YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/670
KARAR NO : 2023/819
KARAR TARİHİ : 06.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/145 E., 2022/2176 K.
DAVALILAR : 1- … vekili Avukat …
2-Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 13.01.2014
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 29. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/835 E., 2020/567 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya 26.05.2009 tarihli tahsis talebine istinaden 01.06.2009 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlandığını, davacının … Konfeksiyon Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti. unvanlı işyerinde çalışmalarının sahte olduğu gerekçesiyle çalışmalarının iptal edildiğini, davacının sigortalılığı iptal edilen 13.02.2004-31.01.2007 tarihleri arasında …’e ait konutta ev hizmetlerinde ücretli ve sürekli olarak hizmet akdi ile çalıştığı halde … Konfeksiyon Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti. unvanlı işyerinde sigortalı olarak gösterildiğini, davacının rızası dışında hiç çalışmadığı, unvanını dahi bilmediği bir şirkette sigortalı olarak gösterildiğini belirterek davacının 13.02.2004-31.01.2007 tarihleri arasında davalı nezdinde çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle: davanın usul ve yasaya aykırılığı sebebi ile reddi gerektiğini, Kurum içi yazışmaların devam ettiğini,davanın esasına ilişkin cevap haklarının saklı olduğunu, Kurum raporu ile KSD Konfeksiyon ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nin sahte işyeri olduğunun tespit edildiği,Kurum tarafından yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının ev hizmetlerinde çalıştığının tespiti isteminin 5 yıllık hak düşürücü süre nedeni ile reddi gerektiğini,Kurum kayıtlarında görülmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak kabulünün mümkün olmadığını,davanın resmi kayıtlarla ispatlanmasının gerektiğini, davacının fiilen çalıştığının ve ödenen ücretin somut deliller ile ispatı gerektiğini, çalışmanın devamlı olup olmadığının incelenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili; davacının ev hizmetlerinde 15 günde bir olmak şartıyla ve 2003-2005 yıllarında iş akdi ve sözleşmesi olmadan çalıştığını, o dönemlerde geçici temizlik işçilerinin sigortalı gösterilmesinin söz konusu olmadığını, davacının … Şirketinde sigortalı olması ile ilgili olarak herhangi bir yetki ve sorumluluğunun olmadığını,davacının kendisinin de patronu olan …’nin sahibi … ile evinde tanıştığını, onunla anlaşarak onun evine, işyerlerine temizliğe giderek kendisini sigortalattığını, kendisinin bu konudan sonradan haberi olduğunu,davacının kendi evinde sürekli ve iş akdi ile çalıştığının asılsız olduğunu,davacının 15 günde bir temizliğe gelip akşam yevmiyesini alıp gittiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamındaki bilirkişi raporları ile davalı … ile … Konfeksiyon San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. arasındaki organik bağ olduğunu ortaya koyduğunu, tanıkların davacının … yanında çalıştığını beyan ettikleri, davalının davacının çalıştığı yönünde ikrarı bulunduğunu, …’in aynı şirketten bildiriminin yapıldığı, şirketle irtibatlı olduğunun anlaşıldığını, davanın hak düşürücü süre içinde açıldığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Davacının tespit talep edilen 13.02.2004-30.02.2006 tarihleri arası 1059176 sicil numaralı … Konfeksiyon Sanayi ve Dış Ticaret Ltd.Şti unvanlı işyerinden bildirilen çalışmalarının fiili çalışma olmadığı gerekçesiyle iptal edildiği, 01.06.2006-31.01.2007 tarihleri arası çalışmalarının 1141387 sicil numaralı işyerindeki çalışmalarının fiili çalışmaya dayanmadığı gerekçesiyle iptal edildiği ,davacının davalı işyerinden verilmiş giriş bildirgesi ,prim ödemesi olmadığından davanın hizmetin geçtiği iddia edilen yılın sonundan itibaren 5 yıllık hakdüşürücü süre içinde açılmadığı anlaşılmakla Mahkeme kararının yerinde olduğu kanaatine varılarak davacının istinaf isteminin reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; çalıştığına ilişkin belgeler olduğunu, kararın yerinde olmadığını, müvekkilinin çalışmalarının kabul edilmesi gerektiğini belirterek kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Sigortalı hizmetin tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirmekte olup, bu niteliği gereği özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerekmektedir. Bu davaların kanuni dayanağı 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası olup bu bentte “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilmeyen sigortalıların hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak hizmet tespiti isteyebilecekleri” açıklanmıştır. Anlaşılacağı üzere, çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın mevcudiyetini etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hak bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Söz konusu Kanun’un kabul edilip, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup, hâlen geçerliliğini korumaktadır.
2.Bu kapsamda işe giriş bildirgesi düzenlenmediği veya düzenlenmesine karşın kanuni hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmediği, bu süre içerisinde Kuruma verilen dönem bordroları ile bildirimin yapılmadığı, sigorta primlerinin Kuruma yatırılmadığı, çalışmanın varlığı yönünde sigorta müfettişince herhangi bir saptamanın söz konusu olmadığı durumlarda, hizmetin varlığını ileri süren kişilerin hak düşürücü süre gerçekleşmeden yargı yoluna başvurması zorunludur.
3.İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi, dört aylık sigorta primleri bordrosu, sigortalı hesap fişi vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması hâlinde artık Kanun’un 79 uncu maddesinin 10. fıkrasında yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir. Diğer taraftan, Kurum tarafından yapılan bir tespitin olması hâlinde de aynı kabul şekline ulaşılmaktadır.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Somut olaya gelince, davacının 13.02.2004-31.01.2007 tarihleri arası hizmet tespiti talebi bakımından, davalı işyerlerinden işe giriş bildirgesinin düzenlenmemesi ve Kuruma herhangi bir şekilde hizmet bildirimi ile ücretinden prim kesintisi de yapılmaması, yönetmelikte belirtilen belgelerin bulunmaması karşısında hizmet tespiti isteminin dava tarihi itibariyle hak düşürücü süreye uğradığı açıktır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıdaki yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.2.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…