Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/819 E. 2023/1471 K. 21.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/819
KARAR NO : 2023/1471
KARAR TARİHİ : 21.02.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/180 E., 2022/8 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 26.01.2017
KARAR : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen rücuan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;davalı işvene ait işyeri sigortalılarından … maruz kaldığı iş kazası sonucu vefat ettiğini, hak sahiplerinden … ’na 35.327.64 TL tutarında, 01.09.2015-18.11.2015 tarihleri arasında 755.82TL fiili ödeme yapıldığını, …’na 166.154.46 TL gelir bağlandığını, 1.9.2015-18.11.2015 tarihleri arasında 1.511.64 TL fiili Ödeme yapıldığını, hak sahibi …’na 1.9.2015-18.11.2015 tarihleri arasında 755.82 TL fiili ödeme yapıldığını, 3.11.2015 tarihinde sigortalı olarak işe başlaması nedeniyle PSD hesabı bulunmadığını, ayrıca sigortalı için 1.466.69 TL tedavi masrafi yapıldığını, toplam kurum zararı 205.972.07 TL’ye ulaştığını, tanzim olunan raporda davalı işverenin %70 kusurlu olduğunu belirterek 10.298.6035 TL’nin davalıdan 5510 sayılı Kanun’un 21, 76 ve 6100 sayılı Kanun’un 107. maddesi uyarınca tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın usulden reddi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olduğunu, davacının taleplerinin gerçeği yansıtmadığını beyanda haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.06.2018 tarihli ve 2017/36 Esas, 2018/207 Karar sayılı kararıyla; dosya kapsamına uygun denetime elverişli kusur raporuna göre, maluliyete konu olayın iş kazası olduğu, sigortalının iş kazası neticesinde davalının sorumluluğu mahkememizce alınan kusur raporunda %70 olduğu tespit edilmiştir. Kurumun rücu hakkının hukuki dayanağı kendine özgü halefiyet olarak kabul edilmekte iken Anayasa Mahkemesince söz konusu maddenin halefiyetin kapsamını belirleyen ilgili cümlesinin iptali kararı sonrasında kurumun rücu hakkı hak sahiplerinin hakkından bağımsız yasadan doğan basit rücu hakkına dönüşmüştür. Bu doğrultuda kurumca ödenen miktarların, kusura isabet eden kısmının talep edilebileceği gerekçesi ile davacının davasının kabulü ile, 141.037,47 TL Psd gelirinin 28.09.2016 gelir onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1.026,68 TL tedavi giderinin sarf tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2.116,29 TL fiili ödemenin tediye tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 18.06.2020 tarihli ve 2018/2694 Esas, 2020/620 Karar sayılı kararıyla; hükme esas alınan kusur raporunun olaya uygun, açıklayıcı ve denetime elverişli olduğu, Kurum müfettişi tarafından hazırlanan inceleme raporundaki kusura dair değerlendirmeyle uyumlu olduğu, gerçek zararın belirlenmesine yönelik hesap raporunun yöntemine uygun olduğu, gerçek zararın Kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinden fazla olması nedeniyle gelirin ilk peşin sermaye değeri ile bağlı kalınarak hüküm kurulmasının yerinde olduğu (Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 02.03.2020 gün ve 2019/2115 E. 2020/1850 K. sayılı emsal kararı), fiili ödeme miktarlarının hükümde dikkate alınmasının doğru olduğu anlaşılmakla; istinaf başvurusunda bulunan taraf ve istinaf sebepleri de gözetilerek yapılan istinaf incelemesine göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK’nın 353 üncü maddenin birinci fıkrasının b bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizce; kesinleşen Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/189 E sayılı dosyasında alınan kusur raporu ile mahkeme dosyasından aldırılan kusur raporu arasındaki kusur oranlarında çelişki bulunduğu gözetilip, ceza davasında tespit edilen kusurun varlığına ilişkin maddi olgu hukuk hakimini bağlayacağından, mahkemece, kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile mahkum olanlara da bir miktar kusur verilmesi gerektiği gözetilmeli, kurum talebinin %100 ve dolayısıyla teselsüle dayalı işveren sorumluluğu 5510 sayılı Kanun’un 21/1, 21/4 kapsamında belirlenmeli yukarıdaki açıklamalar ışığında işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman başka bir bilirkişi heyetinden; kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınarak, oluşması halinde çelişki de giderilerek hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır, gerekçesi ile karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “bilirkişi heyetinden alınan 18.10.2021 tarihli raporda işveren şirket ortağı …’nin %5 oranında, İş Güvenliği Uzmanı …’ın %1 oranında olaya etkisi olduğu, bu etkilerin işverenin %70 oranındaki olaya etkisinin içinde değerlendirilmekte olduğu düzenlenmiştir. Davalı işveren … Malz San İç ve Dış Tic Ltd Şti’nin %70 oranında olaya etkisi olduğu, kazalı müteveffa …’nun %30 oranında kusurlu olduğunun rapor edilmesi ve bu doğrultuda düzenlenen hesap bilirkişisi raporu göz önünde bulundurulmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenler, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi kararı, bozma ilamı sonrasında aldırılmış olan kusur bilirkişisi raporu, denetime elverişli hesap bilirkişisi raporu, talep arttırım dilekçesi ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir” gerekçesi ile, davacının davasının kabulüne, 141.037,47 TL peşin sermaye değerinin 28.09.2016 gelir onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1.026,68 TL tedavi giderinin sarf tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2.116,29 TL fiili ödemenin tediye tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde: meydana gelen iş kazasında sigortalının kusurunun bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21/1, 21/4. 76/4 üncü maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, bozma sonrası alınan kusur raporuna göre kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.