YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/7866
KARAR NO : 2023/7470
KARAR TARİHİ : 04.07.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/73 E., 2023/172 K.
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, emeklilik başvurusu yapılabilecek tarihin 28.04.2019 tarihi olarak tespiti ile 01.12.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ve davalı Kurumdan yasal faizi ile birlikte tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece İlk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın reddine birleşen davanın kısmen kabulüne dair, karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ve davalı Kurum vekili tarafından vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili …’in, askeri öğrenci olarak Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde 5434 sayılı Kanun’a tabi muvazzaf subay (pilot) olarak … Emekli Sandığı sicil numarası ile çalıştığını, 18.02.2015 tarihinde istifa ederek bu görevinden ayrıldığını, istifa sonrasında…SSK sicil numarası ile özel bir havayolu şirketinde çalışmaya başladığını, “Müvekkilinin 4/A ve 4/C statüsündeki hizmet sürelerinin birleştirilmesi, yıpranmaya tabi fiili hizmet süresinin tespiti, bu sürenin hizmet süresine eklenmesi ile denk gelen sürenin sigortalılık başlangıç tarihinden ve yaş haddinden geriye çekilmesi ve emeklilik tarihinin tespiti” için 21.09.2018 tarihli dilekçeleri ile Sıhhiye Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvurduklarını, Kurumun “23.10.2018 tarihli yazısı ile müvekkilinin 52 yaşını doldurduğunda yani 13.03.2026 tarihinde emekli olabileceğini” bildirdiğini, müvekkilinin hak etmiş olduğu 1755 gün yani 4 yıl 10 ay 15 gün filli hizmet zammı süresinin tamamının, sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesini, geri çekilmesi neticesinde emeklilik yaş haddinden de düşülerek emeklilik tarihinin (emeklilik başvurusunun yapılacağı tarihin) 28.04.2019 olarak tespit edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu talebi ile ilgili müvekkili Kuruma yazılı başvuruda bulunmadan dava açtığını, davanın bu yönden reddinin gerektiğini, 6552 sayılı Kanun düzenlemesi gereği SGK’ya açılacak hizmet tespiti dışındaki davalar için Kuruma başvuru yapılmadan dava açılmasının yasaklandığını, davacının fiili hizmet zammından yararlanabilmesi için yaptığı işin niteliğinin hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek bir biçimde belirlenmesi gerektiğini, Kurum işlemlerinde herhangi bir hatasının bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, 18.02.2021 tarihli ve 2019/334 Esas, 2021/47 Karar sayılı kararı ile “….5434 sayılı Kanun’un Geçici 205 inci maddesinin son fıkrasında, yukarıda belirtilen 506 sayılı Kanunun ek 39. maddesine benzer ve aynı amaca yönelik nitelikte, “32 nci madde gereğince fiili hizmet sürelerine zam yapılanların bu maddede belirtilen yaş hadlerinden, hizmetlerine eklenen fiili hizmet süresi zammı kadar indirim yapılır.” şeklindeki hüküm ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 40. maddesinde bir arada düzenlenen fiili hizmet süresi zamlarının, genel olarak belli miktarının emeklilik yaş hadlerinden indirileceğine dair hükmü gözetildiğinde, hizmet birleştirmesinde davacı hakkında 506 sayılı Kanun’un ek 39 uncu maddesinin uygulanması gereklidir.
Sonuç olarak, 5434 sayılı Kanun uyarınca hak kazanılan fiili hizmet zammı sürelerinin 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerle birleştirilmeleri durumunda sigortalılık süresine eklenmesi ve yaş haddinden de indirilmesi gerekmektedir.
Davacının ilk sigortalılık başlangıç tarihi 15.03.1992 olup 23.5.2002 tarihi itibariyle 10 yıl 02 ay 08 gün sigortalılık süresi, (1755 Gün) 4 yıl 10 Ay 15 gün fiili hizmet Zjammının eklenmesi ile bu defa 15 yıl 23 gün sigortalılık süresinin bulunduğu tespit edilmekti
Buna göre, sigortalılık başlangıç tarihi, ilk defa sigortalı olunan 15.03.1992 tarihinden 4 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet zammı süresi kadar geriye gidilmesi ile bulunan tarih olan 30.04.1987 olmaktadır.
Davacının doğum tarihi 13.03.1974’tür. Geçici 81/B-g maddesinde aranan 50 yaş koşulunu 13.03.2024 tarihinde sağlayacak olup davacının 5434 sayılı Kanun uyarınca hak kazandığı 4 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet zammı süresinin düşülmesi ile bu tarih 28.04.2019 olmaktadır. 06.11.2019 tahsis talep tarihi ile (yaş) koşulu yerine gelmiş olmakla, bu tarihi takip eden aybaşı olan 01.12.2019 itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığı tüm dosya kapsamı, gerekçeli ve denetime elverişli şekilde düzenlenen 25.01.2021 tarihli rapordan anlaşılmakla, davacının davasının kabulüne, davacının 506 sayılı Kanun’un geçici 81/B-g maddesinde aranan 50 yaş koşulunu 28.04.2019 tarihinde yerine getirdiğinin tespiti ile davacıya emeklilik aylığı bağlanması talebinde bulunduğu 06.11.2019 tarihini takip eden 01.12.2019 tarihinden itibaren emeklilik aylığının bağlanması gerektiğinin ve birikmiş aylıklarının ödenmesi gerektiğinin tespitine, dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin istenildiği şekilde uygulanabilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle, verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin,10.06.2021 tarihli ve 2021/713 Esas, 2021/1151 Karar sayılı kararı ile; “….Yukarıda yapılan açıklamalar ve yasal düzenlemelere göre, taraflara hukuki dinlenilme hakkı tanınarak işin esasına girilmeli, davacının aylığa esas süreleri belirlenerek talep tarihi itibariyle aylık koşullarının oluşup oluşmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmelidir” gerekçesiyle dava şartı eksikliğinden kaldırılmış, mahkemece yeniden yapılan yargılama sırasında davacı tarafça bu dosya ile birleştirme talebiyle açılan … 33. İş Mahkemesinin 2020/3-1 E,K sayılı davasında bu kez 06.11.2019 tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasını istediği, bu dosya ile birleştirildiği, celbolunan belgelerden davacının 04.11.2019 tarihinde işten ayrılarak 06.11.2019 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, buna göre 13/03/1974 doğumlu davacının pilot olarak görev yapmasına bağlı olarak 15.03.1992-04.11.2019 arası 10035 gün 4/c, 1686 gün 4/a hizmeti bulunduğu, 1755 gün fiili hizmet süresi olduğu, geriye çekilmesi ile sigorta başlangıcının 30/03/1987 tarihine geldiği, 506 sayılı Kanun’un geçici 81/B-g maddesi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi, 50 yaş ikmali ve 5375 gün primi ödenmiş sürenin yaşlılık aylığı için yeterli olduğu, 28.04.2019 tarihi itibariyle bu koşulları sağlayan davacının tahsis talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığı, davalı kurum vekilinin istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 10.06.2021 tarihli ve 2021/713 Esas, 2021/1151 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Dairemizin, 28.12.2021 tarihli ve 2021/10924 Esas, 2021/16755
Karar sayılı kararında “…Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.
Mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun’da yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun’un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun’un 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun’daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 Sayılı Yasa kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun’un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.” denilerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli ve 2022/158 Esas 2022/294 Karar sayılı Kararı ile bozma ilamına uyulduktan sonra; “…Somut olayda; davacı …’in 13.03.1974 doğumlu olduğu, 15.03.1992 tarihinde 5434 sayılı Kanun kapsamında çalışmaya başladığı, 14.03.2015 tarihine kadar çalıştığı, 23 yıl 5434 sayılı Kanun kapsamında hizmetinin bulunduğu, yararlanması gereken fiili hizmet zammının 4 yıl 10 ay 15 gün olduğunu belirterek emeklilik başvurusu yapacağı tarihin 28.04.2019 tarihi olduğunu tespitini talep ettiği, davanın 07.11.2018 tarihinde açıldığı, böylece asıl davada dava tarihinden sonraki bir tarihte tahsis başvurusu yapabileceğinin tespitini istediği, davacının dava tarihinde aylık bağlanması için yazılı başvuru şartının henüz gerçekleşmemiş olduğu, ileriye etkili olarak hüküm tesisinin hukukumuzda mümkün olmadığı anlaşıldığından, Mahkememizin 2022/158 Esas sayılı asıl dava yönünden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi cihetine gidilmiştir.
Birleşen … 33. İş Mahkemesinin 2020/3 Esas sayılı dosyasında ise; davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen 4 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet süresinin tamamının sigorta başlangıcının geri çekilerek emeklilik yaş haddinden de düşülerek yaşlılık aylığı talebinde bulunduğu 06.11.2019 tarihini takip eden 01.12.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faizi ile birlikte kurumdan tahsilini talep etmiş olup, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet zammının kişilerin fiili hizmetine eklenmesi mümkün olsa da bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığının başlangıç tarihinden geri çekilmesi mümkün olmadığından, yaşlılık aylığı tahsis koşulları yerine gelmediğinden, birleşen dava yönünden davanın reddine dair karar verilmiştir.
C.2 nci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli ve 2022/158 Esas 2022/294 Karar sayılı Kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin verdiği son bozma kararı ile;. “…Eldeki davada, mahkemece davacının asıl davasında talep ettiği 28.04.2019 tarihi itibari ile tahsis talebinde bulunabileceğinin tespiti istemi bakımından verilen karar yerinde ise de, birleşen davada davacının 01.12.2019 tarihli tahsis talebinin varlığının dikkate alınması ile aşamalarda tahsis koşullarının gerçekleşmesinin mümkün olup olmadığının irdelenmemesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Buna göre, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30. maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir… ” denilerek karar 2. Kez bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince 2nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Somut olayda; davacının 13.03.1974 doğumlu olduğu, ilk işe giriş tarihinin 15.03.1992 tarihi olduğu, işten ayrılış tarihinin 04.11.2019 olduğu, 1686 gün 506 sayılı Kanun kapsamında çalışmalarının bulunduğu, 10035 gün 5434 sayılı Kanun kapsamında çalışmalarının bulunduğu, yararlanması gereken fiili hizmet zammı süresinin 4 yıl 10 ay 15 gün olduğu, 27.02.2015 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanun’un 4/a kapsamında çalışmaya başladığını belirterek emeklilik başvurusu yapacağı tarihin 28.04.2019 tarihi olduğunun tespitini talep ettiği, davanın 07.11.2018 tarihinde açıldığı, böylece asıl davada dava tarihinden sonraki bir tarihte tahsis başvurusu yapabileceğinin tespitini istediği, davacının dava tarihinde aylık bağlanması için yazılı başvuru şartının henüz gerçeklememiş olduğu, ileriye etkili olarak hüküm tesisisinin hukukumuzda mümkün olmadığı anlaşıldığından, Mahkememizin 2023/73 Esas sayılı dosyası yönünden davacının davasının hukuki yarar yokluğundan usulden reddi cihetine gidilmiştir.
Birleşen … 33. İş Mahkemesi’nin 2020/3 Esas sayılı dava dosyasında ise; davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen 4 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet süresi zammının sigorta başlangıcının geri çekilerek emeklilik yaş haddinden de düşülerek yaşlılık aylığı talebinde bulunduğu, davacının sigorta başlangıç tarihinin 15/03/1992 tarihi olduğu, 5510 sayılı Kanun’un geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun’un 60 ve geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğundan 18 yaşından sonra ve ilk kez emekli sandığı kapsamına alındığı, 15.03.1992 tarihine göre tahsis talep tarihi itibariyle (06.11.2019) 1686 gün 506 sayılı Kanun kapsamında çalışmalarının bulunduğu, 10035 gün 5434 sayılı Kanun kapsamında çalışmalarının bulunmasına göre geçici 81 inci maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (j) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5600 gün ve 53 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 13.03.1974 doğumlu davacının 53 yaşını doldurduğu, 13.03.2027 tarihinden 4 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammının geriye çekilmesi durumunda emeklilik tarihinin 28.04.2022 olduğu tespit edildiğinden, davacıya 28.04.2022 tarihini izleyen ay başı olan 01.05.2022 tarihinden itibaren emeklilik aylığı bağlanması gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak davacının davasının kısmen kabulü ile, davacının emeklilik tarihinin 28.04.2022 olduğunun tespiti ile 28.04.2022 tarihini izleyen ay başı olan 01.05.2022 tarihinden itibaren emeklilik aylığı bağlanmasına ve birikmiş aylıkların yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı ve davalı … vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyizinde; kendisi hakkında davalı Kurumca yapılan işlemlerin yerinde olmadığını, esasen fiili hizmet süresi zammı dikkate alınarak tahsis talep edilebilecek tarihin tespitini istemekte hukuki yararının bulunduğunu, buna göre asıl davasının reddinin yanlış olduğunu ve ayrıca birleşen dava bakımından da, davasının tamamen kabulü yerine kısmen kabulünün hatalı olduğunu davasının tamamen kabulüne dair verilen kararların önceden Yargıtay daireleri tarafından müstakar içtihatlar ile onanmasına dair karar verildiğini belirterek, verilen kararın kendisi lehinde bozulmasını talep etmiştir.
Davalı temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 1 inci maddesi ile 2829 sayılı Kanun’un 8 inci maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.