YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/6596
KARAR NO : 2023/7951
KARAR TARİHİ : 11.09.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2349 E., 2023/421 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/86 E., 2021/40 K.
Taraflar arasındaki iş kazasının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalı şirkette (…Mobilya isimli mobilya mağazasında) 2017 Ocak ayında işçi olarak çalışmaya başladığını, 2017 yılı Ocak ayı içerisinde davalı iş yerinde bir iş kazası geçirdiğini ve geçirmiş olduğu bu kaza sonucunda sağ uyluk kemiğine protez yerleştirilmek durumunda kaldığını, davacının olay günü yine davalı işyerinde çalışan … ile birlikte merdivenlerden bodrum kata mobilya taşırken geri adım attığı sırada davacının ayağının iki üç basamak kayıp boşluğa denk geldiğini, bu sebeple bacakları kasılan davacının bacaklarında ciddi ağrılar da hissetmeye başlayıp topallayınca durumu işyeri yetkilisi…ya söyleyerek… Devlet Hastanesi Ortopedi Servisine gittiğini, ilk olarak davacının bacağında kırık meydana geldiğinin tespit edilemediği ve sadece … kesici verildiğini, davacının ilaçlarını almaya başladığını ve işe gelmeye devam ettiğini, ancak ağrıları dinmeyen ve hala topallayan davacının işyeri yetkilisi…ya bildirerek tekrar… Devlet Hastanesi’ne gittiğini, bu kez çekilen MR sonucunda bir bacağının kırık bir bacağının da çatlak olduğunun tespit edildiğini, bunun üzerine davacının…dan tutanak tutulmasını ya da hastaneye bir sevk kağıdının yazılmasını talep ettiğini, ancak davalı şirket yetkilisi…nın bu durumu kabul etmediğini, dava konusu iş kazası nedeniyle opere edilmiş sağ uyluk kemiğine protez yerleştirildiğini, ameliyat sonrasında 2 ay boyunca rapor alan müvekkilinin bu süre içerisinde hiçbir şekilde hareket edemediğini ve uzun bir müddet de çalışamadığını, tüm bu olanların üzerine müvekkilinin iş akdinin doktorlara bacaklarında meydana gelen kırığın iş yerinde ağır yük kaldırması sonucunda meydana geldiğini söylemesi üzerine haksız bir şekilde feshedildiğini, dava konusu olay nedeniyle … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/194 Esas sayılı dosyası ile yargılama yapıldığını, tanzim edilen raporda meydana gelen kazanın iş kazası olduğu, işyeri yetkilisi…nın asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacının bacağının kırılma olayının davalı işyerinde geçirdiği kazadan dolayı meydana geldiği ve olayın iş kazası olduğunun sabit olduğunu, hukuk mahkemelerinin ceza mahkemelerinde tespit edilen maddi olgularla bağlı olduğunu, bu nedenle dava konusu olayın iş kazası olarak tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olayın iş kazası olmadığını, davacı tarafından iddia edilen iş kazasının tüm neticeleri ile ne zaman ve hangi nedenle gerçekleştiğinin hukuken itibar edilebilir şekilde tespit olunamadığını, davacının ifade ettiği olay üzerine doktor kontrolünden geçtiğini ve olay neticesinde vücudunda gerçekleşmiş herhangi bir sağlık sorunu tespit edilmediğini, iş yerinde herhangi bir iş kazası gerçekleşmemiş olmasına karşın davacının geçmişe yönelik olarak iş kazası tutanağı tutulmasını talep etmesinin ve de yetkili sağlık kurumunda iş kazası raporu düzenletmesinin işveren nezdinde hakkaniyete aykırı bir durum teşkil ettiğini, davacı işyerinde iş kazası geçirmediği halde yetkili sağlık kuruluşundan iş kazası vakası ile sağlık kurulu raporu aldığını ve işverenin tepkisini çekmemek adına 26.01.2017 tarihine kadar çalışmaya devam edip aldığı raporu 31.01.2017 tarihinde işverene teslim ettiğini, iddia edilen olayın iş yerinde gerçekleştiği yönünde yeterli bilgi ve belge bulunmadığını, bu nedenle iş kazası sayılamayacağını, ceza dosyası kapsamında davalı işverenin işçi karşısında da her zaman sorumluluk ve yükümlülüklerinin fazla olmasına istinaden iş güvenliği yükümlülüklerinden bazılarının işyerinde ihlal edilmesine bağlı olarak kusurlu görüldüğünü, oysa ki söz konusu eksiklikler ile meydana gelen netice arasındaki illiyet bağı ve davacıda oluşan çatlak ve kırığın davalı işyerindeki çalışmasına bağlı olarak meydana geldiğinin her türlü şüpheden uzak ve inandırıcı şekilde ispatlanabilmiş olmadığını, … Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü İş Kazası Tespit Komisyonunca 20.05.2019 tarih ve 2019/133 sayılı Komisyon Kararı ile de davacının iddia ettiği olayın iş yerinde gerçekleştiği yönünde yeterli bilgi ve belge bulunmaması nedeniyle iş kazası sayılamayacağı sonuç ve kanaatine varıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının davalıya ait iş yerinde meydana geldiğini iddia ettiği kazaya ilişkin olarak müvekkili Kuruma yapılan başvurunun … Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü İş Kazası Tespit Komisyonu’nca değerlendirildiğini ve 20.05.2019 tarih ve 2019/133 sayılı Komisyon Kararı ile davacının iddia ettiği olayın iş yerinde gerçekleştiği yönünde yeterli bilgi ve belge bulunmaması nedeniyle iş kazası sayılamayacağı sonuç ve kanaatine varıldığını, davacının meydana geldiğini iddia ettiği iş kazasına ilişkin olarak süresi içerisinde yapılmış bir bildirim, kolluk ifade tutanağı, şahit tutanakları vb. belgeler bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Davacının 20.01.2017 tarihinde davalı işyerinde geçirmiş olduğu kaza olayının 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi gereğince iş kazası olduğunun tespitine” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde; 31.05.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda davacı mobilya taşıma işi yaptığından ve sürekli ve tekrarlanan ağır kaldırma işleri sonucunda bir stres kırığı türü olan femur boyun kırığının meydana gelmesinin mümkün olduğu, kırığın yaptığı iş sonucunda ve görevi ifa ettiği esnada meydana geldiğinden olayın iş kazası olduğunun tespit edildiğinin belirtildiği, ancak davacının müvekkili şirkette 12-13 gün çalıştığını, bu kadar kısa süre içerisinde stres kırığının ortaya çıkması için gerekli süregelen bir ağır iş olmasının imkansız olduğunu, nitekim söz konusu iş yerinde mesai saatleri içerisinde femur stres kırığının oluşmasına sebebiyet verecek derecede yük taşınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili şirkette yıllardır aynı nitelikte işi yapan tanıkların beyanlarının hükme esas alınmadığını, Mahkemece davacının, … ilinde bulunan hastanelerden geçmişe yönelik kayıtlarının araştırılmadığını, dinlenen tanıkların beyanları incelenecek olursa böyle bir olayın olup olmadığının dahi aydınlığa kavuşmadığını ileri sürmüştür.
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan raporda davacıda meydana gelen kırığın bir stres kırığı olduğu ve bu tür kırıkların kemiklerin aşırı kullanımından kaynaklanabildiği, zamanla kemiklerde çatlak oluşumuna yol açabileceğinin belirtildiğini, dolayısıyla, davacının kemiklerinde meydana gelen kırığın anlık gelişen bir rahatsızlık olmadığını, kaldı ki, raporda aynı zamanda femur kırığının davacının sürekli ve tekrarlanan ağır kaldırma işleri sonucunda meydana geldiğinin belirtildiği, ancak davacı, kaza tarihinde söz konusu iş yerinde deneme sürecinde olup, buradaki çalışma süresinin oldukça kısa olduğunu, davacıda meydana gelen kırığın bir stres kırığı olduğu ve bu tür kırıkların kemiklerin aşırı kullanımından kaynaklanabildiği göz önünde bulundurulduğunda; davacının femur kırığının diğer davalı iş yerindeki çalışmaları sebebi ile oluşmuş olmasının pek muhtemel olmadığını, bu anlamda hükme esas alınan raporda davacının çalışma süresi ve meydana gelen kırık arasındaki ilişkinin yeterli şekilde değerlendirilmediğini, kararın bu hali ile eksik incelemeye dayandığını, Mahkemece hükme esas alınan tanık beyanlarına göre de iş kazası gerçekleştiği kanaatine varıldığı belirtilmiş ise de; dosya kapsamında dinlenen tanıkların bizzat görgü ve bilgi sahibi olmadıkları gibi, davacının bu iş kazasını geçirdiğine dair beyanda dahi bulunamadıklarını, bu nedenle olayın varlığı dahi ispatlanamamış iken, gerçekleştiği iddia edilen olayın iş kazası olduğu sonucuna varılmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’u 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı şirket vekili, istinaf dilekçesi ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesi ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 2017 yılı Ocak ayı içerisinde meydana gelen ve davacının yaralanması ile sonuçlanan kazanın iş kazası sayılmasının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davalılar vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.