YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/650
KARAR NO : 2023/1063
KARAR TARİHİ : 09.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1524 E., 2022/2111 K.
FER-İ MÜDAHİL : … Başkanlığı vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 23.08.2017
HÜKÜM/KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 12. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/361 E., 2020/134 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ve fer’i müdahil SGK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı işverene ait … plakalı ticari taksi işletmesinde 01.05.2004 ile 31.10.2008 tarihleri arasında aralıksız olarak çalıştığını, bu çalışmalarının … 7.İş Mahkemesi 2009/766 Esas, 2011/347 karar sayılı dosyası, vergi, işyeri kayıtları ve tanık beyanları ile ispat edileceğini beyanla, davalıya ait … plakalı ticari taksi işletmesinde 01.05.2004 – 31.10.2008 tarihleri arasında tam ve eksiksiz çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, müvekkili yanında 02.06.2008 – 12.12.2008 tarihleri arasında çalıştığını ve bu çalışmalarının eksiksiz olarak Kuruma bildirildiğini, iş bu davaya dayanak olarak … 7. İş Mahkemesinin 2009/766 Esas, 2011/34 Karar sayılı dosyasının gösterildiğini, bu dosyanın işçilik alacaklarının tahsili amacıyla açılan dava sonucunda verilmiş olduğunu ve hizmet tespit davasına dayanak teşkil edemeyeceğini, ayrıca davanın 5510 sayılı Kanun’da öngörülen 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
2. Fer’i Müdahil SGK Başkanlığı vekili, davacının tespitine karar verilmesini istediği ve kesintili olarak geçen tarihlerin 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesi uyarınca 5 yıllık hak düşürücü süreye uğradığını, davacının çalıştığını iddia ettiği tarihte 506 sayılı Kanun’un 2 ve 6 ıncı maddeleri anlamında sigortalı olarak adlandırılabilecek çalışmalarının bulunduğunu ispatlamak zorunda olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Davacının davasının kısmen kabulüne kısmen reddine, davacının davalı …’a ait … sicil nolu ticari taksi işletmesi iş yerinde 10.05.2004- 31.10.2008 tarihleri arasında hizmet akdine istinaden asgari ücretle toplam 1612 gün çalıştığı, 149 günlük çalışmalarının feri müdahil Kuruma bildirildiği, 1463 günlük çalışmasının bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine,” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili; 5510 sayılı Kanun’da öngörülen 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın hak düşürücü süre itirazı yönünden davanın reddinin gerektiğini, karara esas alınan bilirkişi raporunda ve yerel mahkeme kararında hak düşürücü süre yönünden yaptıkları itirazlarının kabul edilmediğine ilişkin değerlendirmeye katılmadıklarını, ilk derece mahkeme kararının ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Fer’i müdahil SGK Başkanlığı vekili, mahkeme tarafından tespitine karar verilen tarihlerin 5 yıllık hak düşürücü süreye uğradığını, davacının tespitine karar verilmesini istediği tarihte gerçek ve fiili çalışmasının varlığını yazılı belgelerle ispat edemediğini, Kurum kayıtlarına dayanarak hüküm kurulması gerekirken sadece tanık beyanlarına dayanarak hüküm kurulduğunu, davacı tanık beyanlarının davanın kabulü için yeterli olmadığını beyanla, yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalı işyerinden, davacı adına 02.06.2008-12.12.2008 tarihleri arasında kesintisiz bildiriminin bulunduğu, davacının davalı işyerinden 02.06.2008 tarihinde işe başladığını belirten işe giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarına intikal ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının 10.05.2004-31.10.2008 tarihleri arasındaki talebi yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.
Somut olayda; davanın 23.08.2017 tarihinde açılmış olduğu, 02.06.2008 öncesi işveren tarafından herhangi bir bildirimde bulunulmadığı ve çalışmanın geçtiği yılı takip eden 5 yıllık sürede davanın açılmamış olduğu gözetildiğinde, kabul kararı verilen 10.05.2004-31.10.2008 arası süre yönünden hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalıdır.” gerekçelerine dayalı olarak, “Davalı ve fer’i müdahil vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; … 12. İş Mahkemesinin 02.07.2020 tarih, 2017/361 Esas ve 2020/134 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın reddine,” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının çalışmalarının 01.05.2004 – 31.10.2008 tarihleri arasında kesintisiz olduğunun kesinleşen … 7. İş Mahkemesi 2009/766 Esas, 2011/347 karar sayılı dosyasında sabit olduğu, müvekkilin hizmet tespitine konu dönem içinde … plakalı ticari taksi işletmesinden başka bir yerde çalışan olduğuna dair herhangi bir delil veya yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge bulunmadığı, blok çalışması bulunan müvekkilin çalışmalarının herhangi bir hak düşürücü süreye tabi olmadığı belirtilerek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7 inci maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 79/10 uncu maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üyeler …’ve …’ın muhalefetlerine karşı, Başkan … ile Üyeler … ve …’nın oyları ve oy çokluğuyla,
09.02.2023 gününde karar verildi.
(M)
(M)
…
KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık hizmet tespit davasında 01.05.2004 – 31.10.2008 tarihleri arasında blok çalışması olduğunu iddia eden ve işyerinde 02.06.2008 tarihinden itibaren prim günleri kuruma bildirilen davacı sigortalının bildirim tarihi öncesi hizmetinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
2. Somut uyuşmazlıkta davacının çalışması 02.06.2008 tarihinden sonra kuruma bildirilmiştir. Mahkemece bildirim öncesi eksik bildirilen sürelerin tespitine karar verilmiş kararın istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince 02.06.2008 öncesi sürenin hak düşürücü süreye uğradığı kabul edilerek istinaf isteminin kabulüne ve davanın esastan reddine karar verilmiştir.
3. Kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine çoğunluk tarafından blok çalışmada kayıt öncesi öncesinin hak düşürücü süreye uğradığı kabul edilerek kararın onanmasına karar verilmiştir.
4. Çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir(Y. HGK. 01.07.2019 tarih ve 2016/21-1238 E, 2019/834 K). Belirtmek gerekir ki “hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür. Belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti hâlinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Sigortalının kayda dayanan çalışması bildirilmiş veya kurumca saptanan çalışması var ise bu bildirilen veya saptanan hizmeti ile blok çalışmanın da zamanaşımına uğramadığı kabul edilmelidir.
5. Dairemizin 2021/10923 E, 2022/1056 Karar sayılı karşı oy gerekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığı gibi blok çalışmalarda kuruma bildirilen süre var ise sonraki çalışma için hak düşürücü süreye uğramaz kabulü önceki çalışma içinde kabul edilmeli ve hak düşürücü süre uygulanmamalıdır. Davacının 01.05.2004 tarihi ile sonrası kayda giren 02.06.2008 tarihini takip eden çalışmaları blok çalışmaya dayanmaktadır. Bu blok çalışma içinde kuruma intikal eden süreler olduğuna göre hak düşürücü süre önceleri içinde geçerli olmayacaktır. Blok çalışmanın bölünmezliği söz konusudur. Bu nedenle çoğunluğun hak düşürücü süre yönündeki gerekçesine katılınmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.