Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/739 E. 2023/3848 K. 06.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/739
KARAR NO : 2023/3848
KARAR TARİHİ : 06.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2022/253 E., 2022/525 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü

Taraflar arasında Mahkemesinde görülen kurum işleminin iptali davasından verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen karar davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; aslen İngiliz Vatandaşı olup sonradan Türk Vatandaşlığı alarak çifte vatandaşlığı olduğunu ve kısmen İngiltere’ de kısmen Türkiye’ de ikamet etmekte olduğunu, yapmakta olan Emlak Danışmanlığı Komisyonluğu işinden dolayı 24.07.2002 tarihinden itibaren … Vergi Dairesince gerçek usulde vergi mükellefi olduğunu, Muğla Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından kendisine gönderilen yazıda 5510 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin b bendinin 1 nolu alt bendi hükümlerince 01.10.2008 tarihinden itibaren sigortalılığının resen başlatıldığının kendisine bildirildiğini, aynı kanunun sigortalı sayılmayanları düzenleyen 6 ıncı maddesinin 1 inci fıkrasının e bendi uyarınca Türkiye de kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan yurt dışında ikamet eden ve o ülke sosyal güvenlik mevzuatına tabii olanların sigortalı sayılmayacaklarının açıkça belirtildiğini, İngiltere’ de sosyal güvenlik mevzuatına tabi olduğunu, buna göre emekliliğe hak kazandığını ve yaşlılık aylığı almakta olduğunu, 5510 sayılı Kanun’un 6 ıncı maddesinin 1 inci fıkrasının e bendine göre sigortalı sayılamayacağını,Vatandaş olanlar ile Vatandaş olmayanlara Sosyal Güvenlikte Eşit Muamele yapılmasına ilişkin ILO sözleşmesinin 3 üncü maddesi uyarınca eşit işlem yapılmasının zorunlu olduğundan bahisle kurumca re’ sen başlatılan sigortalılık işlemlerinin iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kurum işleminin iptali mahiyetinde olduğu için işlemi yapan merkez müdürlüğün bulunduğu …’ de açılması gerektiğini, bu nedenle yetkisizlik kararı verilmesini, kurum işleminin 2013/11 sayılı genelgeye uygun olduğundan bahisle davanın reddine ve mahkeme masrafı ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 05.02.2016 tarihli ve 2014/483 Esas, 2016/62 Karar sayılı kararıyla; “5510 sayılı Kanun’un “Yaşlılık Aylığının Başlangıcı, Kesilmesi veya Sosyal Güvenlik Destek Primi Ödenmesi” başlığını taşıyan 30.maddesi ve sosyal güvelik destek pirimi ile ilgili yasal düzenlemeler uyarınca , tüm sigorta kollarına tabi olmaksızın, sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışma hali, sadece Türkiye’deki sosyal güvenlik mevzuatı çerçevesinde yaşlılık aylığı almakta olanlara tanınan bir hak olup, yurt dışındaki çalışmalarından dolayı yurt dışından yaşlılık aylığı alan davacı yönünden, sosyal güvenlik destek primine tabi olarak kendi nam ve hesabına çalışabileceğinin kabulü mümkün değildir. Bu hali ile davacının iki anlaşma gereğince Türkiye mevzuatına tabii olduğu Türkiye’de kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmaya başlaması nedeni ile 01.10.2008 tarihinden sonra Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılacağı, yurt dışında ikamet ettiğinin ispatlanaması nedeni ile kanunun 6 ıncı maddesinde istisna kapsamına girmediği bu hali ile kurum işleminde hukuka aykırılık olmadığı gerekçeleri ile davanın reddine” karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı SGK vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 25.03.2019 tarihli, 2016/6599 Esas, 2019/2716 Karar sayılı ilamında; “Dosyada yer alan bilgi ve belgelere göre, davacının … Vergi Dairesi kayıtlarına göre, 24.07.2002 tarihinden itibaren birden fazla alanda kendi nam ve hesabına gayrimenkul acentelerinin faaliyetleri konusunda, gerçek usulde vergi mükellefi olduğu, davacının 01.05.2000 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile Türk vatandaşlığına alındığı anlaşılmakla, Mahkemece, davacının yurt dışında ikamet edip etmediği, ediyorsa yurt dışında sigortasından yararlanıp yararlanmadığı hususlarının açıkça belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.” hususlarına işaret edilmiştir.

B. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 10.03.2021 tarihli ve 2019/457 Esas, 2021/193 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiş olup, davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 21.03.2022 tarihli 2022/1429 Esas, 2022/4020 Karar sayılı ilamı ile; ” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297’nci maddesinde; “…taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüne yer verilmiştir. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması, gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekir.

Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamı sonrası kararında, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 inci maddesinde belirtilen unsurları içeren, tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösterir, infazda tereddüde yol açmayacak şekilde, davacının talebi olan, Kurumca tescil edilen resen sigortalılık işleminin iptaline yönelik olarak karar verilmesi gerekirken yalnızca hüküm kısmında “davanın kabulü” şeklinde infazında tereddüt oluşturacak şekilde yazılı şekile hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.” hususları belirtilmiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı ile; ” Davanın kabulüne, davalı kurum tarafından davacı hakkında düzenlenen 20476785 sayılı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 maddesinin b bendinin 1 nolu alt bendi hükümlerine göre 01.10.2008 tarihi itibariyle davacının sigortalılığının resen başladığına ilişkin tescil bildirim işlemin iptaline,” karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı SGK vekili temyiz dilekçesinde; kurumun resen tescil işleminin dayanağının 2013/11 sayılı genelgeye dayandığını, kurum işleminin hukuka uygun olduğunu, zabıta araştırmasının ikameti belirlemede yeterli bir unsur olmadığını, davacının Türk vatandaşı olması nedeniyle mernis kayıtlarının, seçmen kayıtlarının ve diğer resmi kurumlardaki adreslerinin araştırılması gerektiği, eksik inceleme ve araştırma sonucu verilen kararın bozulması talep edilmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, zorunlu sigortalılığın resen tescili yönündeki kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
5510 sayılı Kanun’un sigortalı sayılanlar başlıklı 4 üncü maddesinin b bendinde …. hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanların sigortalı sayılacağı belirtilmiş, sigortalı sayılmayanlar başlıklı 6 ıncı maddesinin e bendi uyarınca Türkiye’de kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, yurt dışında ikamet eden ve o ülke sosyal güvenlik mevzuatına tabi olanların sigortalı sayılmayacağı belirtilmiştir.

SGK nın 2013/11 sayılı genelgesinin -Yabancı ülke mevzuatına göre aylık alanlar başlıklı bölümünde Ülkemiz ile arasında sosyal güvenlik sözleşmesi bulunan ülkelerden aylık alanlardan ülkemizde kendi adına ve hesabına bağımsız çalışacak olanlar hakkında, sosyal güvenlik sözleşmeleri, idari anlaşmalar ve protokollerde mevzuata tabi olmaya ilişkin yapılmış düzenlemelerde belirlenen esaslara göre işlem yapılacaktır .
Türkiye Cumhuriyeti İle İngiltere Arasında Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 4. maddesi uyarınca (1) Bu maddenin (2) inci, (3) üncü ve (4) üncü paragrafları hükümleri mahfuz kalmak şartiyle, âkit taraflardan birinin vatandaşı taraflardan birinin ülkesine istihdam edildiği takdirde, kanuni ikametgâhı işvereni veya kendisini istihdam eden müessesenin iş merkezi diğer tarafın ülkesinde bulunsa dahi, bu kimse hakkında istihdam edildiği yer mevzuatı tatbik olunur. Kanuni ikametgâhı Birleşik Krallık ülkesinde olup Türkiye’de istihdam edilen ve hakkında (2) inci paragraf hükümleri tatbik edilmeyen bir Birleşik Krallık vatandaşı bir tercih yapıp Türkiye Sosyal Sigorta Merciine müracaatta bulunmadıkça, hakkında malûliyet, ihtiyarlık ve ölüm sigortaları ile ilgili Türk mevzuatı tatbik olunmaz. Bu kimse, aynı zamanda kendisi hakkında Birleşik Krallık mevzuatının tatbik edilmesini seçmek hakkını haizdir. Bu hakkı kulllandığı takdirde, başka memleketlerden ihtiyarı olarak prim ödeme hakkını kazanmış bir sigortalı imiş gibi, o kimse hakkında Birleşik Krallık mevzuatı tatbik olunur.

Genelgenin Sosyal güvenlik destek primine tabi olma başlıklı maddesinde “01.10.2008 tarihinden önce yabancı bir ülkedeki çalışmalarından dolayı yaşlılık veya malullük aylığı almakta olanların Türkiye’de mülga 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olmayı gerektirecek faaliyetlerde bulunduklarında sosyal güvenlik destek primine tabi tescillerinin yapılması, 01.10.2008 tarihinden itibaren ise bahsi geçen sigortalıların Türkiye’de kendi adına ve hesabına bağımsız faaliyetlerde bulunmaları halinde sosyal güvenlik destek primine tabi olmadan ikili sosyal güvenlik sözleşmelerinde yer alan hükümler saklı kalmak kaydıyla uzun vade sigorta kollarına tabi olarak prim ödemeleri gerekmektedir “hükmünü amirdir.

3. Değerlendirme
Dosyanın incelenmesinde; aslen İngiliz vatandaşı olan davacının … Vergi Dairesi kayıtlarına göre, 24.07.2002 tarihinden itibaren birden fazla alanda kendi nam ve hesabına gayrimenkul acentelerinin faaliyetleri konusunda, gerçek usulde vergi mükellefi olduğu, davacının 01.05.2000 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile Türk vatandaşlığına alındığı, Kurumca davacının 01.10.2008 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun kapsamın resen sigortalılığın başlatıldığı, davacının İngiltere’de yaşlılık aylığı aldığı, yerleşim adresinin nüfus müdürlüğü nezdindeki kayıtlarda 22.07.2007 tarihinden itibaren …-Muğla olarak yer aldığı, yukarıda açıklanan açıklamalar nazarında, davacının yurt dışında ikamet ettiğinin ispatlanamaması nedeni ile kanunun 6. maddesinde istisna kapsamına girmediği anlaşılmakla, davacının Türkiye’de kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmaya başlaması nedeni ile 01.10.2008 tarihinden sonra 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılmasına yönelik Kurumun resen tescil işleminin hukuka uygun olduğunun anlaşılması karşısında, Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, Mahkeme kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,

06.04.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi.