Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/7539 E. 2023/9037 K. 02.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/7539
KARAR NO : 2023/9037
KARAR TARİHİ : 02.10.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1767 E., 2022/1832 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2016/286 E., 2019/130 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ile feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 02.02.1976 yılında … Belediye Başkanlığı’nda işçi olarak çalışmaya başladığını, müvekkil …’nın 28.02.1979 yılında işten ayrıldığını, 02.02.1976 – 28.02.1979 yılları arasında kesintisiz olarak çalıştığını, müvekkilini SSK’lı olarak çalıştığı halde SSK hizmet sürelerinin kayıtlara geçmediğini, çalışma sürelerinin … ile Şanlıurfa SSK Şube Müdürlüğü’ne bildirildiğini fakat sigorta primlerinin yatırılmadığını beyanla davacının 02.02.1976 – 28.02.1979 tarihleri arasındaki hizmet sürelerinin tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacının … Belediyesinde çalışmasının bulunmadığını, … Belediye Başkanlığının davacının işvereni olmadığını, davacının çalışmış olduğunu iddia ettiği kurumun 6360 sayılı Kanun kapsamında kapandığını, bu kurumun SGK ile ilgili borçlarının kime devredildiği hususunu bilmediklerini, davacının dava konusu işlemle ilgili bilgi ve belgelerin … Belediyesine devredildiğine dair bir belgeyi mahkemeye ibraz etmediğini, davacı tarafın delil bildirme süresinin geçtiğini, mahkemece Şanlıufa Valiliği Devir Tasfiye ve Paylaştırma Üst Komisyonuna yazı yazılarak kapatılan Kurumun hangi kuruma devredildiği hususunun tespit edilmesi gerektiğini, davanın süresi içerisinde açılmadığını, zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Fer’i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin 5 yıllık hak düşürücü süreye uğradığını, ayrıca hizmet tespiti davalarında davalı olarak asıl işverenin davaya dahil edilmesi gerektiğini, hizmet tespiti davalarında hakimin resen hareket ederek davacının hizmet tespiti istenen sürelerde SSK dışında başka bir güvenlik Kurumunda sigortalı olup olmadığı hususunun araştırılması gerektiğini, davanın sadece tanık anlatımlarıyla karara bağlanamayacağını, davacının Devletten işsizlik ödeneği alıp almadığı hususunun araştırılmasını gerekirse davacının imza örnekleri alınarak resmi belgelerdeki imza örneklerinin incelenmesi gerektiğini, davacı tarafından açılan davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Davanın kısmen kabulü ile davacı … T.C. kimlik numaralı …’nın 11.11.1976 – 28.02.1979 tarihleri arasında asgari ücret ile davalı halef …’na (devrolan Ayran Belediye Başkanlığı) ait işyerinde çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile feri müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dosya kapsamında dinlenen bordro tanıklarının beyanları ile Kurum kayıtlarından da anlaşılacağı üzere davacının, davalı nezdinde kesintisiz olarak 02.02.1976 – 28.02.1979 yılları arasında çalışmış olduğu halde Mahkemece tam kabul kararı vermesi gerekirken kısmen kabul kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Feri müdahil vekili, Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu, haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Davacı ve feri müdahil vekillerinin … 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 13.03.2019 tarih ve 2016/286 Esas 2019/130 Karar sayılı ilamına yönelik istinaf başvurularının HMK’nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile feri müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesi ile benzer nedenlerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını talep etmiştir.

Feri müdahil Kurum vekili; davacının sigortalı çalışmalarını Kuruma bildirmediğini, Kurum işlemlerinin usule ve kanuna uygun olduğunu, hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendirdiğini, buna göre araştırma yapılması gerektiğini, tanık beyanlarının çelişkili olduğunu belirterek eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 02.02.1976 – 28.02.1979 tarihleri arasında davalı …’na devredilen mülga Ayran Belediye Başkanlığı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.

2. Öte yandan 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
3. Değerlendirme
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacının tüm, feri müdahil Kurum’un sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-İnceleme konusu eldeki davada, davacı 02.02.1976 – 28.02.1979 tarihleri arasında çalıştığının tespitini istemiş; mahkemece davanın kısmen kabulü ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, hüküm eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalıdır.

Somut olayda, davanın 14.04.2016 tarihinde açıldığı, davacı adına ilk işe giriş bildirgesinin 18.01.1978 tarihinde verildiği, 18.01.1978 öncesi işveren tarafından herhangi bir bildirimde bulunulmadığı gözetildiğinde, kabul kararı verilen 18.01.1978 öncesi dönemin hak düşürücü süreye uğradığı belirgin olup, anılan dönem yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

3.Aşağıda yazılı temyiz giderinin davacıya yükletilmesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan …, Üyeler …, … ve …’ün oyları ve oyçokluğuyla,

02.10.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık hizmet tespit davasında davalı … kayıtlarına göre 11.12.1976 – 28.02.1979 tarihleri arasında blok çalışması olduğu saptanan, ancak 18.01.1978 tarihinde işe giriş bildirgesi Kuruma bildirilen davacı sigortalının bildirim tarihi 18.01.1978 öncesi hizmetinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
2. Somut uyuşmazlıkta davacının 18.01.1978 tarihinde işe giriş bildirgesi Kuruma bildirilmiştir. Mahkemece bildirim öncesi blok çalışma kabul edilerek hizmetin tespitine karar verilmiş kararın istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
3. Kararın davalı ve feri müdahil Kurum tarafından temyiz edilmesi üzerine çoğunluk tarafından dava tarihine ve işyerinde son çalışma tarihine göre blok çalışmada kayıt öncesi öncesinin hak düşürücü süreye uğradığı kabul edilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
4. Çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir (Y. HGK. 01.07.2019 tarih ve 2016/21-1238 E, 2019/834 K). Belirtmek gerekir ki “hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür. Belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti hâlinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Sigortalının kayda dayanan çalışması bildirilmiş veya Kurumca saptanan çalışması var ise bu bildirilen veya saptanan hizmeti ile blok çalışmanın da hak düşürücü süreye uğramadığı kabul edilmelidir.
5. Dairemizin 2021/10293 E, 2022/1056 Karar sayılı karşı oy gerekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığı gibi blok çalışmalarda Kuruma bildirilen süre var ise sonraki çalışma için hak düşürücü süreye uğramaz kabulü önceki çalışma içinde kabul edilmeli ve hak düşürücü süre uygulanmamalıdır. Davacının 11.12.1976 tarihi ile sonrası kayda giren 18.01.1978 tarihini takip eden çalışmaları blok çalışmaya dayanmaktadır. Bu blok çalışma içinde Kuruma intikal eden kayıt olduğuna göre hak düşürücü süre önceleri içinde geçerli olmayacaktır. Blok çalışmanın bölünmezliği söz konusudur. Kaldı ki davalı … Encümen kararı ile 11.12.1976 tarihinden itibaren çalışması da kabul edilmiştir. Bu nedenle çoğunluğun hak düşürücü süre yönündeki bozma gerekçesine katılınmamıştır.