Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/737 E. 2023/815 K. 06.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/737
KARAR NO : 2023/815
KARAR TARİHİ : 06.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2880 E., 2022/2427 K.
DAVA TARİHİ : 23.02.2016
KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 21. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/207 E., 2018/234 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen ödeme emri iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu olayda davalı idare, ödeme emirlerine konu olan tutarları, şahsımın hiçbir kasıt ve kusuru yok iken gerekli olan bu dikkat ve itinayı göstermediği için yıllardan beri, hiçbir şekilde değişmeyen, sabit ikametgâhında tebliğ edemediğini, ikametgâh adresinin bulunduğu muhtarlık kayıtları nezdinde adres tespitine yönelik olarak ne gibi sorgulamalar yapıldığının belgelendirilmesine, bahse konu olayda ödeme emirlerine konu tutarla, tarh aşaması usulüne göre uygun olarak tebliğ edilemediğinden, kesinleşmeyen amme alacağı nedeniyle 6183 sayılı Kanun’un 55 ve 58 inci maddelerine istinaden ödeme emri düzenlenmesinde yasal isabet bulunmadığı gibi kanunda ön görülen şekilde tarh – tebliğ safhaları tamamlanmadan borcun kesinleştiğinden söz edilemeyeceğinden ödeme emri ile takipta yasal isabet bulunduğunu ödeme emrine itirazının kabulüne karar verilmesini talep ile dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili, davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi, celp olunan dava dışı … Gıda Turizm San. ve Tic. A.Ş.’ye ait … sicil sayılı işyerinde 15.01.2007 tarihinden itibaren sigortalı girişi bulunan davacının, şirketin ana sözleşme tescil tarihinin 23.08.2000 tarihi olduğu, dava dışı şirketin 07.08.2016 tarihli olağanüstü genel kurul kararıyla davacının şirkete yönetim kurulu başkanı olarak atanmış olduğunun 21.08.2016 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edilmiş olduğu, aynı genel kurul kararıyla şirket yönetim kurulu başkanlığına …’un getirildiği, …’un şirket unvanı altında atacağı münferit imzasıyla şirketi temsil ve ilzam etmesine karar verilmiş oluğu, davacıya ise şirketi temsil yönünde bir yetki verilmediği, davacının şirkette 5 TL değerinde 1 adet hissesinin bulunduğu, davacının dosyaya sunduğu beyan dilekçesinde dava dışı şirkette patronu … tarafından şeklen ortak yapıldığını, şirkette 5 ortak ve 3 yönetim kurulu üyesi bulunması zorunluluğu sebebiyle sembolik olarak ortak yapılarak yasal şartın sağlandığı, şirketi temsil ve ilzamı yetkili olmadığını, kendisinin şirkette işçi olarak çalıştığını beyan ettiği, mahkememizce dinlenen davacı tanıklarının davacının davalıya ait işyerlerinde garson olarak çalıştığını ve bir ortaklığının bulunmadığını doğruladıkları, ticaret sicil kayıtlarında da davacıya herhangi bir imza temsil yetkisinin verilmemesi, tek yetkili olarak dava dışı …’un atanmış olması karşısında yukarıda açıklanan yasal mevzuat uyarınca davacının üst düzey yönetici sıfatının bulunmadığı, ödeme emri konusu borçtan sorumlu olmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Somut olayda; anonim şirkette primlerin ödenmesinde müteselsilen sorumlu üst yönetici ve yetkiliden söz edebilmek için primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili üst düzey yönetici olması, yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı gibi ünvan taşıması veya temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olması gerektiğinden ve davacının da ödeme emrini oluşturan borcun tarihine göre dava dışı şirkette yönetim kurulu başkanı yardımcısı olduğu, şirketin temsil ve ilzama yetkili bulunduğu anlaşıldığından davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK’nın 355 inci maddesi ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 19.04.2022 tarihli ve 2021/6375 Esas, 2022/5890 Karar sayılı kararıyla; eldeki davada ise, 21.06.2006 tarihi itibari ile dava dışı asıl borçlu Anonim Şirketinde Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olduğu anlaşılan davacı hakkında üst düzeydeki yönetici olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, aynı tarihli yönetim kurulu kararıyla, “münferit imzayla tam yetkili ve salahiyetli temsil ve ilzam yetkisinin” sadece yönetim kurulu başkanına verildiğinin anlaşılması ve davacının bu tarihten sonra ve ödeme emrine konu borcun doğduğu dönemde borçlu anonim şirkette temsil ve ilzama yetkili olduğuna ilişkin bilgi ve belgenin mevcut olmaması karşısında açılan davanın kabulü yerine reddine dair yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedeni olduğu belirtilmiştir.

B.Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ödeme emri iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Kanun’un 80/12 nci maddesidir. 506 sayılı Kanun’un 80/12 nci maddesinde;” sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin Kurum’a karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları,”hükmü düzenlenmiştir.

Türk Ticaret Kanunu’nun 317 nci maddesi uyarınca; bir anonim şirketin idare ve yönetimi aynı zamanda karar organı olarak, yetkili idare meclisince yerine getirilmektedir. Her iki hükmün birlikte değerlendirilmesi durumunda; anonim şirket yönünden primlerin ödenmesinde, sorumlu üst düzey yöneticiden söz edebilmek için bu kimsenin yönetim kurulunda başkan veya başkan yardımcısı gibi ünvan taşıması veya imza yetkisine sahip üye olması veya şirketin yönetiminde parasal konularda yetkili genel müdür, finansman veya muhasebe müdürü gibi üst düzeyde sorumluluk taşıyan görevli olması gerekir. Bunun dışında kalan ve şirketin idare veya kişilerin işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluğu düşünülemez. Şirkette görevli bir kimsenin belli konularda imza sahibi olması da bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.