YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/8291
KARAR NO : 2023/9980
KARAR TARİHİ : 19.10.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1306 E., 2023/1358 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/291 E., 2022/418 K.
Taraflar arasındaki hizmet ve prime esas ücretin tespiti davasından yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının davalı işveren şirkete ait işyerinde 01.11.2012-11.12.2015 tarihleri arasında, aylık net 3.000.00 TL ücretle şirket sahibinin emri altında koordinatör müdürü olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen 01.11.2012-28.05.2015 tarihleri arasındaki çalışmalarına ilişkin hizmetlerin tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, davacının şirketin işçisi olmadığını, komisyon karşılığında şirkete müşteri bulan aracı durumunda olduğunu, bu çevrede davacının davaya konu dönemde Bağ-Kur sigortalılığı kapsamında kendi adına “emlak alım satımı” işi ile iştigal etmekte olduğu işyerinin bulunduğunu, ücretle ödemesine tabi olarak çalışması bulunmadığını, davacının … İnşaat adlı şirketini kapatacağını ve sağlık giderlerinden yararlanabilmek ve mağdur duruma düşmemek için kendisinin şirket yetkilisi …’dan ricası üzerine, son zamanlarda 29.05.2015 -11.12.2015 tarihleri arasında şirket çalışanı/sigortalı olarak gösterilmiş olmasının, yapılan işin hizmet akdine davalı olduğunu göstermeyeceğini, esasen eylemli olarak hizmet akdine tabi çalışması bulunmadığını, şirket bünyesinden sigortalı gösterildiği dönemde de işyeri kira kontratının iptal edilmeyerek, emlak alım satımı ile ilgili ticari faaliyetini sürdürülmüş bulunduğunu, aylık 3000 TL ücret iddiasının 2018 yılına ait tanıkla ispat sınırı olan 2960 TL’yı aşmış olduğunu, bu konuda tanık dinlenmesine muvafakat etmediklerini, belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı işveren şirket bünyesinde 05.10.2013- 30.11.2015 tarihleri arasında çalışmaları bulunduğunu, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığının yöntemince araştırılarak saptanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekliğinden bahisle Kurum yönünden davanın ret edilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya ait işyerinde 01.02.2013 – 28.05.2015 tarihleri arasında 837 gün hizmet akdine tabi olarak asgari ücret karşılığı çalıştığının tespitine, bu süreye ilişkin çakışan Bağ-Kur sigortalılığının iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini beyan ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın talepleri gibi kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunu, usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, Kurum işlemlerinin mevzuata uygun bulunduğunu, davacının çalışma iddiasının yersiz olduğunu beyan ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
3.Feri müdahil Kurum vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunu, usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, kurum işlemlerinin mevzuata uygun bulunduğunu beyan ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan incelemede:
1-Kesintisiz çalışma istemi yönünden:
Davacı, 01.11.2012 – 11.12.2015 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde kesintisiz ve tam çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davacının, söz konusu işyerinden bildirimleri bulunmamaktadır.
Davacının, davalı işverene ait işyerinde hizmet akdi ile çalıştığına yönelik ilk derece mahkemesince gerekli incelemeler ve araştırmalar yapılmıştır. Bordro tanıkları ve komşu işyeri tanıkları dinlenmiştir. Alınan tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının fiili çalışmasına yönelik Kuruma bildirilmeyen süreler yönünden hizmet tespitine yönelik ilk derece Mahkemesi değerlendirmesi yerindedir.
2-Prime esas kazanç tespiti yönünden:
Hizmet akdine tabi olarak geçen ve davalı Kuruma bildirilen zorunlu sigortalılık sürelerinde asgari ücretin üzerinde ücretle çalışıldığının tespitine ilişkin davanın yasal dayanakları olan 506 sayılı Kanun’un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1’inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanunun “Prime esas kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin 1’inci fıkrasının (a) bendinde, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır.
Diğer taraftan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş; 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği; 292 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200 ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunarak senetle kanıtlama zorunluluğunda parasal sınır 2.500,00 TL olarak belirlenmiş; anılan Kanun’un Geçici 1’inci maddesinin 2’nci fıkrasında, bu Kanunu, senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümlerinin Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır. Şu durumda senetle kanıtlamada parasal sınırlar; 2007 yılı için 460 TL, 2008 yılı için 490,00 TL, 2009 yılı için 540,00 TL, 2010 yılı için 550,00 TL, 2011 yılı için 590,00 TL, 01.10.2011 gününden itibaren açılan davalar yönünden ise 01/10/2011 tarihinden itibaren 2.500,00 TL olarak uygulanmaktadır.
Somut olayda; davacı, aylık ücretinin net 3.000,00 TL olduğunu ileri sürmüş ise de, davacı bu iddiasını yazılı deliller ile kanıtlayamaması karşısında; ilk derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklamalar itibariyle; dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
3.Fer’i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti ve prime esas ücretin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddesi 5510 sayılı Kanun’un 80 inci madde hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı,davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıdaki yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililerden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.