Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/7370 E. 2023/8364 K. 19.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/7370
KARAR NO : 2023/8364
KARAR TARİHİ : 19.09.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1403 E., 2022/3208 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 19. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/61 E., 2022/51 K.

Taraflar arasındaki 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma hakkının tespiti ve kuruma fazladan ödene primlerin faizi ile birlikte tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair karar verilmiştir.

Kararın davacı … davalılardan Maliye Bakanlığı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı … davalının istinaf istemlerinin esastan reddine dair, karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin … Büyükşehir Belediyesinin iştiraklerinden olduğunu, faaliyetlerini TTK hükümlerine göre sürdürdüğünü, özel vektör işvereni olduğunu ve 5510 sayılı Kanun’un 81/1 ve diğer mevzuat hükümleri gereğince %5 prim indiriminden yararlanması gerektiğini, kuruma ödemiş olduğu 686.135,75 TL’nin indirim yapılmaksızın ilk tahsil tarihinden itibaren işleyecek mevduattaki faizi ile birlikte müvekkil şirkete iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı Sgk vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı şirketin sermayesinin %50’sinden fazlasının kamuya ait olduğu kesin olmakla birlikte, 5335 sayılı Kanun’un 90 ıncı maddesinin 2 nci fıkrası kapsamına girmesi sebebiyle söz konuşu teşvik priminden faydalanmasının kanunen mümkün olmadığını beyanla yasal dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; görev itirazlarının mevcut olduğunu, davalı idarenin ödemeyi alan veya bu yöndeki talebi karşılamak durumunda olan idare olmadığını bu sebeple davalı idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini beyanla haksız ve yersiz açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı Boğaziçi Konut Hizmet Yönetim İşl. Tic. Ltd. Şti.’nin 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinde düzenlenen teşvik primi indirimlerinden yararlanması gerektiği, davacının talep ettiği 686,153,75 TL teşvik priminin tahsil tarihini takip eden ay başından itibaren yasal faizi ile birlikte davalı …’ndan tahsil edilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Mahkememiz olan 19. İş Mahkemesinde 2016/106 Esas, 2016/144 Karar numarası ile yine davacısının işbu davanın davacısı ile aynı olduğu, davalının ise … Başkanlığı olduğu, dava konusunun işbu dava ile aynı olduğu anlaşılmış olup, Mahkememizce verilmiş olan 2016/144 Karar numaralı ilam ile davalı …’nun davalı sıfatının yokluğu, ortada bir sebepsiz zenginleşme var ise zenginleşmenin hazine olduğuna dair verilmiş olan karar Yargıtay 21. HD tarafından 2016/14134 Karar numarası ile onanarak kesinleşmiş olup, dava konusu ve tarafları aynı olan mahkememizin 2016/144 Karar numaralı kararının kesin hüküm oluşturması nedeniyle davacının davasının kısmen kabulü ile kısmen reddine, davacı Boğaziçi Konut Hizmet Yönetim İşl. Tic. A.Ş.’nin 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesi gereğince teşvik indirimlerinden yararlanması gerektiğinin tespiti ile 686.153,75 TL teşvik priminin tahsil tarihini takip eden ay başından itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı …’ndan alınarak davacıya ödenmesine, davalı … Başkanlığı adına açılan davanın kesin hüküm olması sebebiyle reddine dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı … davalılardan Maliye Bakanlığı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili; davalı konumunda olmayan … Başkanlığı hakkında kurulan kararın hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalı olarak gösterilmediği halde hakkında dava açılmasına sebep olunmuş gibi aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilen kararın kaldırılması için istinaf başvurularının kabul edilmesi ile davalı konumunda olmayan … Başkanlığı hakkında kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini belirtmiştir.

2.Davalı … vekili; müvekkil bakanlık hakkında aleyhe hüküm tesis edildiğini, usuli kazanılmış haklarının ihlal edildiğini, dava konusu edilen 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin (ı) bendinde öngörülen prim teşvikinden yararlandırmama işleminin muhatabının … olduğunu, davanın müvekkil … yönünden husumet yokluğu ve usuli kazanılmış hakkları da göz önünde tutularak öncelikle usulden, herhalde esastan reddini talep ettiklerini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK 355 inci maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan incelemede; dava dosyasındaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, vakıa ve hukuki değerlendirme ile yukarıda belirtilen gerekçe kapsamında ve özellikle toplanan deliller kapsamında aydınlanan davada, Hakkı Ergül’ün tanık olarak dinlenmesi dosyaya katkı sağlamayacağı gözetildiğinde, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın yerinde olduğu belirgin olup, ayrıca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından; istinaf başvurusunun esastan reddine…” dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içindedavalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili, kesin hükmün şartlarının oluşmadığını, buan göre bakanlık hakkında husumetin düşmeyeceğini ve verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı şirketin 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma hakkının tespiti ve kurumca belge istemine ilişkin yapılan işlemin iptalinin gerekip gerekmediği hususundadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri aynı zamandda 331 inci maddesi ile birlikte, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 81 inci maddeleri hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Eldeki davada, 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indirimlerinden faydalanma hakkının var olduğu iddia edilerek, faydalandırılmamaya ilişkin kurum işlemlerinin iptali istenmiştir.

2.6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanununun 114/1-i maddesinde tanımlanan şekilde “aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış” olması da dava şartıdır. Kesin hüküm, hem bireyler için hem de devlet için hukuki durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla, hukuki güvenlik ve yargı erkine güven sağlandığından kamu yararı ile doğrudan ilgilidir. Hemen belirtilmelidir ki, kesin hükmün amacı; kişiler arasındaki uyuşmazlıkların kesin bir biçimde çözümlenmesidir. Bu amacın gerçekleşmesinde, hem kişilerin hem de Devletin yararı vardır. Çünkü kişiler, uyuşmazlığın kesin bir biçimde sonuçlanması için dava sırasında bütün olanaklarını kullanırlar ve dava sonucunda verilecek kararla artık, bu uyuşmazlığın sona ermesini isterler. Bu açıdan, Devletin de menfaati söz konusudur. Çünkü Devlet, mahkemelerin sınırsız bir biçimde aynı uyuşmazlık (dava) ile sürekli ve yinelenerek meşgul edilmesini istemez.

3.Dava konusu uyuşmazlık hakkında kesin hüküm bulunuyorsa, aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamaz.

4.Kesin hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemenin de; (Yargıtay’ın da) davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hükümden (dava şartı yokluğundan) reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi, ilk defa Yargıtay’da (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve dahası bozmadan sonra da ileri sürülebilir. Bu bakımdan usulü kazanılmış hakkın istisnasıdır ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez.

5.6100 sayılı HMK’nun 303 maddesinin 1 inci fıkrasında “Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.” şeklinde benzer bir düzenleme içermektedir.

6. Eldeki davada ise, davacının açtığı ilk davadaki verilen karar husumete ilişkin olup, usuli anlamda dava şartlarının irdelenmesi sonucunda verildiği, mahkemece esastan verilmiş bir kararın bulunmadığı, kaldı ki bu davada kesinleştiği kabul edilen, ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerektiğine ilişkin şartın olmaması karşısında, Mahkemece davaya dahil edilen SGK hakkında kesin hüküm bulunmadığı dikkate alınarak bir karar verilmesine engel bulunmazken, kesin hükmün varlığı nedeniyle yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

7.5510 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinde Kurumun prim alma zorunluluğu ve ilgililerin de prim ödeme zorunluluğu hüküm altına alınmıştır. Taraflar arasındaki ihtilaf konusu olan prim tutarını davacıdan Kurumun tahsil ettiğine dair çekişme bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, primi tahsil yetkisi ve ilgili maddedeki şartların varlığı halinde işveren hissesine düşen tutarın belirlenerek Hazineden talep etme yetkisi sadece Kurumda olduğu ve bu halde davalı Kurumun davalı sıfatına sahip olduğu gözetilerek, işin esasına girilmesi gereğinin dikkate alınmaması ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi