YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/87
KARAR NO : 2023/879
KARAR TARİHİ : 07.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/455 E., 2022/587 K.
DAVALILAR : 1- … vekili Avukat …
2- … İnşaat Taahüt Tic. San. Ltd. Şti.
vekili Avukat …
3- … 4- …
DAVA TARİHİ : 20.01.2014
HÜKÜM/KARAR : Asıl dava kısmen kabul, birleşen dava kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen rücuan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ve davalı … İnş. Taah. Tic. San. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile asıl ve birleşen davada; kurumlarına kayıtlı iş gören … İnş. Taah. Tic. San. Ltd. Şti. isimli işyeri işçilerinden … sigorta sicil numaralı …’in 16.04.2012 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda vefat ettiği, sigortalının hak sahiplerine 97.873,32 TL tutarında ilk peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, kaza ile ilgili Gümüşhane Cumhuriyet Başsavcılığınca 2012/624 esas sayılı dosyası üzerinden soruşturma başlatıldığını, kaza ile ilgili sigorta müfettişince hazırlanan raporda kazanın iş kazası olduğu ve işveren hakkında 5510 sayılı yasa 21/1 ve 76/4 üncü maddelerinin uygulanmasının gerektiğinin belirtildiği, bu sebeple yargılama sırasında alınacak kusur ve tazminat raporları doğrultusunda kenisleşecek miktara göre miktar artırımı yapma haklarını ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutaraka ödemeye veya tahsis onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … İnş. Taah. Tic. San. Ltd. Şti. vekili; süresinde cevap dilekçesi vermeyerek süresinde süre uzatım talebinde bulunduğu ancak duruşma tarihine kadar herhangi bir beyanda bulunmadığı, süre uzatım dilekçesinde görev, yetki, derdestlik, husumet, hak düşürücü süre gibi ilk itirazları ile zamanaşımı definde bulundukları varsayılarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.10.2015 tarihli ve 2014/23 Esas, 2015/903 Karar sayılı kararıyla; davalı … İnş. Tah. Tic. San. Ltd. Şti’nin %65 oranında, kazalı duvar işçisi …’in ise %35 oranında kusurlu olduklarını kabul ile, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilerek 55.374,69 TL asıl alacağın gelir bağlanma onay tarihi olan 29.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … İnş. Tah. Tic. San. Ltd. Şti. tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemiz 04.07.2019 tarih 2017/2590 E., 2019/5834 K. sayılı ilamı ile “… kesinleşen … Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/339 E. sayılı dosyasında alınan kusur raporu ile mahkeme dosyasından aldırılan kusur raporu arasındaki kusur oranlarında çelişki bulunduğu gözetilip, ceza davasında tespit edilen kusurun varlığına ilişkin maddi olgu hukuk hakimini bağlayacağından, mahkemece, kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile mahkum olanlara da bir miktar kusur verilmesi gerektiği gözetilmeli, kurum talebinin %100 ve dolayısıyla teselsüle dayalı işveren sorumluluğu 5510 sayılı Kanun’un 21/1, 21/4 kapsamında belirlenmeli, kusur yönünden kurum temyizi olmaması nedeni ile işveren lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek yukarıdaki açıklamalar ışığında işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman başka bir bilirkişi heyetinden; kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınarak, oluşması halinde çelişki de giderilerek hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.” gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak, 07.10.2020 tarih 2019/395 E., 2020/409 K. sayılı kararı ile davalı şirketin işveren vekili konumundaki dava dışı …’ın %30, inşaat teknikeri dava dışı …’ın %30, şantiye şefi …’un %30, dava dışı sigortalı işçinin ise %10 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği, bu kapsamda davalı şirketin çalışanlarının kusur oranları ve TBK ilgili hükümleri gereği adam çalıştıranın sorumluluğu düzenlemesi gözetildiğinde, davalı şirketin işyerinde bulunan tehlikeleri belirlemediği, tehlikeleri ortadan kaldırmak için gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almadığı ve dava dışı sigortalı işçinin eğitim, sağlık raporu ve işe giriş şartlarını yerine getirmediğinden davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde %90 kusurlu olduğu, sigortalının ise olayın meydana gelmesinde tali kusurlu (%10 olduğu) kabul edilerek, işveren hakkında 5510 sayılı Kanun’un 21 inci maddesi gereğince, ilk verilen kararın kurum tarafından temyiz edilmemesi nedeni ile davalı şirket yönünden usuli kazanılmış hak gözetilerek 55.374,69 TL ilk peşin sermaye değerli gelirin onay tarihinden itibaren davalıdan tahsili ile davacı kuruma verilmesine karar verilmiştir.
C.Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum ve davalı … İnş. Tah. Tic. San. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 28.04.2021 tarih 2021/233 E., 2021/6136 K., sayılı ilamı ile adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında alınan kusur raporunun yerinde olmadığı gözetilerek, kusur sorumluluğu gözetilmeli, işveren ve 3. kişilerin kusurları ayrı ayrı belirlenmeli, davada talebin teselsüle dayandığı da gözetilerek, önceki bozma ilamında belirtiğimiz usul ve esaslar çerçevesinde; kusur yönünden kurum temyizi olmaması nedeni ile işveren lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek yukarıdaki açıklamalar ışığında, önceki bozma ilamımızda belirtilen şekilde işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman başka bir bilirkişi heyetinden; kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınarak, oluşması halinde çelişki de giderilerek hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır, gerekçesi ile bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak, 28.09.2022 tarih 2021/455 E., 2022/587 K. sayılı kararı ile davalı işveren şirketin meydana gelen iş kazasında %62 oranında, dava dışı sigortalının %35 oranında, üçüncü kişi davalı …’ın %1 oranında, davalı …’un %1 oranında, davalı …’ın %1 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek, asıl davanın kısmen kabulüne 55.110,50 TL peşin sermaye değerli gelir alacağının, gelir bağlama onay tarihi olan 29.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacı kuruma verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın kabulüne, 27.687,34 TL peşin sermaye değerli gelir alacağının, gelir bağlama onay tarihi olan 29.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birleşen dosya davalılarından müştereken ve müteselsilen alınarak davacı kuruma verilmesine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı … İnş. Taah. Tic. San. Ltd. Şti. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı SGK vekili temyiz dilekçesinde; sigortalı işçiye verilen kusur oranının yüksek olduğunu, hesap raporunun hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı … İnş. Tah. Tic. San. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde; iş kazasının meydana gelmesinde kusurlarının bulunmadığını, hazırlanan kusur bilirkişi raporlarının soyut ifadeler ile hazırlandığını belirterek davanın reddi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21/1, 21/4, 76/4 üncü maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, bozma sonrası alının kusur raporu ile ek raporun olayın oluşuna uygun olmasına göre kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz eden vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…