YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/646
KARAR NO : 2023/1415
KARAR TARİHİ : 20.02.2023
…
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1290 E., 2022/1393 K.
…
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2014/474 E., 2020/327 K.
Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı kurum tarafından 2006/012737 takip numaralı 06.08.2014 tanzim tarihli 4 adet, 2003/668 takip numaralı 14.08.2014 tanzim tarihli 2 adet olarak gönderilen ödeme emirlerinin … varisi olarak gönderildiğini, muris …’in 06.06.2010 tarihinde yüksek gerilim elektrik çarpması sonucu vefat ettiğini, kağıt üzerinde yazılı bulunan hiçbir ticari işlem yapmayan … Uluslararası Nakliye Şirketinin … Vergi Dairesince terkin edilerek şirket hükmi şahsiyetine son verildiğini, ayrıca vergi dairesi mirasçıları aleyhine ödeme emri gönderildiğini bu ödeme emirlerinin vergi mahkemesince iptal edildiğini, vergi mahkemesinin de bütün işlemlerini iptal ettiğine dair kararını vergi mahkemesine bildirdiğini, muris …’in mirasının borca batık olduğuna dair asliye hukuk mahkemesinden karar alınmak üzere olduğunu, davalı Kurum tarafından gönderilen ödeme emirlerinin yasalara aykırı olduğunu beyanla söz konusu ödeme emirlerinin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının zamanaşımı iddiasının söz konusu olamayacağını ancak 6183 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri ve icra dosyasının tüm kapsamı nazara alındığında müvekkili kurumun yapmış olduğu işlemlerin kanunların emredici hükümlerine uygun işlemler olduğunu bu nedenle davanın reddi ile davacı haksız çıkarsa %10 zamla kurum alacağının tahsilini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ” 1- Davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile;
-2006/012737 nolu 06.08.2014 düzenleme tarihli, 2002 yılı 6.ay ile 2003 yılı 6.ayları arası ilgili tüm aylar için düzenlenen toplam 57.527,96-TL bedelli, 2006/012737 nolu 06.08.2014 düzenleme tarihli, 2003 yılı 7.ay ile 2004 yılı 7. ayları arası ilgili tüm aylar için düzenlenen toplam 97.264,13-TL bedelli, 2003/668 nolu 14.08.2014 düzenleme tarihli, 2002 yılı 5. ayı için düzenlenen toplam 37.254,70 TL bedelli ve 2003/668 nolu 14.08.2014 düzenleme tarihli, 2001 yılı 4. ay ile 2002 yılı 5. ayları arası ilgili tüm aylar için düzenlenen toplam 35.577,88-TL bedelli ödeme emirlerinin zamanaşımı nedeniyle iptaline,
-2006/012737 nolu 06.08.2014 düzenleme tarihli, 2004 yılı 8. ay ile 2005 yılı 8. ayları arası ilgili tüm aylar için düzenlenen toplam 122.655,40 TL bedelli ödeme emri ile 2006/012737 nolu 06.08.2014 düzenleme tarihli, 2005 yılı 9. ay ile 2006 yılı 1. ayları arası ilgili tüm aylar için düzenlenen toplam 131.439,50 TL bedelli ödeme emrinin iptaline ilişkin talebin reddine” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davalı Kurumca 2001 yılından 2006 yılına kadar prim alacağı tahakkuk ettirildiği ancak ödeme emirlerinde şirket çalışanının isminin yazılı olmadığı ve prim borcu ödenmemesine rağmen ödeme emrinde yazılı bulunan prim borcunun hangi çalışana ait olduğu yazılı bulunmadığı, buna rağmen bu işçilerin emeklilik işlemlerini yaptığını, emsal karar olarak … adına açılan davada ödeme emri iptal edilmesine rağmen aynı ödeme emirlerinin diğer mirasçı davacıya gönderilerek sigorta primi tahsili talebinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, gönderilen ödeme emirlerinde borçlu olarak … Uluslararası Nak. Ticaret Ltd Şti. ortağı olarak … görüldüğünü, kendisinin 06.10.2010 tarihinde yüksek elektrik akımına maruz kalarak vefat ettiğini, geriye borca batık mirası kaldığını, bu nedenle öncelikle şirketin malvarlığına haciz uygulanması gerektiğini, buna göre davada tam kabul kararı verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde, 6183 sayılı Kanun ile ilgili icra dosyası içeriğine göre Kurumun alacaklarının zamanaşımına uğradığından bahsedilemeyeceğini, 6183 sayılı Kanun gereğince davacının sınırlı itiraz nedenlerini ileri sürebileceğini, Kurumun işlemlerinin kanunun emredici hükümlerine uygun olduğunu, davanın açılmasında hiçbir kusuru bulunmadığını, bu nedenle aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi tamamen yersiz ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Somut olayda, davacı muris aleyhine düzenlenen 2003/668 sayılı ödeme emrine konu prim alacaklarının 2001-2002 yıllarına ait olduğu, bu alacakların zamanaşımı süresinin 01.01.2002, 01.01.2003 tarihinden itibaren başlayıp yukarıda anlatılan mevzuat hükümlerine göre 5 yıl olduğu ve zamanaşımı süresinin 31.12.2006, 31.12.2007 tarihinde dolduğu görülmektedir. Yine davacı aleyhine düzenlenen 2006/12737 esas sayılı takip dosyasına konu ödeme emirlerinin incelenmesinde ise prim borçlarının 2002 yılı 6-8-9-10-11-12. ayları , 2003 yılı 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12 ayları, 2004 yılı 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12 ayları, 2005 yılı 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12 yılı ve 2006 yılı 1. ayına ait prim borcu ve gecikme zamlarına ait ilişkin olduğu görülmektedir. Bu haliyle 2004 yılı 7. ay ve devam eden dönemlere ilişkin, prim borçlarının zamanaşımına uğramadığı, zamanaşımına uğramayan toplam 36.490,96 TL lik prim borcu bulunduğu tespit edilmiştir. (131.439,50 – 36.490,096 = 94.948,54 )” gerekçesiyle HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile, davalı Kurum tarafından davacı aleyhine başlatılan 2003/668 esas sayılı takip dosyasında tanzim edilen ödeme emirlerinin iptaline, davalı Kurum tarafından davacı aleyhine başlatılan 2006/12737 esas sayılı takip dosyasına konu prim alacakları bakımından 94.948,54 TL ‘lik kısmının iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçeleri ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçeleri ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıya babası … varisi olarak tebliğ edilen ödeme emirlerindeki borcun zamanaşımına uğradığının ve davacının babasının borçlarından sorumlu olmadığının tespiti ile ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
506 sayılı Kanun’un 80 inci maddesi ile getirilen özel nitelikteki düzenleme davanın yasal dayanağıdır. Bu maddeye göre, sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 22.07.1998 gün ve 4369 sayılı Kanun’un 21 inci maddesiyle değişik 35 inci maddesi; “Limited şirket ortakları şirketten tahsil imkânı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.” hükmünü taşımakta iken; 04.06.2008 günlü Resmi Gazete’de yayımlanarak bazı maddeleri dışında aynı gün yürürlüğe giren 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 3 üncü maddesiyle, 35 inci maddede yer alan, “şirketten tahsil imkanı bulunmayan” ibaresi “şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan” şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddeye;
“Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.”
“Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.” şeklinde iki fıkra eklenmiştir.
Ayrıca, 5766 sayılı Kanun’un geçici 1 inci maddesi de; “Bu Kanunla 6183 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler ve eklenen hükümlerin; hükümlerin, yürürlüğe girdiği tarih itibariyle tahsil edilmemiş bulunan amme alacakları hakkında da uygulanır.” hükmünü taşımakta iken, Anayasa Mahkemesinin geçici 1 inci maddenin iptaline dair yapılan başvuru üzerine verdiği 2009/39E., 2011/68 K. sayılı ve 28.04.2011 günlü kararı ile “5766 sayılı Kanun’da esas olarak bir kamu alacağı ile ilgili bireylerin sorumluluklarını arttıran ve müteselsil sorumluluk getiren düzenlemelerin, Kanunun geçici 1 inci maddesi ile yürürlük tarihi itibari ile tahsil edilmemiş alacaklara da uygulanması hukuk kurallarının geriye yürütülmesi anlamına gelmekte ve Anayasada yer alan hukuk devleti kapsamındaki hukuk güvenliği ilkesi ile bağdaşmamaktadır.” gerekçesi ile anılan düzenlemeyi iptal etmiştir.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Kurum vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Eldeki davada, davalı Kurum tarafından davacının murisi …’in ortağı olduğu dava dışı şirket … Uluslararası Nak. Tic. Ltd. Şti.’nde yönetici sıfatı nedeniyle dava dışı şirketin prim borçlarından davacının mirasçı olarak sorumlu tutulduğu ve dava dışı şirketin, 2001 yılının 4. ayından 2006 yılını 1. ayına kadar olan prim borçlarından dolayı davacı hakkında 2003/668 ve 2006/12737 sayılı ödeme emirlerinin tanzim ediği anlaşılmaktadır.
3.Diğer taraftan ticaret sicil kayıtlarına göre, dava dışı … Uluslararası Nak. Tic. Ltd. Şti.’nin 31.03.1995 yılında kurularak tescil edildiği, şirket ortaklarının … ve … oldukları, ilk 5 yıl için her ikisinin de şirket müdürü olarak atandıkları, şirketi temsil ve ilzama münferiden yetkili oldukları, 18.12.1997 tarihinde tescil edilen karara göre; … nın hissesini …’e devrederek ortaklıktan ayrıldığı ve …’in 3 yıl müddetle şirketi tek başına temsil ve ilzam etmeye yetkili kılındığı, 03.03.2000 tarihli Sicil Gazetesi İlanına göre; 15.02.2000 tarihli şirketin tescil edilen kararı ile şirket ortaklarından …’in hissesinin …’e devredilmesine karar verildiği, bu haliyle şirket hisselerinin … ile … arasında eşit olarak paylaşılmış olduğu, …’in müdürlük görevine son verildiği ve yeni ortak …’in ise 5 yıl müddetle şirket müdürü olarak tayin edilmesine karar verildiği, 18.12.2007 tescil tarihli şirket kararına göre bu defa … tarafından hissesinin tamamı babası …’e devredildiği görülmüştür. Şirket ortakları … ve … olarak devam etmiş, … 10 yıl süreyle şirket müdürü olarak seçilmiş, … Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından da 15.02.2000-18.12.2007 tarihleri arasında … şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu bildirilmiştir.
4.Hal böyle olunca, mahkemece davacının murisi …’in şirkette temsil ve ilzam yetkisinin bulunmadığı, şirket ortağı olmadığı döneme ait prim borçlarından sorumlu tutulamayacağı, yine anılan dönemde yukarıda izah olunan yasal mevzuat uyarınca devreden ortak olarak da sorumluluğunun bulunmadığı hususlarında yapılacak değerlendirme ile karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir ve bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…