Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/7 E. 2023/643 K. 25.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/7
KARAR NO : 2023/643
KARAR TARİHİ : 25.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2435 E., 2022/2435 K.
FER’Î MÜDAHİL : … vekili Av. …
DAVA TARİHİ : 09.02.2021
HÜKÜM/KARAR : Reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/47 E., 2022/201 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili ile feri müdahil kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili, davacının16.06.1976- 30.06.1976 tarihleri arasındaki çalışmasının tespitine ve çalışma süresinin davalı Kuruma tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
Davalı … Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın dilekçesini somutlaştırması gerektiğini, davacının 16.06.1976-30.06.1976 tarihleri arasında işletme müdürlüğünün hangi işi kapsamında ve hangi köyde, mevkide veya mahallede çalıştığının anlaşılamadığını, Mahkememizce celbedilen nufus kayıtlarına göre, davanın 10.12.2015 doğumlu … kızı … tarafından açıldığı anlaşılmakla, cevap dilekçesi ekinde sunulan işyeri bildirgesi ile prim bildirgesine göre kurum kayıtlarında belirtilen tarihlerde 1955 doğumlu …kızı …’ın bildirimlerinin usulüne uygun şekilde SGK’ya yapıldığını ve tüm primlerinin ödendiğini, bu sebeple davacı asilin ilk duruşmada isticvap edilerek bu hususlarla beraber müvekkili idareden bildirilen …’ı tanıyıp tanımadığı, yoksa nüfus kayıtları hatasından kaynaklı bir maddi hata mı olduğu veya 6360 sayılı Kanuna göre nüfus kayıtları aktarılırken nüfus idaresince bir hata mı yapıldığı yahut düzeltme işlemi mi yapıldığı, SGK bildirimlerinde adı geçen 1955 doğumlu …kızı … diye bir şahsın bulunup bulunmadığı hususlarının davacıdan sorulmasını, ayrıca kolluk marifetiyle de bu hususların araştırılmasını talep ettiklerini, 1955 doğumlu …kızı …’ın başka bir şahıs olduğunun tespiti halinde davacının kurum kayıtlarında hiçbir çalışması olmadığının da açıklığa kavuşmuş olacağını, dava dilekçesinde hiçbir açıklamaya yer verilmeyerek Mahkememizin 2014/93 Esas sayılı dosyasında görülen davada, davacının muhtemelen isim benzerliği sebebi ile tanıklık yaptığının belirtildiğini, böylelikle davacının işyerinde çalışması olmadığından dayanak gösterilen Mahkememizin 2014/93 Esas saylı dosyasında görülen davanın sonucunu da yargılamanın yenilenmesi kanun yolu ile etkileyebileceğini, davacının iddialarının 1976 yılına dayandığını, davacının iddia ettiği olayların üzerinden 45 yıl geçmiş olduğunu, gerek sosyal güvenlik mevzuatı gerekse diğer meri mevzuat hükümleri gereğince bu davanın zamanaşımına uğradığını, kamu tüzel kişiliğine sahip ve özel bir bütçesi olan bir devlet kurumunun sigortasız kaçak işçi çalıştırmasının düşünülemeyeceğini, bu durumun hayatın olağan akışına ve mantığa aykırı olduğunu, özel şahıslar ya da özel hukuk tüzel kişileri daha fazla kar elde edebilmek için kar amacıyla giderlerini azaltmak için zaman zaman sigortasız işçi çalıştırmakta ise de kamu tüzel kişiliği bulunan bir devlet kurumunun sigortasız işçi çalıştırmasında bir yararının olmadığını, müvekkili idarenin ülke çapında milyon liralar ile ifade edilen yatırımları gerçekleştirdiğini, bütçe imkanlarının işçi sigorta primlerini ödemek için yeterli olduğunu, dilekçe ekinde sunulan işe giriş bildirgesinden ve Sosyal Sigorta Kurumunun işyeri tescil belgesinden görüleceği üzere, işletme müdürlüğü tarafından davacı işçinin bildiriminin gerçekleştiğini, davacının dava dilekçesindeki ikrarından anlaşılacağı üzere, Mahkememizin 2014/93 Esas sayılı dosyasında tanık olarak dinlenmesinden ve bu dosya içerisine alınan belgeler ile durumunu öğrendiğini belirtmekle, davacının 7 yıl önce bu durumunu bildiği de açık olduğundan davanın 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi sebebiyle esastan reddi gerektiğini, davacının iddiası somutlaştırıldıktan sonra hâkimin ve karşı tarafın bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabileceğini, soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığını, yerleşik Yargıtay kararlarına göre, iddia edilen ağaç dikimi işinin hangi köyde, hangi mevkide ve hangi tarihlerde gerçekleştiği, çalışmanın sürekli mi, kesintisiz mi, mevsimlik mi yoksa kısmi çalışma mı olduğu yönünde dava dilekçesinde hiçbir açıklamanın yer almadığını, davacı tarafın bile dilekçesinde iddia ettiği çalışmasına ilişkin detay bilgi vermediğini, davacıya iddialarını ve taleplerini somutlaştırması için kesin süre verilmesini, aksi halde davanın ispat edilemediği gerekçesiyle esastan reddini talep ettiklerini, davacı tarafın burada çalışma olgusunu salt akraba tanıkları ile ispat edemeyeceğini, dosyaya güçlü deliller sunması gerektiğini, işletme müdürlüğü ile yaptıkları iç yazışmada ve davacının Kurum ile olan yazışmalarında, davacının iddia ettiği çalışmasının tespit edilemediğini, davacının adına ödeme emrinin, puantaj kaydının, bordronun, hizmet sözleşmesinin, SGK işe giriş ve işten çıkış kaydının veya davacı tarafın iddia ettiği gibi bir defterin kayıtlarda tespit edilemediğini, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7 nci maddesi hükmü uyarınca 11.09.2014 tarihinden sonra davacı tarafın Kuruma müracaat etmeden doğrudan dava yoluna gidemeyeceğini, davacı tarafça bu yola başvurulmaksızın dava yoluna başvurulmuş olması sebebiyle bu dava usul ve yasaya uygun olmadığından usul bakımından reddi gerektiğini beyanla; davanın reddini talep etmiştir.

Feri müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve yersiz olduğunu, davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, yasal düzenlemeler gereğince 11.09.2014 tarihinden sonra davacı tarafın Kuruma müracaat etmeden doğrudan dava açma yoluna gidemeyeceğini, davacı tarafça bu yola başvurulmaksızın dava yoluna başvurulmuş olması sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, hizmet tespiti davalarında kurum kayıtlarının esas olduğunu, bunların aksinin ancak benzer yazılı deliller ile ispat edilebileceğini, hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden davanın hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerektiğini, davacının çalıştığı işyerinde varsa tutulan şahsi dosyasının, yine varsa puantaj cetvellerinin ve ücret tediye bordrolarının getirtilmesi, bordrolarda davacının imzasının bulunup bulunmadığına bakılması gerektiğini, Kuruma işe giriş bildirgesi verilmesine karşın yasal diğer belgelerin bulunmaması halinde Yargıtay’ın yerleşik içtihadı gereğince, işe giriş bildirgesinin hangi tarihte Kuruma intikal ettiğinin, bu tarihe göre beş yıllık hak düşürücü sürenin geçirilip geçirilmediğinin tespiti gerektiğini, ayrıca sigortalı ile birlikte çalışan kişiler ile aynı çevrede işyeri olan işverenler veya bu işverenlerin çalıştırdığı kişiler yöntemince saptandıktan sonra bunların bilgisine ve görgüsüne başvurularak çalışma olgusu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde yöntemince araştırılarak elde edilecek bilgi ve belgelerin tanık anlatımlarıyla uyuşup uyuşmadığı irdelenip uyuşmazlık konusuna ilişkin olarak karar verilmesi gerektiğini, çalışma konusu işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediği, başlangıç ve bitiş tarihleri konusunda dinlenecek tanıkların tespiti istenen sürede işyerinde çalışan kişilerden olması veya işyerini yakından bilenlerden ve tanıyanlardan seçilmesi, tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, tanık beyanları ile yazılı belgelerin birbirini teyit etmesi gerektiğini beyanla; davanın reddini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Davacının uyuşmazlık konusu 16.06.1976-30.06.1976 tarihleri arası da dahil olmak üzere hizmet akdine tâbi veya başka bir statüde tescilli sigortalılık hizmetinin bulunmadığı, 16.06.1976 tarihli sigortalı işe ilk giriş bildirgesi, 09.07.1976 tarihinde Kuruma intikal etmiş olduğu, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’ne sigortalı işe ilk giriş bildirgesi üzerinde imza incelemesi yaptırıldığı, davalı işyerinde tutulan kayıtlar ve belgeler gönderilmek üzere Denizli Orman İşletme Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta, davacının çalıştığı iddia edilen fidan dikimi işine ve bu işte çalıştırılanlara ilişkin olarak olarak tutulan uyuşmazlık konusu döneme ait kayıtların ve defterlerin saklama süresi dolmuş olduğundan imha edildiğinin bildirildiği, buna göre, davacının iddia konusu çalışmalarına veya çalışmalarının geçtiği dönemde yapılan ödemelere ilişkin olarak tutulan bir kayda veya belgeye ulaşılamadığı, belirtilen sebeplerle, davacının iddia konusu çalışmalarına resmi belge veya yazılı delil saptanamadığından dosyada dinlenen tanıkların beyanları irdelendiğinde; bodro tanıklarının davacının uyuşmazlık konusu dönemde orman işletme müdürlüğü bünyesinde yapılan fidan dikimi işinde çalıştığını beyanla davacının çalışmasını doğruladıkları gerekçesiyle,
Davanın kabulüne;
Davacının 16.06.1976-30.06.1976 tarihleri arasında Denizli Orman İşletme Müdürlüğünün 18911.20 sıra numaralı işyerinde hizmet akdine tabi olarak asgari ücret karşılığında çalıştığının tespiti ile çalışması sebebiyle sigortalılık hizmetlerinin davalı … Kurumunun kayıtlarına tesciline, karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile feri müdahil kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
1.Davalı Vekilinin İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli karar ve karara esas aldığı tanık beyanları incelendiğinde davacının müvekkilinin hangi iş kapsamında hangi köy-mevki-mahalle de çalıştığının aydınlatılmadığını, Mahkeme tarafından celbedilen nüfus kayıtlarına göre davacının 10.12.1955 doğumlu … kızı … tarafından açıldığı, dilekçe ekinde sundukları işyeri bildirgesi ile prim bildirgesine göre Kurum kayıtlarında belirtilen tarihlerde 1955 doğumlu …kızı …’ın bildirimleri usulüne uygun şekilde SGK ‘ya bildirildiği ve tüm primlerinin ödendiği, bu sebeple davacı asilin isticvap edilerek, bu hususlarla beraber müvekkili tarafından bildirilen …’ı tanıyıp-tanımadığı, yoksa nüfus kayıtları hatasından kaynaklı bir maddi hata mı olduğu veya nüfus kayıtlarının 6360 Sayılı Kanun’a göre kayıtları aktarılırken Nüfus İdaresince bir hata mı yapıldığı veyahut düzeltme işlemi mi yapıldığı(kayıttan olaylar bölümü), SGK bildirimlerinde adı geçen 1955 doğumlu …kızı … diye bir şahsın olup-olmadığı hususlarının kolluk marifetiyle de ve ilgili nüfus müdürlüğünden araştırılması gerektiğini, 1955 doğumlu …kızı …’ın başka bir şahıs olduğunun tespiti halinde davacının Kurum kayıtlarında hiçbir çalışması olmadığının açıklığa kavuşacağını, eksik araştırmaya dayalı karar verildiğini, davanın hak düşürücü süreye uğradığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, kamu tüzel kişiliği bulunan bir devlet kurumunun sigortasız işçi çalıştırmayacağını, davacının İşletme Müdürlüğü’nde hiç çalışmadığını, taraf tanıklarının sözlerinin dilekçede belirttikleri şekilde değerlendirilmesi gerektiğini, Mahkeme kararında, kamu kurumunda çalışma iddiasında olan davacı ile ilgili yazılı bir delil bulunmadığı, çoğu akraba tanık beyanlarına göre bu hüküm kurulduğunun belirtildiğini, 1955 doğumlu …kızı … tarafından paraflanmış, sigortalı ilk işe giriş bildirgelerinin Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda açıkça ” sözkonusu imzanın davacının el ürünü olup olmadığı yönünde bir tespit yapılamadığı ” bildirilmesine rağmen davanın, sırf akraba tanık beyanları ile kabulü hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, davacının dosyaya güçlü deliller sunması gerektiğini, İşletme Müdürlüğü ile yaptığımız iç yazışmada ve davacının Kurum ile olan yazışmalarında davacının iddia ettiği çalışmasının tespit edilemediğini, davacı adına ödeme emri, puantaj kaydı, bordro, hizmet sözleşmesi veya SGK işe giriş ve işten çıkış kaydı veya davacı tarafın iddia ettiği gibi bir defter kayıtlarda tespit edilemediğini bildirerek kararın kaldırılmasını talep ettiğini belirtmiştir.

2.Feri müdahil kurum Vekilinin İstinaf Sebepleri
Yargılamada Kurum kayıtlarının getirtildiği ve tanıkların dinlenildiğini, işveren kayıtlarının getirtilmediği ve incelenmediğini, yargılama neticesinde davacının davasının kısmen kabulü ile davacının 16.06.1976-30.06.1976 tarihleri arasındaki çalışmaların kesintisiz sürdüğünün tespitine karar verildiğini, Kurum’a başvuru yapmadan açıldığından davanın öncelikle usul bakımından reddi gerektiğini, dinlenen tanıkların tümünün davacının akrabası veya köylüsü olduğunu, beyanları çelişkili olduğu gibi açıkça taraflı olduğunu, dava kamu düzenini ilgilendirdiğinden ancak kesin delillerle ispatı gerektiğini, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının hizmet döküm cetveli incelendiğinde görüleceği üzere davacının davanın açılmasında hukuki yararı bulunmadığını, davacı tarafça bu yola başvurulmaksızın dava yoluna başvurduğundan davanın usul bakımından reddedilmesi gerektiğini, tanık beyanlarının dilekçede belirttikleri olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep ettiğini bildirmiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
24.11.1977 yürürlük tarihli 2100 Sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 506 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinde ”tarım işlerinde çalışanların sigortalı sayılamayacakları” vurgulanmış, 2100 sayılı Kanunla 506 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi değiştirilerek kamu sektörüne ait tarım ve orman işlerinde ücretle çalışanlar anılan tarihten itibaren sigortalı sayılmaya başlanmıştır. Eldeki davada, tespiti istenilen hizmetlerin, orman (tarım) işlerinin sigorta kapsamına alınmasını sağlayan 2100 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 24.11.1977 tarihinden önce geçtiği gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olduğu, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 2021/3946 Esas, 2021/14040 Karar sayılı kararı ve diğer kararlarda da bu hususun bildirildiği, kabule göre de davalının harçtan muaf olduğu gözetilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşıldığından bu sebeple davalı ve feri müdahil vekilinin başvurusunun duruşma açılmadan HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle,

Davalı ve feri müdahil vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,
Davanın reddine, karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davacının çalışmalarının ispatlanmış olması karşısında Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğundan bahisle temyiz talebinde bulunmuşlardır.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 24.11.1977 yürürlük tarihli 2100 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 506 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. Başkan