Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/733 E. 2023/1045 K. 09.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/733
KARAR NO : 2023/1045
KARAR TARİHİ : 09.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2531 E., 2022/2428 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 09.11.2018
KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 20. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/473 E., 2019/287 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen aylık başlangıcının Kuruma ilk başvuru tarihi olan 26.02.2010 olarak tespiti ile ödenmeyen aylıkların ödenmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı, 26.02.2010 tarihinde emeklilik talebinde bulunduğunu ancak davalı Kurumun davacının 01.09.1977 tarihinde sigorta girişi yapılmadığından talebini reddettiğini, davacının bunun üzerine davalı Kuruma karşı açtığı Kartal 3. İş Mahkemesi’nin 2010/616 E. 2012/71 K. sayılı kararıyla davacının işe giriş tarihinin 01.09.1977 olarak tespit edildiğini, kararın kesinleşmesinden sonra davalı Kuruma müracaat ederek aylıklarının ilk tahsis talep tarihinden itibaren hesaplanarak tarafına ödenmesi talebinde bulunduğunu ancak davalı Kurumun, Mahkeme kararında aylık başlangıcının ilk tahsis talep tarihi olan 26.02.2010 tarihinden başlatılmasına yönelik bir karar verilmediğinden dolayı aylıkların 01.08.2012 tarihinden itibaren ödeneceğinin bildirildiğini ve bu yönde de ödeme yapıldığını beyanla, davacının aylık başlangıcının Kuruma ilk başvuru tarihi olan 26.02.2010 olarak tespiti ile ödenmeyen aylıklarının ödenmesine karar verilmesi talep edilmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, davacının açmış olduğu tespit davası zamanaşımı süresini kesmeyeceğinden ve alacak talepleri bakımından dava açmadığından zamanaşımı süresinin dolduğunu, aksi kabul edilse dahi sonraki aylık talebi başvurusundan veya Kurum ödemesinden itibaren 5 yıllık zamanaşımına tabi olup, talep tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde dava açılmadığından her durumda zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, YHGK’nun 02.02.2005 tarihli, 2004/10-771 Esas ve 2005/24 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere asıl borç ifa ile son bulduğunda fer’ilerinin de son bulacağı, davacının kendisine yapılan maaş ödemesinden önce veya ödemeden sonra derhal Kuruma yönelik ihtirazi kayıtta bulunmadığı için önceki aylık taleplerinin de sona ereceğinin Mahkemece resen gözetilmesi ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının ilk başvurusundaki sigorta başlangıç tarihine göre Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu, Mahkeme kararından önceki başvuruya bağlı işlem yapılmasının mümkün olmayacağını, davacının Mahkeme kararı sonucunda tespit edilen sigorta başlangıç tarihine göre emeklilik şartlarını yerine getirmiş olacağından 01.08.2012 tarihinden sonra aylık başlanmasına yönelik Kurum işleminin usul ve yasalara uygun bulunduğu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.02.2022 tarihli ve 2020/313 Esas, 2022/446 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesi ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Daire kararında, davacının ilk olarak 26.02.2010 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu ancak tahsis talebinden sonra çalışmasının devam etmesi ve ilk işe giriş tarihi olan 01.09.1977 tarihinde çalışma tespit edilemediği gerekçesiyle aylık bağlama şartlarını taşımadığından bahisle tahsis talebinin kurumca reddedildiği, davacının işten ayrılmadan çalışmaya devam ettiği, bu sırada 02.06.2010 tarihinde açtığı dava ile sigortalılık başlangıcının 01.09.1977 tarihi olduğunun tespitini istediği; Kartal 3.İş Mahkemesince, davanın kabulü ile sigortalılık başlangıcının 01.09.1977 tarihi olduğunun tespitine karar verildiği, kararın Dairemiz ilamı ile onanarak kesinleştiği, davacının kuruma müracaat ederek kesinleşen karara göre 26.02.2010 tarihli tahsis talebine istinaden aylık bağlanmasını talep ettiği, fakat kurum tarafından aylık bağlanmaması üzerine davacı tarafından 09.02.2012 tarihli tahsis talebine de tahsis talep tarihinden sonra (09.02.2012) sigortalı çalışmasının devam ettiğinin tespit edildiği gerekçesiyle talebinin reddedildiği, davacının son olarak, 11.07.2012 tarihli tahsis talebine 09.07.2012 tarihli İşten Ayrılış Bildirgesini ekleyerek talepte bulunduğu, bunun üzerine kurum tarafından 506 sayılı Kanun’un Geçici 81/B-f maddesine göre 01.08.2012 tarihinden itibaren aylık bağlandığı, davacının ilk tahsis talebiyle, 2. tahsis talebi arasında kalan süreye ilişkin birikmiş aylıkların ödenmesine ilişkin talebinin de davalı kurumca reddedildiğinin anlaşıldığı,
Eldeki davada İlk Derece Mahkemesi tarafından davacının çalıştığı işten ayrılmadığı gerekçesiyle davanın reddine, İstinaf Mahkemesi tarafından ise işten ayrılma koşuluna ilişkin şartın Anayasa Mahkemesi’nin 14.01.2021 tarih ve E.2019/104 sayılı kararıyla iptal edilmiş olması nedeniyle işten ayrılma koşulu aranmayacağından ve ilk tahsis talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması koşulları oluştuğundan, kararın ortadan kaldırılması ile davanın kabulüne karar verildiği,
Davanın yasal dayanaklarından olan mülga 506 sayılı Yasanın 62. maddesindeki “….çalıştığı işten ayrıldıktan sonra…” ibaresinin önüne gelen başka bir uyuşmazlık nedeniyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından Anayasanın 2,10,48,49 ve 60.maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptali için Anayasa Mahkemesine itiraz yoluna başvurulmuş, Anayasa Mahkemesi 2019/104 esas, 2021/13 karar ve 14.1.2021 tarihli kararı ile “17.7.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun mülga 62. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “….çalıştığı işten ayrıldıktan sonra…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline” karar verildiği belirtilerek, yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ile Anayasanın 153. maddesinin “iptal kararları geriye yürümez” hükmü karşısında; ilk tahsis talep tarihinde davacının işten ayrılma şartını yerine getirip getirmediği hususu yeniden değerlendirilerek karar verilmesi gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda, dosyadaki bilgi ve belgelerden ilk tahsis talep tarihinde davacının işten ayrılma şartını yerine getirmediği, talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönünde kanaate varılmış ve Yargıtay HGK’nın 04.03.2021 tarih, 2021/2-96 Esas, 2021/205 Karar sayılı ilamı da dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş bir kanun hükmüne dayanılarak davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davanın kabulü gerektiğini beyanla Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının ilk tahsis talebi ile ikinci tahsis talebi arasındaki yaşlılık aylıklarını talep edip edemeyeceği ve yaşlılık aylığı bağlanmasında ilk tahsis talebinde bulunurken işten ayrılmış olma koşulunun aranıp aranmayacağı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 ve 5510 sayılı Kanunun ilgili maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, özellikle Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği ilkesi karşısında, ilgili Kanun hükmü sonradan iptal edilmiş olsa dahi davacının ilk tahsis talebinde bulunurken çalışmaya devam ettiğinin anlaşılması ve işten ayrılmış olma şartının gerçekleşmediği, diğer şartlar gerçekleşse dahi yaşlılık aylığına hak kazanmış sayılamayacağı hususunun anlaşılması karşısında verilen karar yerinde görülmüş, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.