Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/7369 E. 2023/8664 K. 25.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/7369
KARAR NO : 2023/8664
KARAR TARİHİ : 25.09.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki hizmet ve prime esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı feri müdahil Kurum ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı yanında 01.03.2009-03.05.2014 arasında fabrika müdürü olarak aylık 7.500-TL net ücretle sürekli çalıştığını bu süreçte davalının yurt dışı işlerini takip ettiğini bu amaçla yurt dışından farklı firmalardan davacıya davetiyeler geldiği haber kanallarında davalı adına fabrika müdürü olarak röportaj yaptığını, yurt dışına gidiş gelişler uçak ve otel konaklama bedellerinin yapıldığı firmanın davalı adına faturalar kestiğini belediye ve bazı firmalar da davalı adına yapılan sözleşmeleri davacının imzaladığını, ancak sigortasının bildirilmediğini ileri sürerek, davacının davalı yanında 01.03.2009-03.05.2014 arasında sigortalı çalıştığını ve primlerinin aylık net 7.500-TL üzerinden tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacı ile 28.08.2012 tarihinde Noterde hazırlanan sözleşmeye istinaden danışmanlık hizmeti alındığını, bu hizmetin şirket haricinde yürütüldüğünü, bunun dışında şirkette bir çalışmasının olmadığını yine danışmanlık ücretinin sözleşme gereği 1.000-TL olduğunu, davacının hiçbir zaman müdürlük sıfatı bulunmadığını, buna ilişkin hiçbir zaman kendisinden talepte bulunulmadığını, dava dilekçesinde belirtilen röportajı kendisinin ayarladığını diğer davet mektupları ve turizm acentesi kayıtlarının ise danışmanlık faaliyeti nedeni ile şirket tarafından ayarlandığını, vize problemi yaşanmaması adına şirket üzerinden davet mektubu gönderildiğini, firma ve belediye ile olan sözleşmelerde ise yetkisiz olarak imzalandığını, davacı ile ilgili şirket yönetim kurulu tarafından imza veya müdürlük yetkisi verilmediğini, işyerinde hiçbir zaman 200 işçi çalışmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; dava açılmadan önce Kuruma başvuru yapılmasının zorunlu olduğunu beyanla ve ilk itirazlarda bulunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “1-Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine,

2-Davacının davalı şirkette 11.02.2010-03.05.2014 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun’a tabi olarak hizmet akti ile çalıştığının ve günlük sigorta primine esas asgari kazancının asgari ücretin 1,485 katı olduğunun tespitine” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkeme tarafından davacının sigorta primine esas aylık ücreti düşük tespit edildiğini, davacının günlük sigorta primine esas kazancının asgari ücretin 1,485 katı olduğunun tespitine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Davalı Evciler Kimya Mad. San. Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davacı ile müvekkil şirket arasında 28.08.2012 tarihi itibariyle noter kanalıyla danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye binaen davacı, danışman sıfatıyla şirketin aracılık hizmetlerini şirket harici yürüttüğünü, davacının danışmanlık haricinde şirket bünyesinde herhangi bir çalışmasının olmadığını, şirket bünyesinde çalışan bir işçi sıfatıyla yer almadığını ve davacı ile iş sözleşmesi tanzim edilmediğini, hizmet akdi ile çalışmayan bir danışmanın şirket tarafından sigorta kaydı yapılmadığını, davada, kısmen kabul karar verildiğine göre, tarafların haklı çıktıkları oranda yargılama giderlerinin paylaştırılarak, kısmen redden dolayı davalılar lehine vekalet ücretine hükmolunması gerektiğini ileri sürmüştür.

Feri müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; kısmen kabul kısmen red kararı verildiği halde davalı Kurum yararına vekalet ücreti takdir edilmediği, Kurumun feri müdahil olduğu, iş bu kararın usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve tanık beyanlarına göre davacının davalı işyerinde çalıştığının kabul edilmesinin, dosyada mevcut Noter onaylı 28.08.2012 tarihli sözleşmeye göre davacının prime esas kazanç miktarının belirlenmesinin yerinde olduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraflar vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine
karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili ile feri müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı şirket temyizi; davacının hizmet akdi ile çalıştığının tespit edilemediğini, taraflar arasında 28.08.2018 tarihli Noter huzurunda danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, davacının bu sözleşmeye istinaden şirket işlerini danışman sıfatıyla harici olarak yürüttüğünü, aralarında iş akdi bulunmadığını, gerek davalı tanıkları, gerekse resen seçilen bordro ve kamu tanıklarının davacının devamlı bir çalışmasının olmadığını, danışman olarak tanıdıklarını, gerektiğinde fabrikaya geldiğini ve fabrika müdür olarak Erkan Çağlar’ı bildiklerini ifade ettiklerini, işyerinde çalışması bulunmayan davacı yönünden prime esas kazancın tespitine gerek bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber, davacı ile yapılan danışmanlık sözleşmesi yazılı delil olarak kabul edileceğinden bu sözleşmede yer alan ücretten fazla ücret belirlenmeyeceğini, ilgili sözleşme 28.08.2012 tarihli olup, 1 sene süreli olduğundan 2010 ila 2014 yılları arasındaki tüm prime esas kazanç bu sözleşmede belirlenen ücrete göre tespit edilmesinin hatalı olduğunu, 2012 yılında yapılan bir sözleşmenin kendisinden önceki bir döneme ücret tespitine yönelik yazılı delil teşkil etmesinin mümkün olmadığını, davanın kısmen kabulüne karar verilmesine karşın davalı lehine vekalet ücretine hükmolunmaması ve yargılama giderlerinin tamamından davalıların sorumlu tutulmasının da hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

Feri müdahil Kurum temyizi; müvekkil Kurumun feri müdahil olarak işbu dosyada yer almaması ve bu hususun istinaf aşamasında ele alınmaması ve incelenmemesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, şayet müvekkili Kurum davalı olarak kabul edilecek ise kısmen kabul kararına göre lehine vekalet ücreti takdirinin gerektiğini, diğer taraftan Kurum davalı tarafça, davacının fiili çalışmaları ve gerçek ücreti beyan edildiği zaman işlem yapmakta olup beyan usulüne göre çalışıp çalışmadığı ya da ücretinin ne olduğu ve gerçek ücretine göre sigorta primlerinin tespit edildiğini, bu bağlamda Kuruma izafe edilecek bir kusur bulunmadığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının Kuruma bildirilmeyen hizmet sürelerinin ve prime esas kazancının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2-5510 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi 3 üncü fıkrası (a) bendinde; bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalı olan kişilerden yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi hariç olmak üzere bu Kanuna göre veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ödeme dönemi başında kesileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme uyarınca, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden sonra ilk defa sigortalı olanlardan yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra çalışmaya başlayanların aylıkları kesilecektir.

3-Ancak, 5510 sayılı Kanun’un “Sosyal güvenlik destek primine ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı geçici 14 üncü maddesi ile bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlar hakkında sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümlerin uygulanmasına devam edileceğine dair, amir hüküm getirilmiştir. 5510 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırılan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunda ise “yaşlılık aylığı alanların yeniden çalışmaları” başlıklı 63 üncü maddesinin; (A) bendinde yaşlılık aylığı almakta iken çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıklarının bu çalışma olgusuna dayalı ve onunla sınırlı olarak kesilmesi gerektiği, (B) bendinde; tekrar sigortalı bir işte çalışma halinde, sigortalı adına sosyal güvenlik destek primi ödenmesi suretiyle, yaşlılık aylığının ödenmesine devam olunacağı hükümlerinin düzenlendiği, söz konusu maddenin son fıkrasında ise, yaşlılık aylığı almakta iken tekrar çalışmaya başlayan sigortalıya, 506 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinin (A) ya da (B) bendinden yararlanmak için bir tercih hakkı tanındığı anlaşılmaktadır.

3.Değerlendirme
1- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2- İnceleme konusu eldeki davada, 01.09.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanan davacının uyuşmazlık konusu dönem yönünden sosyal güvenlik destek primine tabi çalışma hakkı bulunduğu sabittir. Ancak davacının talebinin açık ve belirgin olmadığı anlaşılmakla; Mahkemece öncelikle davacının Kurumda bulunan tahsis dosyası celp edilerek talebi net bir şekilde açıklattırılmalı, isteminin, 506 sayılı Kanun’un 63/A maddesi kapsamında yaşlılık aylığı kesilerek tüm sigorta kollarına tabi çalışma tespiti mi, yoksa, 63/B kapsamında sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmanın tespiti mi olduğu hususu aydınlatılmalıdır.

3. 6552 sayılı Kanun’un 11.09.2014 günü yürürlüğe giren 64 üncü maddesiyle, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7 nci maddesine eklenen 4 üncü fıkrada, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, davanın Kuruma re’sen ihbar edileceği, ihbar üzerine davaya, davalı yanında fer’i müdahil olarak katılan Kurumun, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabileceği belirtilmiş olup, 05.02.2015 tarihinde açılan eldeki davada, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun fer’i müdahil konumunda yer alması gerekirken, karar başlığında davalı konumunda gösterilmesi, yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması yerinde değildir.

4- Diğer taraftan İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararı incelendiğinde, davacının dava konusu talebine göre Mahkemece talebinin kısmen kabulüne karar verildiği halde, tarafların haklı çıktıkları oranda yargılama giderlerinin paylaştırılarak karar verilmesi gerekirken Mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu yargılama giderlerinin tamamının davalı tarafa yükletilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgilisine iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.