YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/640
KARAR NO : 2023/1164
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/638 E., 2022/2529 K.
FER’Î MÜDAHİL : … vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 11.06.2019
KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 36. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/188 E., 2020/352 K.
Taraflar arasındaki hizmet ve prime esas kazancın tespiti istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin, 28.03.2004-11.04.2019 tarihleri arasında davalı iş yerinde çalışmış olduğu ancak Kuruma bildirimlerinin 28.11.2011 tarihinde yapılmış olduğunu, müvekkilinin en son haftalık 890,00-TL ücret ile çalışmasının 500,00 TL’sini banka kanalıyla ve geri kalan 390,00 TL’nin elden ödendiğini, Kuruma bildirilen kazançlarının eksik ücret üzerinden yapılmış olduğunu beyanla müvekkilinin 28.03.2004-28.11.2011 tarihleri arasında davalı iş yerinde kesintisiz çalıştığının ve 28.03.2004-11.04.2019 tarihleri arasında sigorta primlerinin gerçek ücreti üzerinden tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
II. CEVAP
1-Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde müvekkil şirkette 28.03.2004 tarihinden iş akdinin feshedildiği 11.04.2019 tarihinde kadar kesintisiz olarak çalıştığı iddiası gerçekle çeliştiğini, dava dilekçesinde müvekkilinin 28.03.2004 tarihinden iş akdinin feshedildiği 11.04.2019 tarihinde kadar kesintisiz çalıştığını iddiasının işe giriş belgelerinde, işe giriş ve çıkış tarihleri ile açıkça görüldüğünü, Kurumdan istenilecek olan davacıya ait sigorta primi ödemelerini gösteren SSK sigortalı hizmet dökümü incelendiğinde çalıştığı gün sayısı göz önüne alınacağı ve ilgili yıllara ilişkin iş günü hesaplamasında bu husus dikkate alındığında davacının sigorta primlerinin eksiksiz yatırıldığı açıkça görüleceğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2-Fer’i Müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, çalışmanın sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı ya da bu niteliğe ne zaman kavuştuğu üzerinde durulması, kapsam dışı dönemlerin tespit konusunda dikkate alınması, çalışma konusu işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediği dikkate alınarak ücret konusu titizlikle araştırılması, davalı işverenin ve davacının müvekkili Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı nezdindeki kayıtları getirtilmesi ve davacının iddiaları değerlendirilmesi, mutlaka tanık dinlenmesi gerekiyorsa tanıkların çalıştığı iddia edilen iş yerindeki işi bilen ve tanıyan, dönem bordrolarında adı geçen kişilerden olması, müvekkili Kurumun yazılı kayıtları ile çelişen tanık beyanları hükme esas alınmaması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 28.03.2004-28.11.2011 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz çalıştığının ve 28.03.2004-11.04.2019 tarihleri arasında sigorta primlerinin gerçek ücreti üzerinden tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davacının sigortalı hizmet cetveline göre davacının 28.11.2011-10.05.2019 tarihleri arasında davalı işyerinden kuruma bildirimlerinin yapılmış olduğu görülmektir. … sicil numaralı … Kuyum. ve Mücev. Oto. İnş. Gıda San. Tic. Ltd. Şti. unvanlı işyerinin 25.12.2002 tarihinde kanun kapsamına alınmış olduğunun halen faaliyette olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır. Davacının sigortalı hizmet cetvelinde 28.11.2011-10.05.2019 tarihleri arasında davalı işyerinden Kuruma bildirimlerinin yapılmış olduğu göz önüne alındığında davacının tespitini talep etmiş olduğu dönemlerin 28.03.2004-27.11.2011 tarihleri arasında kalan dönem olduğu görülmektedir. Bordro tanıklarından davalı işyerinde 2002-2003 gibi çalışmaya başladığını, 10-11 sene öncesine kadar şirketin müdürü konumunda aralıksız çalıştığını beyan etmiş olan, M.A., davacıyı tanıdığını, davacının kendisinden 5-6 ay kadar en geç 1 sene sonra davalı iş yerinde çalışmaya başladığını, bildiği kadarıyla son 1-1,5 sene öncesine kadar orada çalıştığını kendisinin çalıştığı dönemde davacının ara vermesi olmadığını, davalı işyerinin 2002 yılı Aralık ya da 2003 Ocak ayı gibi açıldığını kendisinin davalı işyerinin açıldığı tarihten 2010 yılına kadar çalıştığını beyan etmiş olan, B.K., davacının dükkân açıldıktan sonra yaklaşık 6-8 ay kadar sonra çalışmaya başladığını, kendisi işten çıktığında 2010 yılında davacının halen daha çalışmaya devam ettiğini, kendisinin çalıştığı süre boyunca hatırladığı kadarıyla izin gibi durumlar dışında davacının hiç ara vermeden çalıştığını, davacı tanıklarından, davalı işyerinden 2003 yılından beridir çalıştığını beyan etmiş olan, R.Ç., davacının 2004-2005 yıllarında çalışmaya başladığını, en son geçen seneye kadar çalıştığını, davacı da imalat bölümünde kalfa olarak çalıştığını, davacının davalı işyerinin düzenli bir çalışanı olduğunu, işten çıktığı olmadığını, davalı işyerinin bulunduğu … İş Hanının 2000 yılından 2018 yılı Ağustos ayına kadar yöneticiliğini yaptığını beyan etmiş olan, S.Ş., davacının 2004-2005 yıllarında çalışmaya başladığını kendisi ayrıldığında davacının çalışmaya devam ediyor olduğunu, davacının belirttiği süre içerisinde çalıştığını bildiğini, davalı işyerinde 2003 Şubat’ta askerlik dönüşü işe başladığını, 2010 yılına kadar çalıştığını beyan etmiş olan, B.Y., davacının kendisinden bir sene sonra 2004 yılında çalışmaya başladığını, kendisi ayrıldığında davacının çalışmaya devam ediyor olduğunu, davalı tanıklarından davalı işyerinde 2008 yılında çalışmaya başladığını ve halen çalışmakta olduğunu beyan etmiş olan, …, davacının kendisi işe başladığında işyerinde çalışıyor olduğunu, davalı işyerinde 2016 yılında çalışmaya başladığını ve halen çalışmakta olduğunu beyan etmiş olan, Ş.N., davacının kendisi işe başladığında işyerinde çalışıyor olduğunu 2006 Kasım ayından 2012 yılına kadar davalının yanında çalıştığını beyan etmiş olan, …, davacının kendisi işe başladığında işyerinde çalışıyor olduğunu işten ayrıldığında davacının çalışmaya devam ediyor olduğunu, kendisinin 2011 yılında 1 yıllık ara verme dışında çalışmalarının kesintisiz olduğunu, kendisinin çalıştığı süre içinde davacının davalı işyerinde çalıştığını, davalı işyerinde 2013 yılında çalışmaya başladığını ve halen çalışmakta olduğunu beyan etmiş olan, H.T., davacının kendisi işe başladığında işyerinde çalışıyor olduğunu, beyanda bulundukları anlaşılmıştır. Dinlenen tanıkların beyanlarında davacının iddialarını destekler nitelikte dava konusu dönemin tamamında aynı işyerinde kesintisiz çalıştığı yönünde beyanda bulundukları görülmekle, davacının 28.03.2004-27.11.2011 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz çalışmaları olduğu yönünde kanaate varılmıştır. Davacının prime esas kazançları yönünden, taleplerinin senetle ispat sınırı üzerinde kaldığı ve senetle ispat sınırı üzerinde kalan ücret iddialarının yazılı belgelerle ispat edilebileceği tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğinden dava dosyası kapsamında davacının davalı işyerinde hangi dönemde ne kadar ücret aldığına dair herhangi bir yazılı belge bulunmadığı bu nedenle davacının prime esas ücret tespiti talebi bakımından asgari ücretle çalıştığı yönünde kanaate varılmış ve davanın kısmen kabulüne karar verilerek davacının 28.03.2004 – 27.11.2011 tarihleri arasında 1049772 sicil nolu davalı … Kuyumculuk nezdinde 28.03.2004 – 30.06.2004 tarihleri arasında 63 gün ve günlük 18,32 TL kazançla,
01.07.2004 – 31.12.2004 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 14,81 TL kazançla
01.01.2005 – 31.12.2005 tarihleri arasında 360 gün ve günlük 16,29 TL kazançla
01.01.2006 – 3 .12.2006 tarihleri arasında 360 gün ve günlük 17,70 TL kazançla
01.01.2007 – 30.06.2007 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 18,75 TL kazançla
01.07.2007 – 31.12.2007 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 19,50 TL kazançla
01.01.2008 – 30.06.2008 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 20,28 TL kazançla
01.07.2008 – 31.12.2008 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 21,29 TL kazançla
01.01.2009 – 30.06.2009 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 22,20 TL kazançla
01.07.2009 – 31.12.2009 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 23,10 TL kazançla
01.01.2010 – 30.06.2010 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 24,30 TL kazançla
01.07.2010 – 31.12.2010 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 25,35 TL kazançla
01.01.2011 – 30.06.2011 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 26,55 TL kazançla
01.07.2011 – 27.11.2011 tarihleri arasında 147 gün ve günlük 27,90 TL kazançla olmak üzere 2.730 gün daha sigortalı bildirilmesi gerekeceğinin tespitine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve feri müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1-Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı şirketin yargılama sırasında haftalık olarak müvekkilinin banka hesabına net 500,00 TL yatırıldığını kabul ettiğini ancak müvekkiline elden ödemiş olduğu haftalık net 390,00 TL tutarındaki ücreti haksız bir şekilde inkar ettiğini, tanıkların, davacının taleplerini doğrular şekilde beyanda bulunduklarını, bilirkişinin müvekkilinin haftalık olarak almış olduğu ücreti aylık olarak hesaplamasının doğru olmadığını, zira müvekkilinin ücretini aylık değil haftalık aldığını, mahkemenin bilirkişi raporunun sonuç kısmının (D) bendinde yapmış olduğu hesaplamaları dikkate alarak hüküm kurması gerekirken, eksik inceleme neticesinde (C) bendine göre hüküm kurmasının dosya kapsamına göre hukuka uygun olmayan bir karar olması sebebiyle işbu kararın istinaf yolu ile kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek,
2- Feri müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde; fiili çalışmanın ispat edilemediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, davanın reddi gerektiğini, reddine karar verilen prime esas ücretinin tespiti kararı yönünden kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı işveren tarafından davacının bir kısım çalışmalarının Kuruma bildirildiğinden ve kesintisiz blok çalışma olduğundan davacının iş akdinin sona erdiği 11.04.2019 tarihine göre hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde davanın açıldığından hak düşürücü sürenin geçmediği, talep edilen dönemde iş yerinin faal ve kapsamda olduğu, tanık beyanlarına göre davacının iddia ettiği dönemlerdeki fiili çalışmasının ispatlandığı, davacının kazancının, bildirimi yapılan ücretin üzerinde olduğuna ilişkin dosya içerisinde yazılı delil bulunmadığı gibi yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin de mevcut olmadığı anlaşıldığından,
Davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle, davacı vekilinin ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının oy birliği ile esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla … 36. İş Mahkemesi’nin 17.12.2020 tarihli, 2019/188 Esas – 2020/352 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve feri müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı ve feri müdahil Kurum vekilleri istinaf dilekçesi ile aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun 77 nci, 79 uncu, 80 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2-Dava, 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddenin 10 uncu fıkrası ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86 ıncı maddenin 9 uncu fıkrası uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
3-Davanın Yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun’un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun’un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddenin 10 uncu fıkrası ve 5510 sayıl Kanun’un 86 ıncı maddenin 9 uncu fıkralarına dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelerine göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200 ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10 – 480 E., 2010/523 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 E., 2010/524 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 E., 2010/525 K., 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 E., 2011/649 K., 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 E., 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ve feri müdahil Kurum vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler ile dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgilisinden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…