamak şartı arandığını, davacının rapor tarihi itibariyle SGK’ya tabi olarak çalışmadığı, adına verilmiş işe giriş bildirgesi bulunmadığı, adına tapuda kayıtlı taşınmazlarının beyanı doğrultusunda gelir getirmediği tespit edilmiş ise de müteveffa eşinden dolayı almakta olduğu ölüm aylığı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığından engelli kızından dolayı almakta olduğu evde bakım parasının dönemler itibariyle ilgili dönem asgari ücreti aştığı tespit edildiğini, kurum işleminin usul ve yasalara uygun olup iptali gerektirecek bir husus bulunmadığını beyanla, esasa ilişkin cevaplar doğrultusunda davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesi gerektiğini savunduğu görülmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 02.09.1972 gün 1479 sayılı Kanun’un eş ve çocuklar ile ana ve babaya tahsis yapılmasına dair Kanun’un 45/2-c bendinde, geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak şartı getirilmiş iken 24.08.2000 tarihinde 619 sayılı KHK ile 45/2-c bendi değişikliğe uğrayarak geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak şartı, SGK kapsamında bir gelirinin olmaması veya aylık almama şartı olarak değiştirilmiştir. 04.10.2000 tarihli 619 sayılı KHK’nın Anayasa Mahkemesinde iptali üzerine 08.08.2003 tarihinde 4956 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanun’un 45/c fıkrasında değişiklik yapılarak aylık bağlanma şartı, sosyal güvenlik yasaları kapsamında çalışmayan bu çalışmaları kapsamında gelir ve aylık almayan, şeklinde değiştirilmiştir. Bu yapılan değişiklikler neticesinde SGK 01.10.1972-03.10.2000 ve 08.08.2001-01.08.2003 dönemleri içerisinde ölen sigortalılar yönünden sigortalının geçimini sağlayacak bir geliri bulunmama koşulu ile aylık bağlanacağını kabul etmiş iken 04.10.2000-07.08.2001 ve 08.08.2003-01.01.2008 döneminde ölen sigortalılar bakımından da 1479 sayılı Kanun ve diğıer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan ve bu çalışmalarından dolayı gelir ve aylık almayan kız çocuklarına aylık bağlanacağı belirlenerek 4 dönem için farklı uygulamaya gidilmiştir. Yargıtay 21.Hukuk Dairesi 2017/2283 esas 2017/8325 karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, sigortalılık hakkı veya sigortalılıktan kaynaklanan yaşlılık aylığı hakkı veya ölüm aylığı hakkı tamamen hak düşürücü süreye tabi olmadığı gibi zamanaşımına da uğramaz, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 10.maddesine göre; herkes kanun önünde eşittir, devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun hareket etmek zorundadır. 1479 sayılı Kanun’un 4956 sayılı Kanun ile değişik 45/c maddesinde yer alan yaşları ne olursa olsun evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu yasa ile diğer sosyal güvenlik yasaları kapsamında çalışmayan, bu yasalar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir ve aylık almayan kız çocuklarının her birine %25 i oranında aylık bağlanır hükmü yasanın yürürlülük tarihinden önce ölen sigortalıların kız çocukları içinde uygulanmalıdır. Çeşitli yasal değişiklikler nedeni ile hak sahipleri açısından ölüm tarihlerine göre 4 ayrı dönemin ikince maaş bağlanıp iki dönem yönünden aylık bağlanmaması açıkca Anayasanın eşitlik kuralına aykırı olacağı vurgulanmıştır. Bu anlatılanlar kapsamında davacının kendi çalışması nedeni ile SGK kapsamında bir aylığının bulunmaması nedeni ile annesinden aldığı aylığın kesilmesi işlemi usul ve yasaya uygun olmadığından davanın kabulüne, davacı …’a (TC Kimlik No: …) yersiz ödeme altında talep edilen borcuniptaline, almakta olduğu maaştaki kesintinin durdurulmasına, aylıklarından kesilen miktarların iadesine, aksi yöndeki kurum kararının iptaline, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili; davacının Esenler Sosyal Güvenlik Merkezi Sosyal güvenlik Denetmenliği’nin 07.05.2018 tarih, 83 sayılı denetim raporunda 01.08.2011 tarihinden itibaren gelirinin brüt asgari ücretin üzerinde olduğu tespit edildiğini, müvekkili kurumun işbu nedenle usul ve kanuna uygun olarak 2011 Ağustos ayı itibariyle gelirden çıkarma işlemi uyguladığını, Kurumun 22.06.2013 tarihli 2013/26 sayılı genelge de “8.3 Ölüm sigortasında 4/1-(b) Sigortalıları ve Hak Sahiplerine İlişkin Koşullar kısmında, Ölüm sigortasında gerek sigortalılar gerekse hak sahipleri yönünden sigortalının ölüm tarihinde geçerli olan mevzuat uygulanır hükmüne göre ölüm tarihi itibüariyle 1/1(b) kapsamındaki sigortalılar ile bunların hak sahiplerinde aranan koşullar tablo ile denetmen raporunda gösterildiğini, Sigortalı Yaşariye Yıldız’ın ölüm tarihi 23.11.1995 olduğundan, davacı için – Geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak- şartı aranacağını, Kurum Yönetim Kurulunun 18.08.2016 tarihli ve 2016/285 sayılı Kararı doğrultusunda davacının Sosyal Güvenlik Kurumuna tabi çalışması olmaması şartı arandığını, davacının rapor tarihi itibariyle Sosyal Güvenlik Kurumuna tabi olarak çalışmadığı, adına verilmiş işe giriş bildirgesi bulunmadığı, adına tapuda kayıtlı taşınmazlarının beyanı doğrultusunda gelir getirmediği tespit edilmiş ise de müteveffa eşinden dolayı almakta olduğu ölüm aylığı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan engelli kızından dolayı almakta olduğu evde bakım parasının dönemler itibariyle ilgili dönem asgari ücreti aştığı tespit edildiğini, kurum işleminin yerinde olduğunu, kararın kaldırılarak davacının davasının reddine karar verilmesini, talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun oy birliği ile esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak Tekirdağ 2. İş Mahkemesinin 08.12.2020 tarihli, 2019/571 Esas – 2020/224 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf gerekçeleri ile kararı temyiz etmiş ve usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 1479 sayılı Kanun’un 4926 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile değiştirilen 46/2, 45/c maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler ve özellikle davanın yasal dayanağı olan 1479 sayılı Kanun’un 4926 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile değiştirilen 46 ıncı maddesinin 2 inci fıkrasının “Sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıklar, bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takip eden aylık ödeme tarihinden itibaren kesilir. Aylığın kesilmesine yol açan nedenlerin ortadan kalkması halinde, bu Kanunun 45 inci maddesinin ikinci fıkrasının ( c ) bendi hükmü saklı kalmak şartıyla, bu tarihi takip eden aylık ödeme tarihinden başlanarak yeniden aylık bağlanır. Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” hükmü ile yine 1479 sayılı Kanun’un 4926 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesi ile değiştirilen 45/c maddesinin “on sekiz yaşını, orta öğrenim yapması halinde yirmi yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde yirmi beş yaşını doldurmayan ve (18 yaşını doldurmayanlar hariç) bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malul olan çocuklarla, yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine % 25’i,” hükümlerine amir olmasına göre, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.