YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/7466
KARAR NO : 2023/9150
KARAR TARİHİ : 04.10.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2205 E., 2023/795 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/381 E., 2021/475 K.
Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının eşi …’ ın 7736118121 Bağ-Kur numarası ile 2926 sayılı Kanun kapsamında tarım Bağ- Kur sigortalısı olduğunu, 22.08.2000 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığını, davalı Kurum tarafından 31.03.2016 tarih ve 1910575 sayılı müfettiş raporuna istinaden 24 adet prim ve tevkifat ödemesinin sigortalı hesabından çıkarıldığını, prim borcu doğduğundan aylığın iptal edildiğini, ayrıca 41.957,82 TL borç bulunduğunun bildirildiğini, davacının Kurum işleminin iptali için davalı Kuruma müracaat ettiğini, davalı Kurum cevabında soruşturma raporuna istinaden davacı murisinin hesabına usulsüz kaydedildiği tespit edilen prim tevkifat kesintilerinin sigortalı hesabından çıkarıldığı, aylığının iptal edildiği, yeniden aylık bağlanabilmesi için 80/2 md uyarınca hesaplanacak tutarın tamamının yatırılması gerektiğinin belirtildiğin, davacı murisinin ölümünden önceki tüm prim borçlarını eksiksiz ödediğini, sigortalının emeklilik işleminin tahsisi dışında başkaca rolü bulunmadığını, alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, sigortalının çocuklarının kurum personeli …’ a babalarının prim ödemelerin yaptığını bildiklerini, yersiz ödeme iddiasında bulunması karşısında davacının Kuruma borçlu olmadığının tespiti gerektiğini, bu sebeple ölüm aylığı iptal işleminin iptaline, yeniden aylık bağlanması ile mahrum kalınan hak ve alacakların tahsiline, gerek prim ve gerekse ölüm aylıklarının ve sağlık yardımlarının istirdadı açısından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum müfettişlerince yapılan soruşturmada Bağ- Kur memurunun birçok kişiyi usulsüz girecek çıkacak işlemi ile hayali tevkifat kesintileri yükleyerek emekli ettiğinin ortaya çıktığını, davacının murisi sigortalıya da hayali tevkifat yüklenerek emekliliğinin sağlandığını, 15.01.2016 tarih ve 1 sayılı soruşturma raporuna istinaden sigortalı hesabına usulsüz yüklendiği tespit edilen 10 adet prim ve 15 adet tevkifatın sigortalı hesabından çıkarıldığını, sigortalının 5510 geçici 17 nci maddesi uyarınca 22.08.2000 tarihi itibariyle 5 yılı aşan sürede prim borcunun bulunması nedeniyle sigortalılığının durdurulduğunu, sigortalının bu tarih itibariyle 6 aylık sigortalılığının bulunması nedeniyle davacının eşinden aldığı aylığın iptal edildiğini, ölüm aylığının yeniden bağlanabilmesi için 80/2 fıkra uyarınca belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının 3 ay içerisinde ödenmesi gerektiğini, ölüm aylığının iptali nedeniyle ödenen sigorta ve sağlık yardımlarının davacıdan alınması gerektiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı eşi ile aynı durumda olan kişiler hakkında Eskişehir 3.Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı ve davacı-karşı davalının beraatine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi bozma kararı doğrultusunda davacı yönünden ölüm aylığı koşullarının oluşup oluşmadığı Kurumdan sorulmuş olup; Kurum tarafından verilen cevapta sigortalının 14.03.2006 tarihinde vefatı nedeni ile 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un 17 nci maddesine göre 30.04.2008 tarihi itibari ile 5 yılı aşan süreye ilişkin borcunun bulunması nedeni ile 30.04.1987 tarihinde 19 terk kodu ile sigortalığının durdurulduğu ve bu tarihi itibari ile 1 yıl 8 ay 29 gün sigortalı hizmeti bulunduğu 01.06.1986 ile 22.08.2000 tarihleri arasında silinen 47921 gün için ihya talebinde bulunulmadığından ölüm aylığının iptal edildiği şeklinde cevap verildiği, 15 adet tevkifat ve 9 adet primin … tarafından yatırıldığına dair yazılı bir belgeye rastlanmadığı mahkememizce 5510 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesinde belirtildiği üzere dosya kapsamında mevcut tüm delillere göre davacının aylık bağlanma koşullarının bulunmadığını bilebilecek durumda olmadığı kanaatine varılmış, yapılan işlemlerin kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklandığı ve hatalı işlemin tespit tarihi olan 31.03.2016 tarihinden 5 yıl öncesi olan 31.03.2011 tarihinden itibaren aylık ve sağlık ödemelerinden sorumlu olduğuna ve Kurumun bu tarihler arasındaki ödemeleri talep edebileceği değerlendirilmekle;
Davanın kısmen kabulü ile;
Davacının davalı kuruma 8.773,00 TL borçlu olduğunun tespitine,
Kurum işleminin kısmen iptaline,
Fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kurumun hatalı olarak yaptığı işlemlerin müvekkiline yüklenmesinin doğru olmadığını, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kurum tarafından yapılan işlemlerde bir hata bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacının vefat eden eşi …’ın 22.08.2000 tarihinde tarım Bağ-Kur sigortalılığı kapsamında emekli olduğu ve davacıya da eşinin 14.03.2006 tarihindeki ölümünden sonra ölüm aylığı bağlandığı, 15.01.2016 tarih ve 1 sayılı müfettiş raporuna ve başkanlık makamının 31.03.2016 tarih ve 14651888 sayılı oluruna istinaden davacının sigortalı hesabına 22.06.2000 yılında hatalı ödemeden yüklenen 10 adet prim ve 1994-1998 yılları arası 15 adet tevkifatın usulsüz olarak yapıldığının belirlendiği belirtilerek davacının eşinden Kurum tarafından yaşlılık aylığının iptal edildiği ve yaşlılık aylığı sebebiyle yersiz olarak ödenen paraların iadesinin talep olunduğu, Kurum tarafından davacının eşine ait olmayan prim ve tevkifat ödemeleri çıkarıldıktan sonra kalan sigortalılık süresinin 629 gün olduğunun ve buna göre de ölüm aylığı şartlarının oluşmadığının bildirildiği, davacının bu durumu bilmesinin mümkün olmadığı ve söz konusu durumun Kurumun hatalı işleminden kaynaklandığının kabul edilmesi gerektiği, buna göre de 5510 sayılı Kanun’un 96/1-b bendi kapsamında davacının borç tutarının belirlendiği anlaşıldığından Mahkemece kurulan hükme ilişkin mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla;
Davacılar vekilinin ve davalı Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar ile temyiz talebinde bulunmuştur. Davalı vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar ile temyiz talebinde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ölüm aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptali ve borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 96 ncı maddesinin 1 inci fıkrasının b) bendi ile 2926 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge aAdliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.