YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/7148
KARAR NO : 2023/6724
KARAR TARİHİ : 12.06.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2193 E., 2023/769 K.
KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/421 E., 2021/499 K.
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili, davalı vekili ve feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının çırak olarak çalıştığı aralıksız ve kesintisiz olarak her gün bilfiil işçi gibi üretime yönelik çalışmaya başladığı, çalışma ilişkisi içerisinde üretime bilfiil katıldığının ön planda olduğu meslek ve sanat eğitiminin arka planda tutulduğu, 18 yaşından önceki çalışmalarının da prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiği ve davacının üretim amaçlı çalışmasının gerçek ve fiili olduğu 01.10.1988 tarihinden itibaren işçi (sigortalı) olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı MKE Genel Müdürlüğü vekili; davacının 3308 sayılı Kanun ve bu Kanun doğrultusunda yürürlüğe giren yönetmelik hükümleri ve velisi ile imzalanan çıraklık sözleşmesi dikkate alınarak çıraklık eğitimine tabi tutultuğunu, üretimde çalışması ve fazla mesai yapmasının fiziksel olarak da imkansız olduğunu, fabrikalarda çırakların ve işçilerin aynı şartlarda çalışmalarının mümkün olmadığını, müvekkil Kurumun işçileri bile belirli prosedürler ve güvenlik önlemleri dahilinde çalışmakta iken eğitim sürecindeki çırakların işçi gibi çalıştırılması ve o ağır iş yükünün altına yalnız başlarına sokulmalarının başta müvekkil Kurumun çalışma disiplini olmak üzere işin kendi tabiatı gereği mümkün olmadığını, belirterek; davanın öncelikle usulden ve her halükarda esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer’i müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili; davanın 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu maddesinde belirtilen 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, Kurum kayıtları ve hizmet cetvelinin incelenmesinde; işvereni Çıraklık Eğitim Merkezi olarak işe giriş bildirgesi olduğunu, ancak hizmet döküm cetveli incelendiğinde 1992/01 öncesine ilişkin hizmet bildirimi bulunmadığını, eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceğini davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının çıraklık statüsünde geçen hizmet süresince üretim faaliyetlerine yönelik olarak bilfiil işgördüğü, mesleğiyle ilgili pratik eğitim kazandırmaya ve geliştirmeye yönelik olarak faaliyetlerin geri planda kaldığı, bu bağlamda davacının; davalı işverenlikte taleple bağlı kalınarak 06.10.1987 –15.08.1992 tarihleri arasında uzun vadeli sigorta kollarına tabi olacak şekilde hizmet akdiyle sürekli ve kesintisiz çalıştığının anlaşıldığı gerekçesi ile “davanın kabulüne, davacının davalı MKE Genel Müdürlüğünde 06.10.1988 – 15.08.1992 tarihleri arasında hizmet akdiyle çalışmalarının 506 sayılı Kanun’un 60/g hükmü ve 5510 sayılı Kanun’un 38/2 nci maddesi hükmü uyarınca prim gününe ilavesinin gerektiğinin tespitine” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı vekili ve feri müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Feri müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı MKE Genel Müdürlüğü vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 18 yaşından önceki çalışma sürelerinin kıdeme esas alınıp sigorta başlangıcına esas alınmaması hukuka, usul ve yasaya aykırı olduğunu bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 06.10.1988 tarihinden itibaren çırak olarak bildirimleri yapılmışsa da aynı zamanda bordro tanığı olan davacı tanıklarının davacı ile birlikte davalı işyerinde üretime yönelik olarak çalıştıklarını beyan etmeleri karşısında davacının davalı işyerinde geçen çalışmalarının üretime yönelik olduğu anlaşıldığından mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin, davalı vekilinin ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı MKE A.Ş., davanın husumet, hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, davacının çırak olduğunu, üretime yönelik çalışması bulunmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir.
Feri müdahil Kurum vekili, davacının çalışmalarının eğitim amaçlı değil de işçi statüsünde olduğuna dair inandırıcı delil bulunmadığını, dava konusu dönemler itibariyle kuruma yapılmış bildirim olmadığını, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının, davalıya ait işyerinde çırak olarak gösterilen dönemlere ilişkin çalışmalarının uzun vadeli sigorta kollarına tabi çalışma olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 297 nci maddesi, 298/2 nci maddesi
3. Değerlendirme
Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Öte yandan, Kanun’un aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298/2 nci maddesinde de “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde düzenlenmiştir.
Gerekçe – hüküm çelişkisi, 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık bozma sebebidir.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda; gerekçe kısmında davacının davalıya ait işyerinde” 06.10.1987 –15.08.1992 tarihleri arasında uzun vadeli sigorta kollarına tabi olacak şekilde” çalıştığının kabul edildiği belirtildiği halde, kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında “06.10.1988 – 15.08.1992 tarihleri arasında ” çalışmalarının tespitine karar verilmek sureti ile kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişki yaratıldığı açık olduğundan verilen karar isabetsiz bulunmuştur.
Kabule göre de, mahkemece dinlenen tanıklar Mehmet Erkeç ve Murat Doğan’ın hizmet cetvellerinin Sosyal Güvenlik Kurumundan, davacının velisi ile davalı MKE Kurumu arasında imzalanan çıraklık sözleşmesi ile davacı adına kısa vadeli sigorta kollarından ödenen primlere ilişkin çıraklık dönemi bordolarının Çıraklık Eğitim Merkezinden (… Yahşihan Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü vd. ilgili Mesleki Eğitim Merkezine müzekkere yazılarak) celbi ile dosyaya eklenmesi gereklidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.